2001 ve Sonrası Türk Bankacılık Sistemi
Türk Bankacılık Sistemindeki Değişimler (2001-2018)
2001 yılındaki finansal kriz sonrasında başlatılan bankacılık sektörü yeniden yapılandırma programı çerçevesinde kamu bankaları finansal ve operasyonel açıdan yeniden yapılandırılmaya başlanmış, bankacılık sektöründeki gözetim ve denetimin etkinliği artırılmış, sektörün daha rekabetçi bir yapıya kavuşturulması için yasal ve kurumsal düzenlemeler gerçekleştirilmiş, özel bankalar sağlıklı bir yapıya kavuşturulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’ndaki (TMSF) bankaların sorunları çözüme kavuşturulmuştur.
Türkiye’de Faaliyet Gösteren Bankaların Sayısı
Türk bankacılık sisteminde faaliyet gösteren bankaların sayısı 1999–2018 yılları arasında azalma göstermiştir. Türk bankacılık sisteminde faaliyet gösteren bankaların sayısı 1999 yılında 81 iken, 2018 yılında 47’ye gerilemiştir.
Türkiye’de Faaliyet Gösteren Bankaların Varlıkları
Türk bankacılık sisteminin toplam varlıkları 2001 yılındaki 125,9 milyar dolar seviyesinden 2018 yılında 732 milyar dolar seviyesine gelmiştir. Toplam aktiflerin Gayri Safi Milli Hasılaya oranı %105’e ulaşmıştır.
Türk Bankacılık Sisteminde Yoğunlaşma Oranları
1990–2000 dönemi ile karşılaştırıldığında, 2001–2018 döneminde Türk bankacılık sistemindeki ilk 5 banka ve ilk 10 banka yoğunlaşma oranları (sektör içindeki pay) önemli derecede artış göstermiştir.
Türk Bankacılık Sisteminin Bilançosundaki Değişimler (2001-2018)
Aktiflerin Yapısı ve Gelişimi
Mevduat bankalarının varlık yapısı likit varlıklar (aktifler), menkul değerler cüzdanı, krediler, duran varlıklar ve diğer varlıklardan oluşur.
Krediler: Kredilerin toplam aktif içindeki payındaki azalma trendi 2003 yılından itibaren tersine çevrilmiştir. Böylece, bankacılık sektörü en önemli işlevlerinden birini, hanehalkı ve reel sektör finansmanı, tekrar yerine getirmeye başlamıştır.
Kredilerin Vadesi: Kullandırılan kredilerin vade dağılımına baktığımızda; 2001 yılı sonrasında kullandırılan kredilerin ortalama vadesinin uzadığı görülmektedir. Bu artışta tüketici kredileri içindeki konut kredilerindeki artış etkili olmuştur.
Kredilerin Kullanıcıları: Krediler kullanıcılarına göre hane-halkı (bireysel) ve firma kredisi olarak sınıflanmaktadır. 2001 yılı sonrası hanehalkı kredilerinin toplam krediler içindeki payı sürekli olarak artmıştır. Bireysel (hane-halkı) krediler, tüketici kredilerinden ve kredi kartları toplamından oluşmaktadır. Tüketici kredileri ise türlerine göre konut kredisi, taşıt kredisi ve ihtiyaç kredisi (konut ve taşıt dışındaki tüm tüketici kredileri) olarak sınıflandırılmaktadır. Dönem boyunca, bireysel krediler içinde tüketici kredileri, tüketici kredileri içinde ihtiyaç ve konut kredileri artış kaydetmiştir.
Takipteki Krediler: Kredi hacmindeki hızlı büyümeye rağmen takipteki kredilerin toplam kredilere oranı 2002 yılından itibaren düşmeye başlamıştır.
Likit Varlıklar: Finansal piyasalarda istikrarın sağlanmasıyla ve ekonomik faaliyetin iyileşmesiyle birlikte toplam aktifler içinde likit aktiflerin payı düşme göstermiştir.
Menkul Kıymetler Cüzdanı: Hazine bonosu, devlet tahvili, diğer kamu borçlanma senetleri, hisse senetleri ve diğer menkul değerler menkul değerler cüzdanının içinde bulunmaktadır. Menkul değerler cüzdanı içinde hazine bonosu ve devlet tahvilinden oluşan devlet iç borçlanma senetleri en önemli kalem olarak dikkat çekmektedir.
Pasiflerin Yapısı ve Gelişimi
Bankaların yükümlülükleri mevduatlar, mevduat dışı kaynaklar, öz kaynaklar ve diğer yükümlülüklerden oluşmaktadır.
Mevduat: 2001–2018 döneminde mevduatın toplam kaynaklar içindeki payı gerileme göstermiş ve 2018 yılı sonunda %59,8’e düşmüştür.
Mevduat Dışı Varlıklar: 2001–2018 döneminde mevduat dışı varlıkların toplam kaynaklar içindeki payı artış göstermiştir. Mevduat dışı kaynakların yaklaşık %40’ını alınan krediler oluşturmaktadır. Alınan kredilerin büyük çoğunluğu ise yurt dışı bankalardan sağlanan kredilerden oluşmaktadır.
Öz kaynaklar: Mevduat kabul eden bankaların öz kaynaklarının toplam pasiflerine oranı 2001 yılındaki %9,1 seviyesinden 2018 yılında %10,8 seviyesine yükselmiştir.
Bilanço Dışı Hesaplar
Bilanço dışı hesaplar, garanti ve kefaletler, taahhütler, türev finansal araçlar ve emanet ve rehinli kıymetlerden oluşmaktadır. Bilanço dışı hesap işlemleri, bu işlemleri tamamıyla kavrayamamış ve bu risklerin tüm yönlerini kontrol edemeyen özellikle küçük bankalar için, oldukça karmaşık ve risklidir. Bir bankanın bilanço dışı yükümlülüklerin artması ilgili bankanın sermaye yeterlilik rasyosunu azaltmasının yanında likiditesini de azaltacaktır.
Türk Bankacılık Sisteminde Açık Pozisyon ve Kârlılık (2001-2018)
Şubat 2001 krizinden sonra dalgalı kur rejimine geçilmesi, Merkez Bankası’nın döviz satışları, BDDK tarafından uygulamaya konulan “Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı” ve Hazine’nin devlet iç borçlanma senetlerinde gerçekleştirdiği takas operasyonu nedeniyle bankanlar açık pozisyonlarını mümkün olduğu ölçüde sınırlamışlardır.
Bu dönem boyunca açık pozisyon ile karlılık arasındaki ilişki de kaybolmuştur.
Türk Bankacılık Sisteminde Sermaye Yeterliliği
Türk bankacılık sektörünün öz kaynaklarının toplam aktiflere oranı diğer ülkelerden daha yüksektir. Mevduat kabul eden bankaların öz kaynaklarının toplam pasiflerine oranı 2001 yılındaki %9,1 seviyesinden 2018 yılında %10,8 seviyesine yükselmiştir. Yedek akçeler ve ödenmiş sermayedeki artış ve geçmiş yıllar zararındaki azalma öz kaynaklardaki iyileşmenin başlıca nedenleridir.
Öz kaynakların risk ağırlıklı aktiflere oranı olan sermaye yeterliliği oranı 2001-2018 döneminde azalan bir trend izlemesine rağmen yasal sınır olan %8’in ve hedef oran olan %12’nin üzerindedir.