Ruh Sağlığı
Ruh sağlığı erken çocukluktan ölüme kadar devam eden; düşünce, iletişim becerileri, öğrenme ve duygusal gelişimle süren, kendine güven ile güçlenen süreci ifade eden bir kavramdır. İstatistiksel olarak ‘’Çoğunluğa uyan ve çan eğrisinin iki aşırı ucunda kalmayan kişi normaldir.’’ olarak tanımlansa da bu ölçüt yeterli değildir. Çünkü bazı yerlerde çoğunluk doğru şeyler yapmıyor olabilir. Klinik olarak da ruh sağlığı açısından normal ‘’ruhsal olarak bir bozukluğun olmaması’’ olarak tanımlansa da bu tanımlama kişinin ruhsal açıdan sağlıklı olduğunu söylemek için yeterli değildir.
Ruh sağlığı; duygu, düşünce ve davranışların geniş bir bölümünü kapsamaktadır. Ruhsal sağlığın iyi olduğu durumlarda kişiler; kendilerini iyi hisseder, makul miktarda baskıyı tolere edebilir, şartlardaki değişimlere uyum sağlayabilir, kişisel ilişkilerinden hoşlanır ve yetenekleri doğrultusunda çalışabilirler. Bir kişinin ruh sağlığı, kişisel faktörlerden, deneyimlerinden, sosyal etkileşimlerinden, çevreden, sosyal/kültürel norm ve beklentilerden etkilenir.
Genel olarak bakıldığında ruhsal hastalıklar kontrolsüz nüfus artışı, göçe bağlı gelişen hızlı ve plansız kentleşme, sosyal değerler sisteminin çöküntüye uğraması, ekonomik sorunlar (işsizlik, sanayileşme vb.), toplumsal karmaşa ve savaşlar, kalıtım metabolik-toksik-enfeksiyon gibi hastalıklar, doğum öncesi ve sonrası yaşanan travmalar, beslenme yetersizlikleri ve bozuklukları, çocukluk çağına ilişkin sorunlar, gerçek/imgesel başarısızlıklar, çatışma ve saplantılar gibi durumlar bireylerin kişiliklerini olumsuz yönde etkilemekte ve toplumun ruh sağlığını bozmaktadırlar.
Ruhsal bozukluklar; hastayı, aileyi, sağlık sistemini ve genel anlamda toplumu ekonomik ve psikososyal açıdan önemli ölçüde etkilemektedir. Uzun süre hastanede yatmaya bağlı olarak ekonomik maliyet artmakta, bireyin ve ailenin üretkenliği azalmakta, aile üyelerinin maddi ve duygusal yükü artmaktadır. Dolayısıyla birey ve ailenin yaşam kalitesi düşmektedir. Ayrıca işsizlik, damgalanma ve insan hakları ihlallerinin en fazla görüldüğü grubu oluşturmaktadır.
Ruhsal bozukluklar açısından; kadınlar, hamile ve yeni doğum yapmış kadınlar, yoğun iş temposunda çalışanlar, çocuklar/ gençler, yaşılar ve yoksullar risk altındadır.
Ülkemizde toplumdaki bireylerin ruh sağlığının korunması ve ruh sağlığı hizmetlerinin topluma kolayca ulaşmasını sağlamak amacıyla toplum ruh sağlığı hizmetleri aktif rol oynamaktadır. Toplum ruh sağlığı hizmetlerinin hedefleri kısaca şunlardır:
- İntiharları azaltmak
- Çocuklar ve adolesanlar arasındaki intihar girişimlerini azaltmak
- Stresin sağlığa zararlı etkilerini azaltmak
- ontrolsüz stresi azaltmak
- İşyeri stresi ile baş etme programlarını arttırmak
- Yerel yönetimler bünyesinde destek merkezlerinin sayısını arttırmaktır.
Toplum ruh sağlığı hizmetleri üç basamakta verilmektedir.
Primer koruma: Primer koruma sağlıklı kişilik gelişimini, sağlıklı aileler ve sağlıklı toplulukların gelişimini sağlamaya çalışır.
Sekonder koruma: Sekonder korumada amaç ruhsal bozuklukların insidansını azaltmak, erken tanı koymak ve tedaviye başlamaktır.
Tersiyer koruma: Tersiyer koruma; kronik psikiyatrik bozukluğu ve gelişimsel olarak sakatlığı olan kişilere tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini sağlamaya yöneliktir.