Tüketici Yandaşlığı, Tüketici Hak ve Sorumluluğu

Günümüzde ürün sayısının ve çeşitliliğinin giderek artması ve işletmelerin satışlarını ve pazar paylarını artırmaları için zorlu rekabet koşulları altında olmaları, tüketim sürecinde zaman zaman tüketicilerin bazı sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır. Tüketici haklarını ihlȃl eden pazarlama uygulamaları, tüketici haklarını korumaya ve savunmaya yönelik bazı düzenlemeleri zorunlu hâle getirmektedir.

Tüketici yandaşlığı; üretici ve aracı işletmelerle tüketiciler arasındaki ilişkilerde, tüketicilerin haklarını korumak ve güçlerini artırmak amacı güden bir tüketici hareketi olarak tanımlanabilir ve giderek daha çok önemli bir kavram hâline gelmektedir. Bunun en önemli nedeni; tüketicilerin eğitim ve gelir seviyelerinin artması, çevre bilincinin gelişmesi ve ekonomik, sosyal, kültürel, teknolojik vb. gelişmelerin etkileri ile tüketici haklarını korumaya yönelik gelişmelerin geçmişe göre daha fazla öne çıkmasıdır.

Tüketici haklarını korumak ve savunmak amacıyla hem kamu ve özel kuruluşlar hem de sivil toplum kuruluşları üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidirler. Ayrıca tüketici eğitimi ile tüketici haklarını koruma ve savunmaya yönelik tüketici bilinci geliştirilmelidir. Bilinçli tüketiciler sahip oldukları hakları ve haklarını savunma yollarını bilirler ve toplumsal gelişmeye katkı sağlarlar.

Tüketici haklarını ulusal ve uluslararası platformda korumak ve savunmak için kurulmuş olan tüketici örgütleri vardır. Bu kuruluşlar tüketici haklarının daha etkin bir şekilde korunması ve savunulmasını amaçlamaktadırlar.

Evrensel tüketici hakları sekiz başlık altında ele alınmaktadır. Bunlar; temel ihtiyaçların karşılanmasını isteme hakkı, güvenlik ve güven duyma hakkı, bilgi edinme hakkı, seçme hakkı, temsil edilme (sesini duyurma) hakkı, tazmin edilme hakkı,eğitilme hakkı, sağlıklı bir çevreye sahip olma hakkıdır.

Tüketicilerin haklarını korumaları ve bir zarara uğradıklarında ortaya çıkabilecek mağduriyetlerini gidermeleri için yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu konuda dünyadaki gelişmelere paralel olarak; ülkemizde de tüketici haklarını koruma ve savunmaya yönelik yasal düzenlemeler yapılmıştır. Ülkemizde 1982 yılında kabul edilen anayasanın 172. maddesinde; devletin tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alması ve tüketicilerin kendilerini koruma amaçlı girişimleri teşvik etmesine yönelik hüküm bulunmaktadır. Bu düzenlemenin ardından 1995 yılında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Bu kanunda; tüketicilerin sağlık, güvenlik, ekonomik vb. çıkarlarını korumak, tüketicileri eğitmek, zararlarını tazmin etmek, haklarını arama girişimlerini ve tüketici örgütlenmesini teşvik etmek konullarına ilişkin hususlar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. 2003 yılında 4822 sayılı kanun kabul edilmiş ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yeni bazı hususların eklenmesi ile kapsamlı bir şekilde değiştirilmiştir. 2013 yılında ise; 4077 sayılı kanunda yeniden değişiklikler yapılması gerekmiş ve 6502 sayılı kanun ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun son şeklini almıştır.

Tüketici haklarını koruma ve savunmaya yönelik yasal düzenlemelerin yanı sıra tüketicilerin de sorumluluklarının bilincinde olmaları gerekmektedir. Tüketiciler, ürünlerin kalitesi ve özelliklerini incelemeli ve farklı ürünler arasında karılaştırma yaparak ekonomik çıkarlarına uygun olan ürünleri satın almalıdırlar. Ayrıca tüketiciler, satın aldıkları ürünle ilgili bir sorun yaşadıklarında, yasaların tanıdığı hakları ve haklarını arama konusunda bilinçli olmalıdırlar. Doğal kaynakların kullanımı konusunda özenli davranmak, çevreye zarar vermemek ve gelecek nesilleri düşünerek tüketim yapmak da tüketicinin en önemli sorumluluklarındandır.

Ülkemizde tüketicilere yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklarda tüketicilerle işletmeler arasında uzlaşma sağlanamadığı durumlarda; ürünün satın alındığı ya da ikamet edilen yerde bulunan Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri'ne ve Tüketici Mahkemeleri'ne başvurulabilir. İlave olarak tüketiciler şikayetlerini; Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğu'̈ne, Reklam Kurulu Başkanlığı'na, illerde valilikler bünyesinde bulunan Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlükleri'ne, tüketici bilgilendirme telefon hattına ve internet ortamında tüketici bilgi sistemine, belediyelerin zabıta birimlerine, ticaret / sanayi /esnaf odalarına, tüketicinin korunmasına yönelik faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına vb. de yapabilirler.