Fotoğrafik Anlatım Biçimleri
Fotoğrafta sadelik, kadraj içerisine daha az nesne dâhil ederek daha etkili bir anlatım biçimi elde etmektir. Başka bir ifade ile kadraj içerisinde olabildiğince az öge kullanarak çok şey anlatmaktır. Burada asıl amaç, ana konunun etrafındaki nesneleri azaltarak ana konuyu ön plana çıkarmaktır. Çekim yaparken kadraj içerisinde olmasını istemediğimiz nesneleri kadrajın dışına çıkarmalıyız. Başka bir ifade ile bir ayıklama yapmalıyız. Ana konuyu olumsuz etkileyecek, dikkat dağıtıcı unsurları kadrajımıza dahil etmemeliyiz. Özellikle fotoğrafa yeni başlayanlar için ayıklama yapmak oldukça zordur. Bu fotoğrafçıların yaptığı en önemli hatalardan biri, hemen her şeyi kadraja dahil etmeleridir. Fotoğrafta ayıklama yapabilmek için belirli bir fotoğraf bilgisine ve tecrübesine sahip olmak gerekir. Aslında bu ayıklamayı çok iyi yapan fotoğrafçıların en önemli özelliklerinden biri ayıklanmış fotoğrafı zihinsel olarak çekmeleri ve fotoğrafın son halini önceden düşünebilmeleridir. Sonrasında ise yapılması gereken, düşüncesindeki fotoğrafa ulaşmak için gerekli ayıklama ve elemeleri yapmaktır.
Sadeliği ön plana çıkarmanın diğer bir yolu da temiz mevcut bir arka plan kullanmaktır. Temiz ve sade bir arka plan (fon) elde etmenin birçok yolu vardır. Bunun için konunun etrafında dolaşarak yani bakış açımızı değiştirerek ana konuyu tek renkten oluşan düz bir fona denk getirebiliriz. Bunu sağlamak için yine bakış açımızı değiştirerek alttan yukarıya doğru çekim yaparak bulutsuz masmavi bir gökyüzünü ya da kapalı bir hava var ise gri bir gökyüzünü arka plan olarak kullanmamız mümkündür. Bu şekilde tek renkten oluşan, ana konuyu ön plana çıkaran basit ve sade bir arka plan elde ederiz. Bunun için sisli havalarda kullanılabilir. Bilindiği gibi sisli havalarda görüş mesafesi çok kısalmaktadır. Yakınımızdaki nesneler görünür durumda iken arka planda kalan nesneler sisten dolayı gözükmez. Sis, ana konunun arkasında temiz ve sade tek renkten oluşan bir arka plan oluşturur.
Görsel bir anlatım dili olan fotoğrafta belirginlik, fotoğrafın iletmek istediği konunun ya da mesajın izleyici tarafından kolay bir şekilde algılanmasıdır. Anlatmak istediğimiz konuyu yanlış kelimelerle ya da cümlelerle doğru bir şekilde dinleyicilere anlatamayız. Hatta bu tarz bir anlatımdan sonra dinleyiciye “beni yanlış anladın” diyebiliyoruz. Bu durum görsel anlatım aracı olan fotoğraf için de geçerlidir. Eğer fotoğrafın konusu net bir şekilde ortaya konulmamış ise izleyici fotoğrafın mesajını anlamakta zorlanır. Hatta fotoğrafı izlemekten vazgeçerek bir sonraki fotoğrafa geçebilir. Belirginliği olmayan fotoğraf anlatımı zayıf bir fotoğraf olduğundan üzerinde durmaya değer bir fotoğraf değildir. İyi bir fotoğraf mesajının veya konusunun belirgin olması ile kendini gösteren ve ilgiyi toplayabilen fotoğraftır. Başka bir ifade ile buradaki belirginlik, fotoğrafçının kompozisyonunda izleyiciye sunduğu konu, duygu, düşünce ya da iletmek istediği mesajdaki belirginliktir. Eğer fotoğrafçı bu belirginliği güçlü bir şekilde gerçekleştiremez ise hem izleyicinin anlaması zayıf olur hem de farklı izleyicilerde farklı algılar oluşur. Bunun sonucu olarak fotoğraf anlatım aracı olma özelliğini kaybeder.
