Baykan Sezer
Giriş
Baykan Sezer, Kemal Tahir ve Marksist yöntem anlayışı ile ilgisini genelde tarihe, özelde Türk ve Osmanlı tarihine yöneltmiş, toplumlar arası ilişkiler bağlamında şekillenen Türk tarihine dayalı bir Türk sosyoloji anlayışı geliştirmiştir. Bu sosyoloji anlayışında Batı eleştirisi, tarihsellik ve yerlilik önemli bir yere sahiptir.
Yaşamı
Sezer, 1939 yılında doğmuş, Galatasaray Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi'ni bitirmiştir. 1971 yılında doktorasını savunan Sezer, 1976'da Doçent, 1988'de Profesör olmuştur. 1998 yılında İstanbul Üniversitesi'nden emekli olan Sezer, 2002'de vefat etmiştir.
Sosyoloji Yaklaşımı
Sezer'e göre, sosyoloji, toplumun bütününü ve her çeşit toplum olayını kapsamak ve açıklamak zorundadır. Bu amaçla konusu olan olayların uydukları genel yasaları araştırır. Böylece rastgele bilgiler sistemli bilgiye dönüşür ve sosyoloji de bilim kimliği kazanır.
Sezer'e göre sosyolojinin kendisi de sosyolojinin konusudur. Bu özelliği sosyolojinin mutlak bir bilim olmasını tartışmalı hale getirmektedir.
Sezer, Batılı sosyologların hiçbirini yeterli bulmaz.
Sezer'in sosyolojik görüşlerini etkileyen isimlerin başında Kemal Tahir gelmektedir. Bunun dışında Marksist literatürden ve Gordon Childe'dan da kısmen etkilenmiştir. Ancak hiç bir zaman Marksist anlayışın doğrudan savunucusu olmamıştır.
Sosyolojide toplumlar arası ilişkilerin belirleyiciliğini esas alan Sezer, toplumlar arası ilişkileri Doğu -Batı Çatışma Kuramı'na göre değerlendirir. Bu bağlamda, Türk toplumunun tarihsel çizgisini başka toplumların, uygarlıkların gelişme çizgileriyle birlikte, belirli eğilimler, kuramlar kapsamında açıklar.
Yöntem Anlayışı
Sezer'e göre, yöntem, sosyolojide farklı görüşleri kanıtlama görevi yüklenmiş bir araçtır. Ancak sosyolojide en doğru, en mükemmel yöntem şudur diye bir şey yoktur. Olmadığı için de yöntem konusu sosyolojide tartışmalıdır.
Sosyolojide yöntem, sosyologların olaylara bakışına göre değişir. Farklı sosyoloji yaklaşımlarına göre yöntem ve yönteme göre de kullanılan teknikler değişir.
Sosyolojinin kullandığı malzeme deneye elverişli değildir. Toplum üzerine çalışan sosyolojinin toplum alanında bir deney için gerekli koşulları sağlaması olanaksızdır. Sosyolojide önemli olan sosyoloğun gerçekle kurduğu ilişkidir.
Sosyoloji, yöntem konusunda matematiğe, istatistiğe yönelerek ürettiği bilginin geçerliliğini, mutlaklığını, bilimselliğini kanıtlamaya çalışmaktadır. Oysa sosyolojik bilgiye ulaşmanın yolu tarih, toplumlar arası ilişkiler ve temel etken faktörünün belirlenmesinden geçmektedir.
Batı Sosyolojisine Yönelik Eleştiriler
Sezer'e göre, Batı dünyasını açıklamaya dönük bir araç olan sosyoloji, Batı çıkarlarını ve üstünlüğünü savunur. Bu bağlamda da toplum üstü, mutlak ve her konuyu tarafsız şekilde ele alıp yorumlayan bir sosyoloji yoktur ve olamaz.
Batı sosyolojisi toplumların tümünü doyurucu şekilde açıklayamamakta, konuları ve sorunları Batı çıkarları açısından değerlendirmektedir.
Sosyoloji, egemen Batı çıkarlarını savunmak üzere ortaya çıkmış bir bilim dalıdır. Batı çıkarlarının, üstünlüğünün, felsefesinin, ideolojisinin savunusunu yapmaktadır.
Türk Sosyolojisi
Sezer, Türk toplumunu ve gerçeğini açıklayacak, Türk tarihi ve düşünce geleneğiyle ilişki kurarak sorunlarımızın çözüleceği yerli bir sosyoloji geleneği oluşturma çabası gütmüştür.
Türk sosyolojisinin kaynakları, Türk-İslam-Osmanlı tarihi ve düşüncesi, siyasetnameler ve Osmanlı tarihçilerinin metinleridir.
Türk toplum tarihi, Batılı kalıplar ile uyuşmaz. Türk toplumu, kimliğini ve önemini Doğu-Batı çatışması kapsamında, tarih içerisinde elde etmiştir. Türk tarihinde iki önemli olay vardır: Bunlardan birincisi Anadolu'nun Türkleşmesi, ikincisi ise Osmanlı'nın Batıcılaşmasıdır.
Türk toplumunun çıkarlarına uygun, Doğu-Batı bakış açısını referans alan, sorunları Doğu-Batı ilişkileri ve çatışması kapsamında ele alıp değerlendiren, sosyal yapımızı açıklayan, düşünce geleneğimiz ve tarihimizle ilişki kuran bir Türk sosyolojine ihtiyaç vardır.
Doğu-Batı Çatışması Kuramı
Doğu-Batı Çatışması tarihin başlangıcından beri varlığını korumakta, Doğu ve Batı toplumları, Hıristiyanlık ve Müslümanlık bu çatışma üzerinden kendilerini ve kimliklerini tanımlamaktadır.
Doğu-Batı Çatışmasının tarihteki ilk örnekleri Truva Savaşı, Yunan-Pers mücadeleleri, Haçlı Savaşları'dır. Doğu-Batı Çatışması bugün de Batı'nın Doğu'ya yönelik çeşitli saldırıları ile devam etmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun Özellikleri
Sezer, Osmanlı İmparatorluğu'nu Doğu-Batı Çatışması Kuramı ışığında yorumlar. Buna göre, Osmanlıyı Batı ölçülerine göre ele almak büyük bir yanlıştır. Onu kendi özellikleriyle, yasalarıyla ele alıp değerlendirmek gerekir. Osmanlılık gözden uzak tutularak, Anadolu'nun Türkleşmesi olayı, gerçek boyutlarıyla anlaşılamaz.
Osmanlılık, Doğu toplumlarının ve İslamiyet'in koruyuculuğunu yapan, zengin Doğu geleneğini daha da geliştirip ileriye taşıyan bir dünya siyasetidir.
Osmanlı üretim ilişkileri ATÜT veya feodalite ile açıklanamaz.
Osmanlının Batıcılaşması siyasal bir tercihtir.
Din Sosyolojisi
Bir üst yapı kurumu olan din, toplumların kendilerini tanıma, tanıtma aracı, kimlik ifadesi ve toplum ideolojisidir.