Bilim Müzeleri
Çocuklara sunulan ortamlar, onları oyun oynama konusunda destekleyip teşvik edebileceği gibi tam tersi oyun oynama isteklerini de yok edebilir. Bu nedenle aslında öğretmenlerin işi, çocukların karşılaşacakları deneyim içerecek ortamları elverişli hale getirmek (Lundmark, 2002); keşfetmelerini sağlamak (Speaker, 2001) ve onları cesaretlendiren bir çevre yaratmaktır (Henderson ve Atencio, 2007). Bu çevrelerden en önde gelenlerinden biri okul dışı mekânlar olarak da bilinen müzelerdir. Müzeler, çocuklara aktif öğrenme ortamları sağlayarak çocukların gözlem ve yaratıcılık becerilerinin geliştirilmesine ve oluşmasına katkı sağlamanın yanı sıra (Dilli ve Dümenci, 2015) onların hayal gücünü, yaratıcılığını, düşünme becerisini geliştirir ve soyut bir kavram olan geçmiş ve bugün arasında bağ kurmalarına yardımcı olmaktadır (Akyol ve Köksal Akyol, 2015).
Müzeler, “dokunma ve uzak dur” anlayışının tersine “dokun” mantığı ile kurulmuş mekânlar olup çocukların yaparak yaşayarak öğrenmelerini temel almaktadırlar. Bu müzeler “dokunma” ve “sessiz ol” sözcüklerinin yerine tam tersi “dokun”, “keşfet” anlamı taşıyan sloganlar üretmişlerdir (Mayfield, 2005). Çünkü amaç; “birlikte yapmak, dokunmak ve etkinlik üreterek” öğrenmektir. Bir öğrenme ortamı olan okullarda daha çok kuramsal bilgiler çocuklara not almalarına odaklanılarak aktarılmaktadır. Oysa okul, bilginin tek kaynağı olmamalıdır. Müze, galeri, park, sanat ve kültür merkezi gibi farklı öğrenme alanlarının kullanılmasıyla eğitsel etkinlikler gerçekleştirilebilir (Adıgüzel, 2006).
Montessori, yetişkinlerin çocuklara bir şeyler öğretmek yerine rehber olarak rol alması gerektiğini ve öğrenme sürecinde çocukların bağımsız olması gerektiğini vurgulamıştır (Cleaver, 1988). Daha sonradan bu durum Türkiye’de 2005 yılında yapılandırmacı yaklaşımla birlikte kendine öğretim programlarında yer bulmuştur. Yaparak-yaşayarak öğrenmenin ve çocuğun bireysel olarak farklılıklarının önemi gündeme gelmiştir.“Dewey ve Montessori’nin görüşlerinin etkisi ile tarihte ilk çocuk bilim müzesi Amerika Birleşik Devletleri’nde çocukların doğal merakını teşvik etmek ve tatmin etmek amacıyla 1899 yılında New York’ta açılan Brooklyn Çocuk Müzesi’dir” (Cleaver, 1988). Bu müzeyi 1913 yılında açılan Boston Çocuk Bilim Müzesi, 1917 yılında Detroit Çocuk Bilim Müzesi, 1925 yılında ise Indianapolis Çocuk Bilim Müzeleri takip etmiştir (Karadeniz, 2009). Türkiye’de ise çocuk/ okul müzesinin kurulmasına ilişkin gelişmeler 1990’lı yıllarda başlamıştır. “Okul Müzesi” kavramının pedagojik bir anlayışla eğitim sürecine katılmasında önemli rolü olan M. Satı Bey’dir. Cumhuriyet döneminde ise, 1923 yılında toplanan I. Heyet-i İlmiye’nin gündemine giren “mektep müzesi” konusu, 10 Ağustos 1923 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde “her tür okul bünyesinde geliştirilmesi yönünde bir kararla ele alınmıştır.
Bilim müzelerinin gezilmesi aşamasında çeşitli etkinlikler düzenlenebilir. Müze gezilerinin anlamlı olabilmesi için, “gez ve gör” anlayışı yanında “gör ve yap” anlayışının da aktif olması gerekmektedir. Bu durum, çocukların müzelerde dolaşıp eserleri sadece incelemeleri yerine, işlenecek ders ve kazanımlar doğrultusunda çeşitli etkinliklerin yaptırılmasının uygun olduğu anlamına gelmektedir.
Bu etkinlikler “müze öncesi, müze sırası ve müze sonrası” olmak üzere üç aşamada yapılmaktadır. Müze öncesi etkinliklerinde, müzede yapılacak geziye ve etkinliklere bir hazırlık yapılır. Ayrıca öğrencileri müze ve tarihi mekânlara götürmeden önce onları hem bilişsel hem de duyuşsal açıdan hazır hale getirmek amaçlanmaktadır. Müze sırasında, çocukların müze içindeki eserlerle karşılaşmaları sağlanarak, bu eserlerle amaca yönelik etkinlikler yapılır. Müze sonrasında ise, tüm sürecin genel bir değerlendirmesi yapılır. Bu aşamalar doğrultusunda yüz yüze ve sanal müze etkinlikleri yapılabilir.
Müze öncesi etkinliklerde; bilgi toplama, broşür hazırlama, afiş çalışmaları; müze sırası etkinliklerde; zaman kapsülü, drama çalışmaları, rol kartı çalışması, ara-bul çalışmaları; müze sonrası etkinliklerde ise; afiş çalışmaları, kolaj çalışması, genel değerlendirmeler, mektup yazma, sınıfta müze çalışmaları gibi etkinlikler yer almaktadır.
Yüz yüze müze gezisi etkinliklerinde okul, sınıf, müze bahçesi gibi mekânlar kullanılırken; sanal müze gezisi etkinliklerinde Google Meet, Zoom vb. platformlar etkinlik yeri olarak kullanılabilir.