Turizm ve Çevre

Başarılı bir turizm etkinliğinin gerçekleşmesi ancak temiz, düzenli ve sağlıklı bir ortamda söz konusu olabilmektedir. Bununla birlikte turizm gelişmeleri, yoğun turist akımları ile çevreyi belirli ölçüde bozmakta, yıkıma uğratmakta ve böylece çevre kirliliğine de neden olmaktadır.

Dünyanın en hızlı büyüyen endüstrilerinden biri olan turizm, gelişme sürecinde sosyal ve kültürel çevre gibi tarihî ve doğal doku ile de sürekli bir etkileşim hâlindedir. Bu etkileşim sonucunda bazı olumsuzlukların da meydana geldiği bir gerçektir. Konu, uzmanlar tarafından ele alındıktan sonra, bu hususun, devlet politikası dâhilinde irdelenmesi ve turizm faaliyetlerinin çok uzun dönemli planlamalarla ele alınmasının gerektiği ortaya konulmuştur.

Turizm ve çevre arasında ortak bir ilişki vardır. Günümüzde çevre, turizmin birincil ve temel kaynağıdır. Ancak turizmin yine en önemli etkisi çevreye olmaktadır. Birçok turizmci, “turizm çevre bilimine dayalı bir toplum endüstrisidir” diyerek, çevre kaynaklarının istismar edilmesinin önlenmesi gerekliliği üzerinde durmaktadır.

Günümüzde çevre kirliliği yalnızca az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin sorunu değil bilakis gelişmiş ülkelerin de başta gelen sorunlarındandır. Belirtmiş olduğumuz gibi, bu sorunların medyana gelmesinde turizmin de etkisi göz ardı edilemez.

Bu sorunların en aza indirilmesi bakımından bilinçli ve planlı turizmin gelişmesi artık şart olmuştur. Bu da ancak çevrenin korunması ve çevre ile turizm ilişkisinin yasal düzenlenmesi ile gerçekleşebilmektedir.

Yasal düzenlemelerden, başta Çevre Kanunu olmak üzere, Kıyı Kanunu, Orman Kanunu, Boğaziçi Kanunu ve diğer kanun ve yönetmelikler örnek olarak gösterilebilir. Söz konusu kanunlarda çevrenin korunmasına aykırı davranışlardan ötürü adli/cezai ve idari yaptırımlar öngörülmüştür.

Gerek diğer ülkelerde ve gerekse Türkiye’de çevre kirliliği sorunu temiz ve sağlıklı bir gelecek açısından en büyük ortak endişe hâline gelmiştir. Ülkeler 1970’li yıllardan sonra plan ve hedeflerini belirlerken çevreyi de dikkate almışlar, özellikle uluslararası düzeyde çevre politikası giderek yaygın hâle gelmiştir. Çevre kirliliği konusunda ilk adım 1972 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Stockholm I. Çevre Kongresi ile atılmış ve 5 Haziran “Dünya Çevre Günü” ilan edilmiştir. Bu sayede çeşitli sempozyumlar, uluslararası kongreler, konferanslar ve diğer etkinlikler izlenmiş, ayrıca konu ile ilgili çok sayıda bilimsel araştırmalar yapılmıştır. Günümüzde çevre ile ilgili faaliyette bulunan kuruluşlar şunlardır:

  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
  • Avrupa Topluluğu (EC)
  • Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)
  • Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)
  • Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü (UNIDO)
  • Kuzey Atlantik Paktı (NATO)
  • Uluslararası Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)
  • Gönüllü Kuruluşlar

Görüldüğü üzere, çevre korunması alanında faaliyette bulunan kuruluşlar da önem taşımaktadır. Böylece sağlıklı ve temiz çevrede bilinçli ve düzenli turizmin gelişmesine olanak sağlanmaktadır.

Son olarak belirtmek gerekir ki, turizm ve çevre ilişkisinin olumlu yönde gelişmesi için turizmcilerin, çevreye karşı daha hassas ve daha duyarlı davranmaları gerekmektedir.