Katma Değer Vergisi

KDV, harcamalar üzerinden alınan vergilerin en gelişmiş ve modern türüdür. Bu vergi genel olarak tüm mal ve hizmetleri vergilendiren, üretim aşamasından tüketim aşamasına kadar tüm iktisadi aşamaları kapsayan çok aşamalı ve bu aşamaların her aşamasında yaratılan katma değeri vergilendiren bir yayılı muamele vergisidir. KDV, genel bir harcama vergisi olarak hemen hemen tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarının belirli bir oranı şeklinde alınan geniş kapsamlı yayılı bir muamele vergisidir. Bu vergi, mal ve hizmetlerin üretiminden tüketimine kadar uzanan her aşamasında oluşan katma değer üzerinden alındığı için tarafsız bir vergidir.

Satın alınan iktisadi kıymetler için ödenen KDV; tamamen aynı dönemde indirilebiliyorsa, “Tüketim Tipi KDV”; yıllara yayılarak indirilebiliyorsa, “Gelir Tipi KDV”; o dönemde indirilemiyorsa, yani ödenen KDV firmanın üzerinde kalıyorsa, “Gayrisafi Hasıla Tipi KDV”; sermaye gelirinden indirilebiliyorsa, “Ücret Tipi KDV” söz konusudur. Türkiye’de Tüketim Tipi KDV uygulanmaktadır.

KDV’nin mükellefi, verginin konusuna giren işlemleri yapanlardır. KDV’ye tabi mal teslimi veya hizmet ifası ile mal veya hizmet ithalatını yapanlar; ister Türk vatandaşı olsun isterse yabancı bir ülke vatandaşı olsun veya diğer vergiler açısından tam veya dar mükellef olsun, söz konusu işlemleri yapmalarından dolayı KDV’nin mükellefi olurlar.

KDV’de genel olarak vergiyi doğuran olay ise, malın teslim veya hizmetin ifa edilmesi ya da mal veya hizmetin ithal edilmesidir. Mal teslimlerinde vergiyi doğuran olay, malın teslim edilmesidir. Hizmet ifalarında vergiyi doğuran olay, hizmetin ifa edilmesidir. İthalatta vergiyi doğuran olay gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin başladığında, gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescili anında meydana gelir. KDV’nin matrahı, iktisadi bir değerdir. İktisadi değer ise, KDV’ye tabi işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir.

KDVK’da aksine hüküm bulunmadıkça KDV mükellefleri gerçek usulde vergilendirilirler. Gerçek usulde vergilendirme; mükelleflerin vergiye tabi işlemleri için düzenledikleri belgeler üzerinde hesapladıkları KDV’den, bu işlemler için alış belgeleri üzerinde gösterilen KDV’lerin indirilmesi ve varsa kalan verginin vergi dairesine ödenmesini ifade eder. Mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar KDV beyannamelerini, vergilendirme dönemini takip eden ayın yirmi altıncı günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine vermekle yükümlüdürler.

KDV, mükellefin iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesince tarh edilir. Gayrimenkul teslimlerinde mükellefin istemi hâlinde KDV, beyanı üzerine gayrimenkulün bulunduğu yer vergi dairesince tarh edilir. İthalde alınan KDV ise ithal edilen malın yurda girdiği yer gümrük idaresince tarh edilir.

KDV’de istisna, teslim edilen mal veya ifa edilen hizmetlerin bazı özellikleri nedeniyle KDV’ye tabi olmamasını ifade etmektedir. KDV’de istisna; “tam istisna” veya “kısmi istisna” şeklinde uygulanabilmektedir. Tam istisnada, mal teslimi veya hizmet ifası şeklindeki işlemler üzerinden KDV alınmadığı gibi bu işlemle ilgili olarak işlemde bulunan tarafından yüklenilmiş olan KDV’nin indirilmesi, indirimle giderilememesi hâlinde işlemin yapıldığı ay itibarıyla mükellefe iadesi yoluyla, istisnaya konu olan mal veya hizmetin KDV yükünden tamamen arındırılması söz konusudur. Kısmi istisna ise, mal teslimi veya hizmet ifası işlemleri üzerinden KDV’nin alınmaması, ancak bu mal ve hizmetler üzerinden daha önce ödenen KDV’nin indirilmemesini ifade etmektedir.