Turizmin Ekonomideki Yeri ve Önemi

Araştırmalar, turizm sektörünü katma değeri ve gelişme potansiyeli en yüksek sektör olarak göstermektedir. Bütün sektörlere doğrudan girdi sağlayan turizm sektörü, aynı zamanda istihdam imkânının en fazla olduğu sektördür. Turizm endüstrisinden elde edilen her bir milyon dolar, yirmi bin yeni iş imkânı yaratmaktadır.

Turizm döviz ve istihdam yaratması ile ekonomik, farklı kültürleri bir araya getirmesiyle sosyokültürel ve yarattığı kaynak kullanımıyla da çevresel faaliyetler bütünüdür.

Turizm ekonomisi; turistik olayların nedenlerini, kapsamını, gelişme koşullarını, sonuçlarını, bu olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini bilimsel yöntemlerle ekonomik açıdan araştırarak turizm olayının bağlı olduğu kanun ve ilkeleri ortaya koyan bir disiplindir.

Turizm, gelişmekte olan ülkelerde, gelir dağılımında adaletin sağlanması, istihdam imkânlarının artırılması, kişi başına gelirin yükseltilmesi ve ödemeler bilançosu açıklarının giderilmesi yönünde katkılar sağlar.

Bir ülkede turizmin ulusal ekonomiye katkısı üzerinde etkili olan faktörler; ülkenin kaynak stokları, teknolojik bilgi düzeyi, toplumsal ve politik istikrar, bireylerin davranış ve alışkanlıkları ile genel yatırım düzeyi olarak sıralanmaktadır.

Turizm ülke ekonomisi açısından ödemeler dengesine olumlu katkı sağlar; yatırımları uyarır, ekonomik kalkınmayı etkiler, kişisel gelirleri artırır, istihdam yaratır, kaynak dağılımını olumlu etki yapar, diğer ticari faaliyetleri uyarır, merkezi ve yerel kamu gelirlerini artırır.

Turizmin ülke ekonomileri açısından olumlu yönleri yanında, doğal olarak olumsuz yanları da mevcuttur. İthalat meylini artırması, arazi vurgunculuğunu tetiklemesi, iç fiyatları yükseltmesi, yabancı işgücü istihdamını artırması gibi olumsuz yanları da söz konusudur.

Endüstriyel gelişmeye uygun olmayan alanlarda, turizmin bir iktisadi faaliyet olarak geliştirilmesi önemli amaçlara hizmet edebilir. Bu yolla ülkenin bir tarafında kazanılan gelirin diğer tarafında harcanması; zenginliğin bu yörelere aktarılması ve refah düzeyinin yükseltilmesi anlamına gelir.

Bir bölge ekonomisine dışarıdan yapılan para enjeksiyonu, bölgesel ekonominin gelişmesini ve tüketim harcamalarının artmasını sağlar. Bu anlamda durgun bir bölgeye yönelik turistik aktivitenin başlaması, bölge ekonomisinin canlanmasını sağlar.

Turizmin yarattığı bu avantajdan yararlanmak isteyen birçok ülke, kalkınma planları içerisinde sektöre özel önem vermeye başlamıştır. Endüstrileşme imkânı olmayan bölgelerin turistik potansiyellerinin tespit edilmesi ve turizmin dört mevsime yayılmasına yönelik politikalar önem kazanmıştır.

Turizm sektörünün gelişmesine yönelik politikalar Türkiye’de de büyük önem kazanmıştır. Son yirmi yıldır Türkiye turizmi önemli ölçüde gelişme göstermiştir. Avrupa standartlarının üstünde inşa edilen tesisler, ülkeyi Akdeniz’in önemli merkezlerinden biri haline getirmiştir. Ancak Türkiye’de turizm daha ziyade bahar ve yaz aylarına yönelmiştir.

Günümüz dünyasında, turizmin ekonomilere gelir getirici bir sektör olduğunun bilincinde olan ve buna paralel olarak turizmde aşama yapmış ülkeler kıyı ve kültür turizminin yanı sıra, turizmi çeşitlendirmek, mevsimlere yaymak ve nitelikli personel istihdamını yıl boyu sürekli kılabilmek amacıyla sahip oldukları kış turizmi imkânlarından yararlanma yoluna gitmişlerdir.

Sanayileşme ve hızlı kentleşme sürecine giren dünya ülkeleri ve Türkiye’de şehir hayatının yorgunluk ve sıkıntılarından kaçan, yaz mevsiminde tatil yapma imkânı bulamayan veya yaz tatilini yapıp da bu alışkanlıklarını kışın da sürdüren insanlar kış turizmini hareketlendirmişlerdir.