Eleştirel Pedagoji ve Çocuk

Eleştirel pedagoji kapitalizmin (geç kapitalizmin ya da diğer bir deyişle daha radikal olan neoliberalizmin) özelleştirmeci, bireyci, rekabetçi ve kar amaçlı politikalarına karşı çıkarak okul ve sınıf ortamında gündelik yaşamdaki sosyal ve politik konulara bilinç kazandırmayı hedefler. Kapitalizm ya da neoliberalizm, eğitim sistemine rekabet mantığını yerleştirerek sadece piyasa mantığını temel alır. Eğitimde en tehlikeli unsurun eğitimin ve eğitimdeki bireylerin öznel deneyimlerinin piyasallaştırılmasıdır. Eğitimde farklılık yerine katı bir standartlaşmayı temel alması neoliberal ideolojinin temelinde yer alır. İşbirlikçilikten çok rekabet, gruptan çok birey ön plandadır. Böyle yaparak eğitim alanı bir şirket gibi düşünülerek özelleştirilir ve toplumda sosyal adaletsizlik ve eşitsizlik ortaya çıkar. Kapitalist mantıkta öğretmen ve öğrenciler fabrikada çalışanlar gibi belli yöntemleri, yaklaşımları ve becerileri edinmek zorunda olan teknik birer eleman olarak görülür. Bu çerçevede, serbest piyasa kültürüne uygun olarak rekabet anlayışıyla tüketim kültünün öznelliği vurgulanır. Gerçek sosyal ve politik olaylar eğitim müfredatlarında elenir ve görmezden gelinir. Eleştirel pedagoji kapitalist mantığı eleştirerek demokratik bir eğitim anlayışı olup farklılıklara, kolektif eyleme ve toplumda değişim yaratmaya odaklanır. Eleştirel pedagoji bu anlamda tarafsız bir eğitimin olmadığına, aksine politik bir eylem ve bilgi ile iktidar arasında bir ilişki olduğunu vurgulayarak insan hakları, demokrasi ve adalet kavramlarını ön plana çıkarır. Eleştirel pedagoji cinsiyet, ırk, sınıf, etnisite konularına önem vererek ezilenlerin ve dışta bırakılanların söylemlerine odaklanır. Marjinalleştirilen, yabancılaştırılan ve ezilenlerin yaşadığı sosyal adaletsizlik ve eşitsizliği okul ortamında tartışarak topluma katkıda bulunmayı hedefler.

Eleştirel Pedagojide Bilinç , Diyalog, Sorunsallaştırma ve Eylem

Eleştirel pedagojide bilinç kazandırma ya da farkındalık yaratma sosyal, politik ve ekonomik çelişkileri algılamak ve gerçekliğin ezici unsurlarına karşı eyleme geçmek olarak tanımlanabilir. Etrafında meydana gelen sosyo-politik konularında farkında olan öğrenciler tarihe sorumlu özneler katılırlar. Sadece var olan sistemi devam ettirmek bir özgürlük alanı olamaz. Bu yüzden sosyopolitik bilinç kazanma var olan ezici olaylara itiraz etmek ve sorgulamakla başlar. Özneler artık bilginin ve sistemin nesnesi olmaktan kurtularak kendi eyleminden sorumlu olan ve buna göre davranan özneler olurlar. Freire için sorgulamak yaratıcı bir süreçtir ve gerçek olaylardan yola çıkarak eyleme geçmektir. Bilinç kazanmak, verileni olduğu gibi kabul etmemek anlamına gelir. Eleştirel pedagojide diyalog öznenin diğer öznelerle karşılaşma, onları dinleme ve diyalog içerisine girmeyi ifade etmektedir. Diyalog kavramı bu anlamda üreticidir ve dönüştürücüdür. Diyalog, Freire için diyalojiktir çünkü içinde diyalektiği ve eleştirelliği içerir. Diyalog içerisinde önce bir tez vardır ve daha sonra anti-tez ile tez yapı söküme uğratılır ve senteze varılır. Fakat sentez de bir teze dönüşeceği için o tez de bir anti-tez ile dönüştürülür. Böylece, süreç temelli bir özgürlük anlayışı geliştirilir. Diyalogun hedefi ideal bir özgürlüğe ulaşmak değildir. Aksine, özgürlük, verili ve sınırlı bir durumda o duruma verilen bir tepkidir. Diyalogun hedefi eylemdir. Eleştirel pedagojide sorunsallaştırma dünyayı ve toplumsal düzende olanı sorgulamak anlamak anlamına gelmektedir. Şeyler olduğu gibi görünmemektedir. İnsanın değerden düşmesi bir sorun olarak görülebilir. Eğitim alanında öznelerin katı hiyerarşi içerisinde olması ve yoğun ideolojilerin etkisinde kalması sorunsallaştırmanın temelini oluşturmaktadır. Eleştirel pedagojide eylemde, kuram ve pratik iç içedir ve birbirini tamamlar. Eylem, farklı bağlamlarda iktidarın nasıl işlediğini anlamaya çalışan bilinçli bir düşünme süreci olarak tanımlanabilir.

