Sürdürülebilir Turizm
Günümüzde ülkeler, bir ekonomik yaklaşım olarak turizme dayalı bölgesel kalkınma stratejisini öne çıkarmaktadır. Ancak turizm sadece ekonomik bir faaliyet olmadığı gibi sosyal, kültürel, psikolojik ve çevresel etkileri de olan bir alandır. Bu çerçevede siyasi ve toplumsal olaylardan kaynaklı bölgesel istikrarsızlıklar, turizme dayalı büyüme ve bölgesel kalkınma faaliyetlerinin sürdürülebilirliği önündeki engelleri teşkil eder.
Sürdürülebilirlik, çeşitlilik ve üretkenliğin devamlılığı sağlanırken, daimi olabilme yeteneğinin korunmasıdır.
Hepimizin hayatı doğal kaynaklara bağlıdır. Bu doğal kaynaklar da sonsuzluğa sahip değildir. Sürdürülebilirlik sağlamak demek, doğa ve insan arasında denge oluşturmak demektir.
Bir şeyi sürdürebilmek onu korumak, değer vermek ve belirli bir yaşam döngüsü içerisinde o şeyin devamlılığını sağlamak demektir. Bu süreç bir bütün olarak düşünülmeli ve toplumsal bir vizyon doğrultusunda küresel sistemin korunmasını kapsar.
Günümüzde karşılaşılan birçok problemin basit çözümleri vardır. Bireysel olarak sürdürülebilirlik, insanların yaşam tecrübesi ve öğrenmesi ile elde ettiği bilgileri doğru kullanarak daha yüksek bir refahın inşa edilme çabasına bağlıdır.
Çevrenin korunması tüm ulusların sorumluluğu altındadır. Bu misyon altında paydaşlar teknoloji, iklim, çevre, enerji ve diğer tüm doğal kaynakları uzun vadeli doğru planlar ile koruyabilir.
Sürdürülebilir kalkınma, kalkınmanın bir anlık değil süreklilik taşımasını ifade etmektedir. Doğal kaynakların gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılamasına imkân verecek şekilde bugünün ve geleceğin programlanmasını kapsar. Sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal, mekânsal, kültürel ve çevre boyutu bulunmakta ve her biri karşılıklı olarak birbirini etkilemektedir.
Kalkınma sürecinin başında yerel ölçekli görülen ve önemsenmeyen, nasıl olsa çözülür gözüyle bakılan çevre sorunları yerel olmaktan uluslararası bir boyut kazanmıştır.
1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde toplanan Çevre ve İnsan Konferansı'nda, 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kabul edilmiştir. Konferansta sunulan Çevre Bildirgesi’nde sürdürülebilirlik düşüncesinin temel dayanakları ortaya konulmuştur. Raporda “çevrenin taşıma kapasitesine ve kaynak kullanımında kuşaklararası hakkaniyete” dikkat çekilmiştir.
Sürdürülebilir turizm, çevre, varlık ve etkenlerin özelliklerini kaybetmeden ve verimlilikleri artırılarak sürekliliğinin sağlanması anlamına gelir.
Kalkınma ya da bölgesel gelişmede önemli bir sektör olan turizm, çevre ve doğal kaynaklarla olan sıkı ilişkisi nedeniyle kalkınma ve çevre çelişkisinin uyumluluğa dönüştürülmesi gereğini ortaya koymaktadır.
Turizmin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve bölgelere olan olumsuz etkilerinin azaltılması için çeşitli projeler üretilmiş ve hayata geçirilmiştir.
Sürdürülebiliriliği sağlamaya yönelik çabalar; yeşil ekonomi, ekolojk oteller yıldızlama sistemi, mavi bayrak, yeşil yıldız ve beyaz yıldız uygulamaları olarak sıralanabilir.
Bölgesel kalkınma için etkin stratejilerin kolayca uygulanabileceği faaliyet alanı turizmdir. Turizm emek-yoğun bir sektör olarak istihdam yaratabilmesi, turizm dışı doğal kaynakları az olan veya sanayisi gelişmemiş bölgelerde dış gelir getirmesi bakımından önemli bir kalkınma seçeneğidir.
Çevre sorunları yaşanabilir alanların azalması, doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesi, su-toprak-hava kirliliği, çölleşme, ozon tabakasının incelmesi, küresel ısınma gibi gelişmeler katlanarak artması biçiminde özetlenebilir.