Behice Boran
Giriş
Behice Boran, Türkiye'ye Amerikan sosyoloji anlayışını ve onun egemen sosyolojik yaklaşımı yapısal-işlevselciliği getiren ve temsil eden bir sosyologtur.
Boran'ın Türkiye'ye kazandırdığı veri merkezli toplumsal araştırma yapma tekniği, kendisinden sonra öğrencileri tarafından geliştirilerek sürdürülmüştür.
Boran, Türkiye'de Ankara ekolü olarak tanımlanan ekolün kurucuları arasında yer almaktadır.
Yaşamı
Boran, 1910 yılında Bursa'da doğmuş, Amerikan Koleji'nde orta öğretimini tamamlamış ve felsefe bölümüne devam etmiştir. 1934 yılında sosyoloji doktorası yapmak üzere ABD'ye giden Boran, 1939'da Ankara Üniversitesi'ne Doçent olarak atanmıştır.
1948 yılında üniversitedeki görevine son verilen Boran, 1965 yılında Urfa milletvekili olmuş, 1970'de de Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanlığı'na seçilmiştir.
Boran, 1987 yılında Brüksel'dE hayatını kaybetmiştir.
Sosyoloji Yaklaşımı
Boran, yapısal-işlevselci sosyoloji yaklaşımına ve Amerikan sosyoloji anlayışına sahip; bilimsel evrenselliğe, pozitivizme, determinizme sıkı sıkıya inanan bir sosyologtur.
Siyasal görüşleri açısından Marksist bir eğilimde olan Boran, maddeci anlayışı sosyolojik yorumlarına taşımıştır.
Milli bilim anlayışına karşı çıkan ve evrensel bilim anlayışını benimseyen Boran'a göre bilimin amacı, gerçeği bütünüyle anlamak ve ona göre harekete geçmektir.
Toplumsal Yapı ve Toplumsal Değişme
Sosyal değişme ve toplumsal evrim meselesini sosyolojinin başlıca konusu olarak kabul eden Boran'a göre, toplumlar endüstri devrimi öncesinde gelenekçi bir yaşam biçimine sahiptiler.
Sosyolojinin temel görevi; çeşitli toplum tiplerinde, çeşitli zaman ve mekân koşullarında, sosyal değişme sürecini ayrıntılı şekilde ortaya çıkarmaktır.
Köy Sosyolojisi
Boran, köy sosyolojisi araştırmalarıyla ova ve dağ köylerinin değişme düzeylerini belirlemeye çalışmıştır.
Nüfusu ne olursa olsun, halkı toprağı sürerek geçinen toplulukları köylü olarak tanımlayan Boran, köylerin kapalı, birbirinden ayrı duran birimler olduğunu belirtir. Köy topluluğunu oluşturan bireyler arasındaki ilişkilerde hısımlık, akrabalık ve ikinci derecede komşuluk bağları hakimdir. Köy yaşamını gelenekler, örf ve adetler kontrol eder.
Köylerde cinsiyete dayalı bir iş bölümü geçerlidir. Erkek, üretim faaliyetlerini, üretimin idaresi ve kontrolü, ürünün piyasaya sürülmesi, kredi temini, ailenin kasabadaki alış verişini, mahkeme, vergi, nüfus gibi resmi işlerini takip eder.
Kadın, ev ve tarla işlerini yapar.
Köy de egemen olan tarımsal üretim ilişkileri sistemi, erkekle kadın arasındaki ast-üst ilişkisini belirler.
Tarım, çiftçi için sadece kazanç sağlayan bir araç değil, aile ve geleneğe bağlı bir yaşam tarzıdır.
Kentleşme, Sanayileşme ve Kalkınma
Tarihin her döneminde uygarlık merkezleri kentler olmuş, insanlığın ilerlemesinde kentler öncülük etmişlerdir.
Kentleşmenin gerçekleştiği ülkelerde kente, toplumun bütün ilişki biçimlerine egemendir.
Toplumsal değişmenin Batılılaşma doğrultusunda gerçekleşmesi gerektiği görüşünde olan Boran, Türkiye'nin Batı'da görülen evrensel evrim kurallarına göre değişim geçirmekte olduğu kanaatindedir.
Köylerin sosyal koşulları değiştirilerek köy ile şehir arasında iş bölümü dışında bir fark kalmadığı, teknik ve kültür açısıdan insanlar aynı düzeye getirildikleri zaman köy sorunu halledilmiş, Türkiye uygarlaşmış olacaktır.
Kentlerin büyümesiyle birlikte şehirlerde toplumun farklı gereksinimlerini karşılayan semtler oluşur.
Kentler büyüdükçe sosyal sınıflar da kentin farklı bölgelerinde kümeleşir.
Toplumsal değişme teknolojik birikimlerle, kalkınma ise kentleşme ve sanayileşmeyle gerçekleşir. Sanayi tarıma, şehir köye egemendir.
Sanayide kalkınma, ancak tarımda kalkınma ile beraber başarılabilir.
Türkiye'nin Toplum Yapısı
Sınıf çatışmaları sonucu Batılı toplumlarda görülen toplumsal ilerleme formlarınının Marx tarafından yapılan sınıflamayı evrensel bir ilke olarak benimseyen Boran, Türk toplum tarihindeki değişimi de bu anlayışa göre yorumlamıştır.
Boran Osmanlı toplum yapısını derebeylik veya merkezi feodal bir sistem, Cumhuriyet dönemini ise az gelişmiş burjuvazi sistemi olarak tanımlamaktadır.
Boran'a göre, Türkiye'nin gelişmesi, değişmesi, kalkınması ve insanca bir sosyal-siyasal düzenin kurulması sosyalist devrimin uygulamaya konulmasıyla mümkündür.
Sanat ve Edebiyat Sosyolojisi
Sanatkârın herhangi bir toplumsal sınıftan çıktığını ve bu sınıfının da sanatkârın ürettiği ürünler üzerinde etkili olduğunu belirten Boran, sanatın bireyci değil, toplumcu olması gerektiği anlayışının yanındadır.