Fotoğrafta etkili bir anlatım biçimi oluşturmak için kadraj içerisinde boş alanlara da ihtiyaç duyulmaktadır. Bir önceki ünitede etkili bir kompozisyon elde etmek için altın kesim (altın oran, 1/3 kuralı) konusu ele alınmış idi. Altın kesim kuralını uygulayarak kadrajımız içerisinde dört adet altın nokta elde edilmektedir. İlgi merkezimizi bu noktalardan birine denk getirerek etkili bir kompozisyona ulaşabiliriz. Fakat bu dört altın nokta aynı fotoğraftaki ilgi merkezi için her zaman doğru bir kullanım oluşturmaz.
Fotoğraf en sade tanımıyla kişisel bir bakış açısı olarak tanımlanabilir. Fotoğraf bir insan eylemidir ve türü ve niteliği ne olursa olsun insanı doğrudan veya dolaylı olarak fotoğrafta görmek mümkündür. Fotoğrafçı bazen görüneni veya herkes tarafından görülebilecek olanı kayda alırken bazen de sıra dışı bakış açılarıyla insanlara görmedikleri veya göremeyecekleri görsel tatlar sunar. Kadraj ve kompozisyon konusunun seçme, karar alma ve birleştirme süreci olduğunu daha önce dile getirmiştik. Bakış açısı sanki tüm bu görsel tasarımlama ve düzenleme sürecinin bütünleştirici son aşamasıdır. Deklanşöre basılmadan önceki son konumu ifade etmektedir.
Fotoğrafik anlatımı zenginleştiren uygulamalardan biri de doğal çerçeve kullanımıdır. Kadrajın doğal sınırlılıkları ile yetinmeyip doğada var olan nesneleri kullanarak doğal çerçeve oluşturmak, fotoğrafçıların en fazla ilgi gösterdiği kompozisyon uygulamalarından biridir. Fotoğrafçının var olanı yorumlama yollarından biri olan doğal çerçeveler, görüntüyü estetize etmek veya farklı bir anlam yüklemek amacıyla da kullanılmaktadır. Örneğin; bir manzarayı öndeki ağaç dallarıyla birlikte çekmek görüntüyü daha fazla estetize etmeye yararken, aynı manzarayı bir mağaranın duvarlarını doğal çerçeve yaparak çekmek fotoğrafa başka anlamlar yükler. Doğal çerçeve kullanımı bazen de fotoğrafçının bakışını veya müdahalesini kadraja yansıtmayı sağlamaktadır. İkinci bir çerçeve kadrajın içinde fotoğrafçının varlığını hissetmemize neden olmaktadır.
Hayatta başarılı olmuş, benzerlerinden sıyrılmayı başarmış insanların ortak paydalarından biri de kişisel stillerini, özgünlüklerini ortaya koyabilmeleridir. Kadraj ve kompozisyona yönelik olarak geliştirilmiş bütün kurallar öncelikle içinde yaşadığımız toplumla aynı dili konuşmayı sağlayan kurallardır. Nasıl ki sözel dilin en küçük unsurunu oluşturan kelimelerin anlamı ortaklaşa üretiliyor ve anlaşabilmeyi sağlıyorsa görsel dil de toplumsallık içinde öyle üretilmekte ve paylaşılmaktadır. Kadraj ve kompozisyon kurallarını uygulamak, bir yerde toplumsal ortak zevk ve beğenilere dokunmak anlamına gelmektedir. Bu kuralların bir diğer yararı da ortaklaşa üretilen ama çoğu durumda farkında olmadığımız görsel dilin farkına varmamızı, keşfetmemizi kısaca öğrenmemizi sağlamaktır. Kısaca görsel ilkeler belli bir estetik ve entelektüel olgunluğa erişmemiz için gereklidir.