Mübeccel B. Kıray

Giriş

Sosyoloji anlayışının merkezine toplumsal değişme sorununu yerleştiren Kıray, Türkiye'de ampirik sosyoloji yapma tarzının, yapısal-işlevselci ekolün önde gelen temsilcisidir.

Kıray, sosyolojik araştırmalarında, toplumsal değişme, modernleşme bağlamında, geleneksel köy üretim ilişkilerindeki çözülme, gecekondulaşma, kentleşme gibi konulara ağırlık vermiştir.

Yaşamı

Kıray, 1923 yılında İzmir'de doğmuş, 1944'te Ankara Üniversitesi DTCF Felsefe Bölümü'nü bitirmiş ve Ankara Tüketim Normları başlıklı çalışması ile 1946'da doktorasını tamamlamıştır. Dört Farklı Kültürde Gösterişçi Tüketim başlıklı ikinci doktora çalışmasını ABD'de yapan Kıray, 1961 yılında ODTÜ'de öğretim üyesi olmuştur. İngiltere ve Norveçte'de konuk öğretim üyesi olarak çalışan Kıray, ODTÜ'den sonra İstanbul Teknik ve Marmara Üniversitelerinde de hocalık yapmıştır. 1995 yılında Türkiye Bilimler Akademisi şeref üyeliğine seçilen Kıray, 2007'de vefat etmiştir.

Sosyolojik Yaklaşımı

Sosyolojide pozitivist anlayış çerçevesinde ampirik içerikli teknikleri benimseyen Kıray, meslek yaşamında yapısal-işlevselci ve evrimci sosyoloji yaklaşımına bağlı kalmıştır.

Kıray; Behice Boran, Leslie White, Karl Marx, Max Weber, Emile Durkheim gibi sosyologlardan etkilenmiştir.

Kıraya göre, Amerikan sosyoloji büyük teorileri, evrensel bakışı değil, toplumun yaşadığı pratik sorunları ampirist çalışmalarla çözmeye çalışan bir anlayışı tercih etmektedir.

Sosyoloji disiplinlerarası bir bilim dalıdır. Geniş bir bilgi birikimi ve diğer sosyal bilimlerle işbirliği yapılarak doğru dürüst, geniş açılımlı bilgi üretilebilir. Sosyoloji mutlaka olgulara dayalı gözlemlerini, çeşitli teknikler kullanarak ve toplumsal değişmeyi göz önünde bulundurarak araştırmalar yapmalıdır.

Toplumsal Değişme Anlayışı ve Tampon Mekanizmaları Kuramı

Toplumsal Değişme Anlayışı

Kıray'ın toplumsal değişme sürecine bakışı ilerlemeci ve modernist bir çerçevede anlam kazanır. Buna göre, toplumlar bazı dönemlerde iç ve dış nedenlerin etkisiyle, bazı dönemlerde ise sadece dış nedenlerle çok hızlı veya orta hızda değişirler. Değişme bazen de yavaş olur. Ancak kendiliğinden gerçekleşen, fark bile edilemeyen bir değişme her zaman vardır. Değişme toplumsal yapılarda esas ve evrensel bir ilkedir.

Toplumlar arasında özde bir fark yoktur. Evrimsel süreç her toplumda benzer şekilde işler.

Türkiye, geleneksel yapıdan modern yapıya, feodal üretim ilişkilerinden kapitalist üretim ilişkilerine doğru değişmektedir.

Toplumsal yapının ögelerinin değişmesi tüm toplumsal yapıyı değiştirir. Toplumsal yapının bütün ögeleri aynı hızda ve miktarda değişmez. Arada boşluklar ortaya çıkar. Belli bir anda değişen bir toplumda hem eski yapıya hem de yeni yapıya ilişkin nitelikler bir arada görülebilir.

Toplum her zaman bir denge halindedir. Orta ölçekli değişmeler bu dengenin bozulmasına neden olur. Bu durumda tampon mekanizmalar devreye girerek toplumu geçiş döneminde yeniden dengede tutar.

Toplumsal değişmenin temelini insan-doğa çelişkisine bağlayan Kıray, dünyanın geleceğinin sanayileşmekten geçtiğini belirtir.

Tampon Mekanizmaları Kuramı

Orta ölçekli değişmelerin gerçekleştiği toplumlarda eski yapıdan yeni yapıya geçerken toplumsal dengenin bozulmasını önlemek üzere devreye bazı ara mekanizmalar girerek bütünleşmenin tamamen ortadan kalkması önlenir. Bu mekanizmalar dengesi bozulmuş toplumu yeniden dengeye getirir. Tampon mekanizmaları, çok yavaş ve çok hızlı değişmenin gerçekleştiği toplumlarda görülmez.

Köylülüğün Çözülmesi

Feodal üretim ilişkilerinden kapitalist üretim ilişkilerine geçiş sırasında kırsal alandaki nüfus topraktan koparak kentlere göç etmekte, bu da köylerdeki üretim ve mülkiyet ilişkilerini değiştirmekte, köylülüğün çözülmesine neden olmaktadır.

Köylülüğün çözülmesi toplumsal evrimin bir sonucudur.

Kent Sosyolojisi ve Saçaklanma Kuramı

Kentler, tarım dışı üretimin yapıldığı, kontrol edildiği, dağıtıldığı ekonomi, kültür, sanayi merkezleridir. Feodal kentler ile modern kentlerin özellikleri, yapıları ayrı olmakla birlikte kentler, farklı statülere mensup büyük nüfus kütlelerinin mesleki anlamda uzmanlaştığı ve farklı mekanlara dağılarak yaşadıkları alanlardır.

Metropolitenleşme, kentleşme olgusunun bir ileri aşamasıdır. Metropollerde büyük bankaların, sigorta şirketlerinin merkezleri, borsalar bulunur.

İleri teknolojili büyük sanayi kampuslarının yerleşmesinden bir süre sonra onların etkisi ile metropoliten kent ile uydu sanayi bölgesi arasında kalan kırsal yörelerde düşük kaliteli konut ve küçük işyerleri oluşur. Söz konusu yerler bu halleri ile az gelişmiş bir metropoliten alan niteliğini yansıtır. Alt gelir gruplarının konut ve hizmet fonksiyonlarını karşılar. Bu dağınık yerleşmeler yani saçaklanmalar, yeni yerleşme ihtiyacını yerine getirir. Daha büyük yatırımlar söz konusu olduğunda, saçaklanma biçiminde oluşan bu yerleşmelerin çevre kullanımı ve konut kalitesi hızla değişir ve üst orta tabaka konutları, apartman ve site yerleşmeleri ortaya çıkar.

Gecekondu Sorunu

Kıray, topraktan koparak kentlerin kenar bölgelerinde düzensiz şekilde, derme çatma ev yaparak yerleşen nüfusun yaşadığı alanları gecekondu olarak tanımlar. Gecekondular, arsasına para verilmeyen, işçilik ve malzeme açısından ucuza mal edilen barınaklardır. Gecekondularda yaşayan kesimler ise bir bakıma alt orta tabaka mensupları olarak marjinal işlerde çalışırlar.

Aile Sosyolojisi

Geleneksel toplumdan modern topluma geçiş sürecinde ailenin yapısı ve fonksiyonları da değişmekte, annenin statüsü yükselirken babanın otoritesi sarsılmaktadır. Bu değişim sürecinde kız evladın konumu ve toplumsal önemi artmaktadır.