Turizmde Büyüme ve Kalkınma
Büyüme, bir ülkede belirli bir dönemde mal ve hizmet üretiminde meydana gelen artışlardır. Yani reel hasıladaki artışlardır. Büyümeyi ifade edebilmek için reel gayri safi yurt içi hâsıla büyüklüğünün kullanılması gerekir. Çünkü reel hâsıla, piyasa fiyatlarında zaman içerisinde oluşan değişmelerin etkisinin ortadan kaldırılması suretiyle, üretilen mal ve hizmetlerin miktarındaki değişiklikleri gösteren bir büyüklüktür.
Reel hasılanın, o ülkede yaşayanların sayısına oranlanması ile fert başına reel hâsıla değeri elde edilir. Böylece ülke nüfusundaki artış göz önüne alınmış olur. Fert başına reel hasılada meydana gelen devamlı artışlar iktisadi büyüme olarak ifade edilir.
Büyüme iki yönlüdür: Birincisi; ekonomi tam istihdamda düzeyinde yeni üretim faktörleri ilave edilmesi veya teknolojik gelişme sonrasında mevcut üretim kapasitesinin genişlemesidir. İkincisi ise ekonomi eksik istihdamda iken kapasite kullanım oranlarındaki artıştır.
Kalkınma, birbiriyle sürekli ilişki içerisinde olan ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal ve teknolojik konulardaki yapısal değişim sürecidir. İktisadi kalkınma, bir ülkenin üretim yapısının yüksek katma değerli ürünler üretecek biçime dönüştürülmesi ve ortaya çıkan ürünün o toplumu oluşturan gelir grupları arasında adaletli bir şekilde dağıtılması ile yaşam standartlarının (refah düzeyinin) yükseltilmesidir.
Az gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin hızlı nüfus artışı, niteliksiz işgücü, sermaye birikimi ve doğal kaynaklar gibi kalkınmayı engelleyen sorunları vardır. Az gelişmiş ekonomilerde, özellikle gönüllü tasarruflar olarak toplulaştırdığımız, kişisel ve kamu tasarrufları son derece yetersizdir. Oysa kalkınmanın finansmanı için tasarruflar artırılarak yatırıma dönüştürülmeli ve teknolojik gelişme ile birlikte emek verimliliği artırılabilmelidir. Artan gelirle birlikte kalkınma için gerekli yapısal dönüşümün finanse edilmesi mümkün olabilecektir.
Gelişmekte olan ülkeler hammadde ihraç ederken, fiyatlar üzerinde fazlaca bir söz hakkına sahip değildir. Ancak ürettikleri turistik ürün fiyatları üzerinde önemli ölçüde kontrole sahip olabilirler.
Turizm, bir ülkede veya bölgede, kalkınmanın gerek finansmanında gerekse yapısal dönüşümün sağlanmasında önemli bir sektördür. Ülkeler turizmin ekonomik etkileri yanında, sosyal ve kültürel etkilerinden de yararlanmaktadır.
Turizm, tarım ve sanayide yeterli kaynak ve gelişme imkânına sahip olmayan ama zengin bir turistik potansiyele sahip bölgelerin, planlı ve etkin bir turizm politikaları uygulamaları ile turistik yönden dengeli bir şekilde kalkınmayı sağlamaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde yatırıma tahsis edilen kaynaklar sınırlı kalmaktadır. Kaynakların sınırlı oluşu, iç getiri oranı yüksek olan sektörlere yatırımı zorunlu hale getirir. Bu durum bölgelerarası dengesizliğe yol açmaktadır.
Sanayileşme imkânına sahip olmayan bölgelerin gelişmesi ve kalkınması, bu bölgelerin sahip olduğu turistik arz potansiyelinin değerlendirilerek arza çevrilmesi ile mümkün olabilir.
Kalkınma planlarının amaçlarının gerçekleştirilmesinde turizm önemli bir yere sahiptir. Genel olarak planların amaçlarına bakıldığında turizmin katkısı, gelir ve istihdam artışı, fiyat istikrarını sağlama, ödemeler dengesine olumlu katkısı, gelir dağılımında adaleti sağlamaya katkısı ve bölgeler arası dengeli kalkınmayı sağlamaya katkısı olarak sayılabilir.