Osmanlı Dönemi Gramer Kitaplarında Çocuk
Osmanlı modernleşmesi Tanzimat dönemi ile başlamıştır. Bu dönemin aydınları, Batılılaşma politikasının bir sonucu olarak Osmanlı Devleti’nde Batılı - modern kavramları yerleştirmeye odaklanmış, bütün kurumlarda yenileşme ve ıslah hareketlerine girişmişlerdir. Bu dönem Türkçe hakkında gramer yazmanın da revaç bulduğu bir dönemdir. Gramer yazıcıları diğer aydınlar kadar kendilerini modernleşme sürecinden ve modernleşme misyonundan sorumlu hissetmişlerdir. Bu sorumlulukla gramer yazıcıları hedef kitlelerine göre dönemin hem ideal modern büyük tipini hem ideal modern çocuk tipini yaratmaya, modernleşme bilincini topluma yaymaya çalışmışlardır. Çocuğun ilk defa sosyal bir birey olarak görülmeye başladığı bu dönemde dönemin aydınları çocuğu gelişimi ve eğitimi bakımından ilk defa bir mesele olarak ele almışlarıdır. Nitekim Anadolu sahasında 16. yüzyılda yazılmış ilk gramer kitabında verilen örnekler çocuğun henüz bir birey olmadığını, hatta çocuğun terbiye edilmek için “dövülebilen” bir kimse olarak görüldüğünü göstermektedir. Gramer yazıcılarının dönemin toplumsal koşullarından ve siyasal ikliminden etkilendikleri, onların herhangi bir gramer konusunu anlatırken kullandıkları örnek cümlelerden, konunun pekişmesi için paylaştıkları öykü, anekdot gibi metinlerden anlaşılmaktadır.
Bu ünitede modernleşme döneminde kaleme alınmış olan Ahmet Cevdet Paşa’nın “Kavâ’id -i Türkîye” ile Hüseyin Câhid’in (Yalçın) “Türkçe Sarf ve Nahiv” adlı gramer kitaplarında verilen örnek cümlelerden yola çıkarak dönemin ideal çocuk tipinin ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu gramerlerde hitap edilen ideal çocuğun yaşı 5 -15/16 aralığı gibi görünmektedir ve bu gramerlerdeki örnek cümlelerden çocuğun cinsiyetinin de erkek olduğuna ilişkin bir izlenim doğmaktadır.
Söz konusu cümlelerde çizilen ve kodlanan bu çocuğun 3 bakımdan idealize edildiği görülmektedir: 1 -Kişilik / karakter özellikleri bakımından, 2 -görgü kuralları bakımından ve 3 - beden sağlığı bakımından. Dönemin kişilik / karakter bakımından ideal çocuk tipinin en önemli özelliği “çok, hep ve bıkmaksızın çalışması” dır. Bu çalışma özellikle ders için ayrıca günlük yaşam için geçerlidir hatta modern ideal çocuğun yaşamının merkezinde okul vardır. Çok çalışan bu çocuk azimlidir, sebatlıdır, zorluklar karşısında yılmaz, büyüklerine karşı saygılı ve itaatkârdır, büyüklerin nasihatlerine kulak verir, iyi kalpli ve iyi ahlaklıdır, namusludur, adaletlidir, naziktir, insaflıdır, yardımseverdir, boş durmaz, söz verilmedikçe konuşmaz, oyun oynamaktan veya gezmektense çalışmayı tercih eder, hele boş gezmek onun için hiç düşünülemez, kendisine ait olmayan bir şeyi almaz, iftira etmez, bütün insanları kardeş olarak görür, kimseye hakaret etmez, kendi hatalarının farkındadır ve zaten hatalarını da tekrar etmez, büyüklerini (babasını, öğretmenini) memnun ve mutlu etmeyi amaçlar vb. Görgü kuralları bakımından ideal çocuk az konuşur, yere tükürmez, yemek yerken ağzını şapırdatmaz vb. Beden sağlığına dikkat eden modern ideal çocuk sabahları erken kalkar, karnını doyurmadan okula gitmez, terli terli su içmez, terli terli rüzgârda durmaz, tozdan -kirden uzak durur, mikropların tehlikesinin farkındadır, sağlığı için jimnastik yapar, sağlığına dikkat eder, süt içer, soğuk su içmez.
Osmanlı modern ideal çocuğu ile ideal bir Müslüman erkek çocuğun birçok ortak noktası vardır. Çünkü bu dönem, bütün yenilenme ve değişme istek ve önerilerine rağmen yüzyıllardır etkisinde kalınan ve toplumda yerleşik olan İslam kültürünün doğal olarak topluma yön vermeye devam ettiği bir dönemdir.
Hedef kitleleri çocuklar olan bu gramer kitaplarında sınırlı oranda dönemin modern ideal büyük insanı hakkında da bilgi vardır. Bu sınırlı bilgilerden dönemin büyük insanına çocuklara karşı birtakım sorumlulukları olduğu, çocukların eğitimi ve yetişmesi için onlara da birtakım görevler düştüğü anlatılmaya çalışılmıştır. Söz konusu gramerlerdeki veride çocuğun kendi ağzından söylenmiş gibi verilen tek örnek cümlede çocuk, kendisi için sınavlarından kurtulmayı ve rahat bir nefes almayı dilemektedir.
Osmanlı modernleşmesi büyük ölçüde Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki modernleşme süreciyle benzerlik göstermektedir. Aradaki en önemli fark, Osmanlı modernleşmesinde çocuğa milliyetçilik bakımından açık bir görev yüklenmemişken Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarındaki modern ideal çocuğun en önemli özelliği Türklük ülküsüne sahip olmasıdır. Modernizm sonrası günümüz Türkiye'si toplumsal yapı bakımından çok yönlü ve parçalı bir görünümdedir; ailelerin tercih ve beklentilerine göre günümüzün ideal çocuğu hâlâ yer yer modernleşme öncesi ve modernleşme dönemi ideal çocuğuyla ortak özellikler sergileyebilmektedir. Başka bir deyişle, günümüz Türkiye'sinde modernleşme öncesi ve modernleşme dönemi ideal çocuk tipinin tam olarak ortadan kalktığı ve bu çocuk tipinin hükmünü tamamen yitirdiği söylenemez.