İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kurumsallaşması
Toplumsal Tabakalaşma ve Eşitsizlik
Toplumsal eşitsizlikler ve toplumsal tabakalaşma sosyolojinin üzerinde durduğu ve açıklama getirmeye çalıştığı önemli toplumsal olgulardır.
Toplumsal tabakalaşma insanlar arasındaki eşitsizliğin kurumsallaşmış hâlidir. Bu bağlamda her şeyden önce insanlar arasında eşitlik ya da eşitsizlik derken neyi kast ettiğimizi anlamak önemlidir. Sosyoloji açısından bireylerin eşitliği söz konusu olduğunda bu sanıldığı gibi fiziksel açıdan aynılaşmaları anlamına gelmez. Son derece yüzeysel bir gözlem bile bizlere insanların fiziki olarak birbirlerinden çok farklı olduklarını göstermeye yeterlidir. O hâlde eşitlik ya da eşitsizlik derken ne kast ediyoruz? Sosyoloji, bir bilim olarak toplum içerisinde bireylerin hakları ve paylaşımları açısından eşitlik ya da eşitsizliklerle ilgilidir.
Toplumsal tabakalaşma zaman içerisinde farklı görünümler içerisinde evrimleşerek varlığını sürdürür. Toplumsal tabakalaşma bazı ilkel toplumlar hariç bilinen bütün toplumsal yapılarda çeşitli görünümler altında karşımıza çıkar. İnsanlık tarihini incelediğimizde, en küçük gruplardan başlamak üzere en büyük toplumsal oluşumlara kadar hemen her toplumsal yapıda bireylerin konumlarına, rollerine ayrıldıkları, ayrıcalıklarına, saygınlıklarına, otoritelerine, maddi varlıklarına ya da soylarına göre hiyerarşik bir biçimde sıralandıkları ve bu hiyerarşinin bir süreklilik gösterdiği gözlenmektedir
İnsanlar Arası Eşitsizliklere Sosyolojik Yaklaşımlar
Sosyolojik açıdan toplumsal tabakalaşmayı açıklamayı deneyen başlıca kuramlar yapısal-işlevselçi yaklaşım ve çatışma kuramıdır.
Yapısal-işlevselcilik açısından bakıldığında eşitsizlik ve tabakalaşma toplumun devamı için gerekli ve zorunlu bir durum oluşturmaktadır. Yapısal-İşlevselci Yaklaşım'a göre tıpkı bürokrasi örneğinde olduğu gibi toplum da bir iş bölümü içerisinde olmak zorundadır. Bürokrasi, etkili bir şekilde işleyebilmek için görev sınırları ve sorumlulukları belirlenmiş hiyerarşik bir yapıya gereksinim duyuyorsa, toplumda düzen ve verimliliği sağlamak için aynı yapıya gereksinim duymaktadır.
Çatışmacı yaklaşımı benimseyen düşünürlere göre tabakalaşma, toplumun bir gereksinimi ve toplumsal düzenin devamı için gerekli bir durum olduğu için var olmamıştır. Aksine, onlara göre, toplumsal eşitsizlik ve onun kurumsallaşmış hâli olan toplumsal tabakalaşma, toplumsal yaşamda baskıya, bireylerin mutsuzluğuna ve çatışmaya neden olan olumsuz bir etkendir. Eşitsizlik ve tabakalaşma, toplumun doğal ve gerekli bir ürünü/sonucu değil, aksine yaratılmış/oluşturulmuş yapay bir durumdur.
Toplumsal Tabakalaşma ve Siyasal Yaklaşımlar
Toplumsal tabakalaşma aynı zamanda siyasal yaklaşımların da ilgisini çekmiştir. Toplum hâlinde yaşama zorunluluğu insanların çeşitli organizasyonlar oluşturma gereksinimini doğurmuştur. Bu organizasyonların en önemlilerinden birisi başka pek çok şeyle birlikte toplumsal düzeni ve toplumun korunmasını sağlamayı amaçlayan devlettir. Devletin topluma yaklaşımının ve yönteminin ne ve nasıl olması gerektiği konusunda zaman içerisinde pek çok farklı ideolojik yaklaşım doğmuştur. Bu yaklaşımların her birisinin başka pek çok toplumsal konuyla olduğu gibi toplumsal tabakalaşma ve bireyler arasındaki eşitsizlikler üzerine de düşünceleri vardır. Hakim olan siyasal düşünce bir toplumdaki eşitsizliğe ve tabakalaşmaya bakışı da belirleyicidir.
Günümüz dünyasında da toplumsal tabakalaşma varlığını sürdürmektedir. Günümüzde bir toplumu oluşturan tabakalardan söz etmek gerektiğinde başlıca dört kategoriyi vurgulanmaktadır. Bunlar:üst tabaka, orta tabaka, çalışanlar ve alt tabakadır.