Türk İslam Edebiyatının Kaynakları

Türk İslam edebiyatının kaynakları iki açıdan ele alınıp incelenebilir:

1. Sanatkârı ilmî ve fikrî düzeyde besleyen kaynaklar,

2. Sanatkâr ve eseri hakkında bilgi veren kaynaklar.

İnsanlar gibi medeniyetler de birbirlerini etkileme ve etkilenme özelliğinden uzak değillerdir. Türk İslam edebiyatı, İslam medeniyeti etkisi altında gelişen bir edebiyattır. Edebî eserin muhtevasına kaynaklık eden pek çok amil vardır.

Türk İslam Edebiyatı, İslâm dininin ve özellikle tevhit inancının oluşturduğu telakkiler, kavramlar ve bilgilerden yararlanarak gelişmiş bir edebiyattır.

İslamiyet’ten sonraki Türk edebiyatında mevzu, tema, kültür ve ideoloji değişikliği dil değişmelerinden daha fazladır. İslam’ın kabulüne kadar yerli ve kavmî bir edebiyat yaparak birbirine benzer şifahi terennümler ile yetinen Türkler, İslamiyet’ten sonra beşerî çehresi, millî çehresinden daha zengin, sosyal ve coğrafî çizgileri eskisinden daha başka bir edebiyat meydana getirmişlerdir.

İslam medeniyeti havzasında gelişen ilimler, İslam estetiğini ve sanat telakkisini beslediği gibi, edebî eserin muhtevasını da oluşturmuşur.

Türk İslam edebiyatı, genel olarak kitabi ve mücerret bir edebiyattır. Bu bakımdan lafzi ve manevi iktibas yoluyla Kuran ve hadis metinleri, peygamberlerin kıssaları ve mucizeleri, tarihî ve efsanevi kişiler ve maceraları, dinî ve felsefi telakkiler, çağın batıl ve hakiki olmak üzere tüm ilimleri, kültür ve dil bu edebiyatı ilimî ve fikrî anlamda besleyen (muhteva) kaynaklardır.

Çoğu, yaşadıkları dönem itibarıyla, iyi bir eğitim almış olan şairlerin Tefsir, hadis, fıkıh, akaid, kelam, siyer ve tasavvuf gibi İslam kültürünün bilim dallarından istifade etmeleri ve sanat telakkisiyle eserlerinde bu ilimlerden telmih ve iktibas yoluyla bahsetmeleri çok tabiidir. Özellikle tevhid, münacat, naat ve benzeri türlerde bu ilimlere dayalı fikir ve düşüncelere sıkça yer verilir.

Sanatkâr ve eseri hakkında bilgi veren kaynaklara tarihsel kaynaklar denir. Bu kaynaklar da iki grupta ele alınmaktadır:

1. Şaire ilişkin şahsi bilgilere ve sanatına dair değerlendirmelere yer veren biyorafik kaynaklar. Bunlardan bir kısmı şöylece zikredilebilir: Mecâlisü’n - Nefâis: Türk edebiyatında bilinen ilk tezkire, Ali Şir Nevai’nin (1441 -1501) 1491’de kaleme aldığı eseridir.

Heşt Behişt: 1538 yılında, Edirneli Sehi Bey (ö. 1548) tarafından yazılmıştır. Sehi Tezkiresi olarak da adlandırılır.

Tezkiretü’ş -Şuarâ: Latifi (1491 -1582) tarafından yazılmıştır. Türkiye Türkçesiyle yazılan ikinci tezkiredir. 1546 yılında yazılarak Kanuni’ye sunulmuştur. Latifi Tezkiresi olarak da bilinir.

Meşâiru’ş -Şuarâ: Âşık Çelebi (1519 -1571) tarafından kaleme alınmıştır. Son asırda: Bursalı Mehmed Tahir’in Osmanlı Müellifleri,

İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın Son Asır Türk Şairleri,

Sadettin Nüzhet Ergun’un Türk Şairleri,

Nail Tuman’ın Tuhfe -i Naili’yi bu cümleden olarak zikretmek mümkündür.

2. Edebî eser hakkında bilgi veren bibliyografik kaynaklar.

Edebî eser hakkında bilgi veren kaynaklarımız çok azdır. Bunlar, Mevzu`atu’l -Ulum, Keşfü’z -Zünun ve zeyilleri, Mahzenü’l -Ulum ’dur.