Yazılı Anlatım Türleri (Edebî Türler)

Şiir Türünün Genel Özellikleri

İnsanlığın varoluşundan beri şiirin var olduğu ve bugün de duyguların anlatılmasının en etkili yollarından biri olduğu kabul edilmektedir. Bu sebeple her millet, her kavim kendi yaşam tarzı doğrultusunda bir şiir anlayışı, bir şiir geleneği meydana getirmiştir. Dönemler içerisinde milletlerin kültürleri birbirini nasıl etkilemişse, şiir gelenekleri de birbiri üzerinde etkili olmuştur. Şiirin toplum tarafından benimsenmesinin en önemli sebepleri, diğer anlatım tarzlarına göre daha etkileyici olması ve akılda kalması olarak belirtilmektedir.

Özellikle insan topluluklarının bilinmeyen zamanlarda yaşadığı olayların anlatıldığı bir tür olan destanların, çoğunlukla şiir şeklinde olması da bu özelliğe bağlanmaktadır.

Türk Şiirinin Dönemleri

İslamiyet’ten önceki Türk şiiri sözlü ve yazılı olarak iki döneme ayrılmaktadır. Sözlü edebiyat döneminde şiir söyleyen kişilere “ozan", "baksı" ya da "kam” denirdi. Ozanlar şiirlerini, çaldıkları “kopuz” eşliğinde söylerlerdi. Bu dönemin edebî türleri; destan, koşuk, sav ve sagulardır. Destanlar, bu türler içerisinde en önemlisidir. Şiirlerin tamamı hece ölçüsüyle yazılmıştır ve hece ölçüsünün daha çok 7’li, 8’li ve 11’li kalıpları kullanılmıştır. Kaşgarlı Mahmut’un Dîvânü Lügati’t Türk isimli eserinde bu dönemin şiirlerini bulabilmekteyiz.

Türkçenin bilinen en eski yazılı kaynakları Yenisey (Orhun) Yazıtları’dır. Türk edebiyatında yazılı dönemi, buradan itibaren başlatmak doğru olur.

İslamiyet etkisindeki Türk şiiri, birbiriyle aynı dönemde gelişen iki farklı edebiyat kolundan oluşmaktadır. Bunlar divan ve halk edebiyatı şeklinde adlandırılmaktadır. Divan edebiyatı, İslamiyet’in kabulünden sonra gelişmeye başlamıştır. Divan edebiyatıyla beraber Arapça ve Farsçanın oldukça etkili olduğunu görmekteyiz. Şiirlerde nazım şekli olarak; gazel, kaside, mesnevi ve rubai en çok kullanılanlar olarak dikkat çeker. Nazım birimi olarak “beyit”, ölçü olaraksa “aruz vezni” kullanılmıştır. Şairler şiirlerini “Divan” adını verdikleri kitaplarda toplamışlardır.

Halk edebiyatı ise İslamiyet öncesi Türk şiirinin Anadolu sahasındaki devamı niteliğindedir. Şiir türü olarak geleneksel Türk şiirinin özellikleri görülmektedir. Nazım birimi olarak dörtlük kullanılmıştır, kullanılan ölçü ise hece ölçüsüdür. Halk edebiyatında şiir yazıp söyleyenlere “Âşık” ya da “Ozan” denirdi. En çok eser verilen nazım şekilleri olarak; koşma, mani, ağıt ve destan sayılabilir.

Batı etkisindeki Türk şiiri ise dönemlere şu şekilde ayrılmaktadır:

Tanzimat Edebiyatı: Tanzimat Fermanı’nın siyasal etkisiyle paralel olarak, edebiyatta da bir Batılılaşma süreci başlamıştır. Şiirde biçim olarak çok ciddi değişikliklere gidilmese de, içerik olarak divan şiirinden bütünüyle farklılaşmanın olduğu görülmektedir. Dönemin en önemli sanatçıları; Şinasi, Namık Kemâl, Ziya Paşa, Recaizade Mahmud Ekrem ve Abdülhak Hamid Tarhan’dır.

Servet-i Fünûn Edebiyatı: Tanzimat edebiyatçılarının yoğun toplumsalcı bakış açısını bir kenara bırakıp, hem Batılı tarzda şiirler vermek isteyen hem de divan edebiyatının sanatsal zenginliğini geri getirmeyi arzulayan bir grup şair ve yazar, Servet-i Fünûn dergisi etrafında toplanmışlardır. En önemli temsilcileri Tevfik Fikret, Cenab Şehabettin, Hâlit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf’tur.