Eleştirel pedagoji, öğrencilerin her türlü edilgen yapılmasına karşıdır ve bu yaklaşımın ana hedefi eylemdir.Eylemin olması için öğrencilerin ve öğretmenlerin ve gerektiğinde yönetimin eleştirel pedagojinin demokratik ilkelerini okul içerisinde çalıştırması gerekmektedir. Eğitim alanında eleştirel pedagoji yaklaşımı ile öğrenci, öğretmen ve yönetim işbirliği ile dayanışma kültürü oluşur. Her türlü dışlayıcı uygulama reddedilir ve farklılıkları benimseyip içine alan uygulamalar kabul edilir.Ayrımcılık yerine farklılık pekiştirilir. Tarihsel olarak dışlanan ya da güçsüz bırakılan çocuklar ve kadınlar ya da diğer gruplar eğitim müfredatının içine yerleştirilir ve eğer bu dezavantaj durum müfredat ya da kitaplarda yok ise sınıf içi aktiviteler ile gündeme getirilir.Öğrenciler, eşitsizlik ve adaletsizlik ile ilgili tarihsel bilginin farkında olarak şu anda yaşanan olayları daha iyi anlayarak eylemde bulunabilirler.

Son Değerlendirmeler

Eleştirel pedagoji, öğretmen ve öğrencilerde sosyo-politik bilinç kazandırarak toplumda dönüşüm yaratmayı hedefler. Var olan sosyal ve politik konuları sorunsallaştırma, bu konularda birlikte diyalog içinde olma, işbirliği yapma, kolektif eylem için çalışma ve toplumda dönüşüm yaratma eleştirel pedagojinin ana konuları arasında yer almaktadır. Eleştirel okuryazarlık eğitimin her aşamasında olması gereken bir süreçtir çünkü toplumsal olaylara yönelik eleştirellik eleştirel pedagojinin ayrılmaz bir parçasıdır. Sınıf içinde demokratik ortam ve çok seslilik öğrencilerin kendi düşüncelerini özgürce ifade etmeleri açısından önemlidir. Günümüz eğitim sistemi kapitalizm refleksleri ile yürütülür ve eğitimin özneleri işçi olarak görülüp ezilir. Dar bir sınıfa sıkıştırılan öğretmenlerden iktidar korkusu ile verili sisteme hizmet etmesi beklenir ve öğretmenlerin öğrencilerle özgürleştirici diyalog kurması engellenir. Herkesin özgür bir toplumda istediği gibi yaşama miti pekiştirilir. Aslında, özgür bir toplumdan kasıt tüketim toplumudur çünkü beklenen herkesin istediği gibi tüketme özgürlüğünün olmasıdır. Bu ilke ise şu anlamda gelmektedir: İktidarın söylemlerine karşı çıkmadıkça istediğin gibi özgürsün anlamına gelir. Girişimci, rekabetçi, hırslı, başarılı ve çalışkan olduğun sürece kapitalist toplumda birey olarak özgür olabilirsin. Böyle yapılarak kolektif eylem, kolektif bilinç, sosyo-politik konularda eleştirel düşünme, yeni öznel deneyimler, etik temelli bir insan anlayışı, işbirlikçi eğitim, demokratik değerler, çok seslilik, sosyal-demokratik bir toplum, heterojen anlayış ve farklılıklar engellenir. Eleştirel pedagoji bu anlamda dönüştürücü, değişim yaratmayı hedefleyen, eyleme dönük, eleştirel bilinç kazandıran, diyaloga vurgu yapan, sosyo-politik konuları sorunsallaştıran dinamik ve özgürleştirici bir yaklaşımdır.