Türk Bankacılık Sistemi (1990-2000)
Merkez Bankası, kalkınma ve yatırım bankaları, ticaret bankaları (mevduat bankaları) ve katılım bankaları Türkiye’deki banka türleridir.
Türkiye’deki bankalar sahiplik açısından kamusal sermayeli, özel sermayeli, yabancı sermayeli ve tasarruf mevduatı sigorta fonuna devredilen şeklinde gruplandırılabilir.
Ticaret bankaları(mevduat bankaları) ve katılım bankaları mevduat toplama yetkisine sahipken, kalkınma ve yatırım bankalarının mevduat toplama yetkileri yoktur. Diğer yandan tüm bankalar kredi kullandırabilir.
Türkiye’de Faaliyet Gösteren Bankaların Sayısı
1980 yılında gerçekleştirilen finansal serbestleşme öncesi dönemde, sektöre girişlerin sınırlandırılmasından dolayı Türk finans sektöründe ülke çapında geniş şube ağı olan büyük kamusal sermayeli ve holdinglere ait özel bankaların ağırlığa sahip olduğu görülmektedir. Bankacılık sisteminde faaliyet gösteren bankaların sayısı 1970-1980 döneminde oldukça istikrarlı kalmıştır.
Ekonomik ve finansal reformlarla birlikte bankacılık sektörüne giriş konusundaki sınırlandırılmalar gevşetilmiş ve böylece Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların sayısı 1980 yılında 43 iken 1990 yılında 66’ya ve 2000 yılında da 79’a çıkmıştır.
Türkiye’de Faaliyet Gösteren Bankaların Varlıkları
1980 sonrasındaki liberalizasyon dönemi boyunca, Türk bankacılık sektörünün varlıklarında önemli bir büyüme görülmüştür. Türk bankacılık sektörünün toplam varlıkları 1980 yılındaki 18,5 milyar dolar seviyesinden 2000 yılında 155,2 milyar dolar seviyesine gelmiştir.
Türk Bankacılık Sisteminde Yoğunlaşma Oranları
Yoğunlaşma oranları: En büyük 5 ya da 10 bankanın toplam mevduat, krediler ve varlıkların yüzde kaçını ellerinde tuttuklarını gösteren oranlardır.
Türk bankacılık sistemindeki yoğunlaşma oranları yüksek olmasına rağmen, reformları ve faiz oranlarındaki serbestleşmeyi takip eden dönemde aşağı doğru bir trend izlemiştir.
Türk Bankacılık Sistemi Bilançosu (Aktif)
Krediler: Ticari bankaların bilançolarının aktifindeki (varlıklarındaki) en büyük kalem olan krediler, 1990-2000 yılları arasında %30’lara doğru aşağı doğru bir trend izlemektedir. Finansal serbestleşmenin öncesindeki dönemde, 1970’lerin sonlarına doğru toplam kredilerin toplam varlıklara oranı %55 iken 1990 yılında %46’ya düşmüştür. 1990’lı yıllar boyunca, 1995-1997 yılları hariç, bu oran sürekli olarak azalma göstermiştir.
Yabancı para mevduatlardaki yükselmeye bağlı olarak, bankaların bilançolarındaki yabancı para krediler de artış göstermiştir.
Likit Varlıklar: 1980 sonrasında likit varlıkların toplam varlıklara oranı yükselme göstermiştir.
Toplam likit varlıklar içinde, menkul kıymetler portföyünün payı giderek artış göstermiştir. Menkul kıymetler portföyü temel olarak hazine plasman bonoları ve devlet iç borçlanma senetlerinden oluşmaktadır. Yüksek fon maliyetleri bankaların reel sektöre kredi vermekten uzaklaşmalarına ve kanuni olarak zorunlu kılınandan önemli miktarda daha fazla menkul kıymet portföyü bulundurmalarına yol açmıştır.
Türk Bankacılık Sistemi Bilançosu (Pasif)
Mevduat: 1990’lı yıllar boyunca, mevduatlar ticaret bankalarının ana fon kaynağı olmuştur: mevduatlar bankaların yükümlülüklerinin yaklaşık %70’ini oluşturmaktadır. Finansal liberalizasyon sonrasında izlenen reel faiz politikası 1980 sonrasında mevduatların yükümlülükler içindeki payının artmasının ardındaki başlıca nedendir.
Mevduat Dışı Kaynaklar: Mevduat dışı kaynaklar mevduat dışında borçlanılan fonlardır. Bu fonlar diğer finansal kuruluşlardan elde edilen fonlar, ihraç edilen menkul kıymetler ve diğer fonlardan oluşur. 1980 sonrası sermaye hareketlerinin ve yabancı para işlemlerinin serbest bırakılmasına paralel olarak mevduat dışı kaynakların toplam yükümlülükler içindeki payı da artış göstermiştir. 1989 yılında, yurt içi yerleşiklerin yabancı para borçlanması konusundaki sınırlamalar kaldırılmıştır. 1984-1994 ve 1996-2000 yılları arasında TL’nin diğer yabancı paralar karşısında değerlenmesi ve yerli fonların maliyetinin yüksekliği bankaların yurt dışından göreceli olarak düşük faiz oranlarından borçlanmalarını teşvik etmiştir.
Türk Bankacılık Sisteminde Açık Pozisyon ve Kârlılık
T.C. Merkez Bankasının reel döviz kuru hedefleme politikası izlemesi yurt içi bankaları yabancı para açık pozisyon taşımaya yöneltmiştir. Yabancı para pozisyonu, bankaların yabacı para (Fx) varlıkları ve yabancı para (Fx) yükümlülükleri arasındaki farktır. Bir bankanın Fx yükümlülükleri Fx varlıklarını aştığı zaman, bu bankanın yabancı para açık pozisyon taşıdığı söylenir.
Türk bankacılık sektörünün kârlılığı ile sektörün yabancı para açık pozisyonu arasında pozitif bir ilişki mevcuttur. Bankacılık sektörü daha çok yabancı para açık pozisyon tuttukça, daha kârlı hâle gelmiştir.
Türk Bankacılık Sisteminde Mevduat Sigortası
Bankacılık sektörü üzerinde iki tür disiplin söz konusudur: piyasa disiplini ve düzenleyici disiplin (hükûmetin disiplini). 1994 yılında, mevduat sahiplerinin bankalara hücum etmesi üzerine bankacılık sektöründeki istikrarı tesis etmek üzere %100 mevduat sigortası uygulamasına geçilmiştir. Bununla birlikte, %100 mevduat sigortasının mevcudiyeti mevduat sahipleri üzerindeki piyasa disiplinin ortadan kalkması anlamına gelmiştir. 1994 yılından sonra, %100 mevduat sigortası sistemi Türkiye’deki bankaları aşırı risk almaya teşvik etmiştir.