Fecr-i Âti Dönemi: Servet-i Fünûncular gibi isimlerini yeni bir hareketle özdeştirmek isteyen Şahabettin Süleyman, Refik Hâlit, Cemil Süleyman, Köprülüzade Mehmet Fuad, Tahsin Nahit, Yakup Kadri, Emin Bülent, Ali Süha, Faik Ali ve Müfit Ratib gibi yeni şairler 20 Mart 1909’da Hilal Matbaası’nda toplanarak yeni bir oluşumun ilk adımını atarlar. Ahmet Haşim de bu oluşumun içinde yer alır.

Cumhuriyet Dönemi: Kurtuluş savaşıyla beraber ülkede baş gösteren sosyal ve ekonomik sorunlara edebiyat da duyarsız kalmamış, millî edebiyat akımının “millîleşme” davasına “memleket edebiyatı” dâhil edilerek yeni bir akım oluşturulmuştur. Şiirde hece ölçüsü kullanımı yaygındır ancak aruz vezni kullanan şairler de olmuştur.

1940 Sonrası Türk Şiiri: II. Dünya Savaşı’nın etkilerinin son bulması ve sosyal hayattaki canlılık 1940’lı yıllarda şiire de yansımıştır. Bu dönemde farklı şiir anlayışları ve bununla beraber farklı şiir toplulukları ortaya çıkmıştır. Dönemin şiirine hâkim olan genel hava serbest şiirdir.

Garip Akımı: Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’ın başı çektiği bu akım, şiirin geleneksel ahenk unsurlarını hiçe saymıştır. Bu akımın temsilcilerinin şiirlerinin toplandığı Garip kitabı, oluşturulan akımın da ismini simgelemiştir. Oktay Rifat ve Melih Cevdet’in şiir hayatlarını daha sonraları farklı bir anlayışla devam ettirmeleri nedeniyle Orhan Veli, Garip akımını tek başına temsil etmiştir.

Maviciler: Garip Akımı’nın dilini eleştiren Maviciler daha şairane bir üslup geliştirmek için yola çıkmışlardır. Ortak amaçlar için toplanmış olsalar da farklı şiir anlayışlarına sahip şairlerden oluşan bir topluluktur

Hisarcılar: Mehmet Çınarlı’nın sahip olduğu Hisar dergisinden adını alan, kalabalık ve kendi döneminde çok etkili olmuş bir topluluktur. Hisarcılar, cumhuriyet döneminin toplumsal ve millî çizgilerini takip etmiş olsalar da millî edebiyatın saf Türkçeleşme çabasına karşı çıkmışlar, halkın konuştuğu dili kendilerine kıstas olarak almışlardır.

İkinci Yeniciler: Aslında bir topluluk ya da edebî akım olarak ortaya çıkmamışlardır. Her biri farklı ekollerden yetişmiş olan bazı şairlerin imgecilik başta olmak üzere, bazı özelliklerinin aynı olmasından dolayı edebiyat otoriterleri bu şairleri "İkinci Yeniciler" olarak adlandırmışlardır.

Konularına Göre Şiir Türleri

Lirik Şiir: Duygusal anlatımlara yönelik şiirlerdir. İnsana dair herhangi bir psikolojik vakanın coşkun bir dille anlatılmasına lirizm denir.

Pastoral Şiir: Doğal şiir olarak tanımlayabileceğimiz pastoral şiir, konu olarak köy yaşamını anlatır. Konusu gibi anlatım biçiminde de doğallık vardır.

Epik Şiir: Yunancada destan manasına gelen “epope” kelimesinden türetilmiştir. Epik şiirlerde kahramanlık konusu işlenmektedir.

Didaktik Şiir: İnsanlara hayatta karşılarına çıkabilecek zorlukları aşmak için öğretici bilgiler vermek, hikmet aşılamak yahut herhangi bir ideolojiyi yaymak amacıyla yazılmış şiirlere didaktik şiir denir.

Satirik Şiir: Herhangi bir olayı yahut fikri eleştiren şiir türüdür. Satirik şiirlerin ironik (alaycı ve düşündürücü) yapısı en dikkat çekici özelliğidir.

Dramatik Şiir: Acıklı ve/veya komik olayların gerektiğinde canlandırmaya (dramatizasyon) dönüştürülebildiği şiir türleridir.

Destanların Genel Özellikleri

Tarihin bilinmeyen dönemlerinde yaşanan ve milletleri derinden etkileyen tarihî ve sosyal olayları anlatan, çoğunlukla manzum olan edebî eserlere destan denir. Destanlar ve destansı öyküler, ilkçağlardan beri, dünyanın her yerinde, gelenekleri sonraki kuşaklara aktarmak için kolektif olarak üretilmiş edebî biçimlerdir. Destanlar, efsanelerden sonra bilinen en eski edebiyat türlerinden biridir. Destanlar doğal destanlar ve yapay destanlar olarak iki gruba ayrılmaktadır.