Az Gelişmişlik ve Nedenleri

Az gelişmişlik günümüz dünya ekonomisindeki önemli sorunlardan birisidir. Gelişmişlik kavramı önceleri yalnız kişi başına reel hasıla ya da üretim ve gelir düzeyi ile açıklanırken günümüzde sağlık, eğitim ve kurumsal yapılardaki eksiklikler ile birlikte ele alınmaktadır. Az gelişmiş ülkeler kalkınma sürecinde öncelikle gelirlerini artırma; diğer bir deyişle hızlı büyümenin yollarını araştırmaktadırlar. Leibenstein öncü çalışmasında az gelişmiş ülkelerin temel özelliklerini Ekonomik, Demografik ve Sosyal ve Teknolojik olmak üzere üç ana grup (özellik) altında sıralamıştır. Kurosaki (1963) ise az gelişmiş ülkelerin özelliklerini finans sektörü açısından ele almıştır.

Kalkınmanın ölçümünde gelir düzeyi, Satın Alma Gücü Paritesi ve İnsani Gelişme Endeksi gibi farklı yöntemler kullanılmaktadır. Farklı yöntemler geliştirmek amacıyla birçok çalışma yürütülmekte olup daha çok sahadan veri elde etme yönündeki çabalar dikkat çekmektedir.

Kalkınma sürecinde finansman kaynakları içi finansman kaynakları ve dış finansman kaynakları olmak üzere iki ana grupta incelenebilir. İç finansman kaynakları içinde en verimli olanı ülke içi tasarruflar olup bu tasarrufların yatırıma dönüştürülmesi beklenir. Az gelişmiş ülkelerde gelirin kısıtlı olması sebebiyle tasarruf miktarı da kısıtlı olduğundan yurt içi borçlanma ve vergiler diğer bir ülke finansman yöntemleri olarak öne çıkar. Dış finansman kayakları ise doğrudan yabancı yatırımlar, dış borçlanma ve hibe-yardımlar olarak sayılabilir. Az gelişmiş ülkelerde kalkınma sürecinde önemli kaynaklardan bir diğeri de özelleştirme gelirleridir.

Yoksulluk sadece ekonomik değil, psikolojik, sosyal ve kültürel boyutları olan bir kavramdır. Yoksulluk asgari yaşam standardına ulaşamamak olarak tanımlanabilir. Yoksulluk kavramı ilk kuşak çalışmalarda yeme-içme, barınma gibi temel ihtiyaçlar üzerinden tanımlanmış, ilerleyen dönemlerde özellikle Sen tarafından yapılan çalışmalar ile birlikte insanların kapasitelerini kullanabilmeleri üzerinden insani gelişmişlik kavramına doğru bir süreç başlamıştır. İnsani yoksulluğun ölçümünde İnsani Gelişme Endeksi’ne ek olarak Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi de kullanılmaktadır.

Yoksulluğun etkilerine bakıldığında, yoksulluğun kalkınma süreçlerini doğrudan ve dolaylı olarak etkilediği görülebilir. Doğrudan etkiler beşerî sermayenin olumsuz etkilenmesi yoluyla ortaya çıkmaktadır. Öncelikle yoksulluk, düşük ve kalitesiz bir eğitim düzeyi üzerinden ülkedeki beşerî sermaye oluşumunu olumsuz olarak etkilemektedir. Yoksulluk beşerî sermayenin ve kalkınmanın diğer bileşeni olan sağlık konusunda da olumsuz etkilere sahiptir. Düşük gelirli ülkelerde düşük doğum ağırlığı, yetersiz beslenme, gıda güvenliğinin eksikliği, spor yapma imkanlarının kısıtlılığı, yoğun çevresel kirliliklere maruz kalma gibi faktörler insanların fiziki ve ruhsal gelişmelerini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu ülkelerde sağlık sorunları yoğun olarak ortaya çıkmakta, sağlık harcamaları yetersiz kalmakta ve eğitimli personel kıtlığı nedeniyle sağlık sektörü bir bütün olarak verimsiz bir şekilde işlemektedir. Sonuç olarak ülkelerin kalkınma süreçleri olumsuz olarak etkilenmektedir.

Bu doğrudan etkiler yanında yoksulluğun kalkınma üzerinde farklı mekanizmalar yoluyla ortaya çıkardığı negatif etkiler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi eşitsizliklerdir. Yoksulluk çeşitli sosyal sorunlara yol açmak suretiyle de ekonominin işleyişini olumsuz etkiler. Yoksulluk kamu mali sistemini de olumsuz olarak etkilemektedir.