Kur’ân İlimleri II

Bu ünite ile Kur’ân ilimlerini bilmenin Tefsir ilmindeki önemi ortaya çıkmaktadır. Bu ilimlerle Kur’ân daha doğru anlaşılır. Aksi durumda telafisi mümkün olmayan yanlış anlamalar kaçınılmaz olur. Böyle bir durum ise Kur’ân’ın evrenselliğinin anlaşılmasını zorlaştırabilir. İnsanlığa hidayet kitabı olarak inen Kitab’ın keyfî açıklamalarla kafaları karıştırması gündeme gelir. Halbuki Kur’ân, anlaşılmak ve hayata uygulanmak üzere gönderilen bir kitaptır. Ayet sonlarındaki tedebbür, tefekkür, akletme, ibret alma, şuurlu davranma gibi vurgular, okunan ayetin dikkat ve bilinçle okunması halinde muhatabını aydınlatacağını anlatmaktadır. Yoksa sıradan okuyuşların sahibini istenen hedefe ulaştıramayacağı ortaya çıkmaktadır. Kur'ân'ı dikkatli ve bilinçle okuyabilmek, Kur'ân ilimleri gibi temel donanımlara sahip olmayı beraberinde getirmektedir. Münasebâtu'l-Kur'ân, Garibu'l-Kur'ân, Müşkilu'l-Kur'ân, Mübhemâtu'l-Kur'ân, Mücmel ve Mübeyyen gibi daha bir çok konunun bilinmesi, zahirde okuyucusunu yanılmaya götürecek muhtemel hataları önlemektedir. Bu ilimlerle Kur'ân, daha güzel ve güçlü bir anlatımın varlığını, icazını beyan etmektedir.

Esasen Kur’ân, Arap dilinin geçmişi ve Arapların kültürel ve toplumsal yapılarına kaynaklık etmektedir. Böyle bir kaynak onların dil ve kültürel yapılarını tanıtırken bir değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Bu değerlendirmeler insanlık için fevkalade önemlidir. Bu değerlendirmelerin Kur’ân’dan doğru anlaşılması ise Kur'ân İlimleri sayesinde mümkün olabilir. Geçmişle daha doğru bir ilişki kurarak gelecek toplumların sağlıklı bir yapıda inşası ancak böyle gerçekleşir. Kur'ân ilimlerinden olan Üslûbu'l-Kur'ân, Hurûfu Mukatt'a, Aksamu'l-Kur'ân, tarih içerikli olan Kısasul Kur'ân gibi konular okuyucusunu tarihin derinliklerine götürmekte, insanlığın geçmişi ile hal ve geleceğini bütünleştirmekte, bu yönü ile de tevhidi nakşetmekte, zaman kavramını aşan bir yapıda olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ilimler ile Kur'ân'ın kültürel yapının -sadece Arapların değilinsanlığın tamamındaki derinliklerine ışık tutmakta olduğu müşahede edilmektedir. Nüzûl sebepleri ünitemizde yer almasa dahi, nüzûl ortamına götüren bir aksiyona sahip olduğu, nüzûl ortamının Kur'ân'ın üslûbu ile de yakın bağı olduğu açıktır. Garîbu'l-Kur'ân'ın farklı kültürlerle bağ kurduğu, Aksâmu'lKurân ile yeminlerin sözün tesirindeki önemi, gerek insanlığın gerekse ilk muhatapların anlatım ve ifadelerindeki yeri ayrı bir hakikattir. Yeminlerin insanın yaratılışı ile birlikte gündeme geldiği, iblisin yeminle konuştuğu, insanlık tarihinin her döneminde yeminlerin varlığı, Kur'ân'ın anlaşılmasına ayrı bir vizyon katmaktadır.

Bu ünitede Kur'ân'ın kullandığı zamir, ismi işaret, ismi mevsuller sebebi ile Mübhemâtu'l-Kurân ilminin teşekkül ettiğine söz konusu ilim sayesinde kapalılıkların giderilebildiğine şahit olmaktayız. Başka dil ve lehçelerden Kur'ân'da yer alan kelimelerin varlığına, bunlar vesilesi ile Garibu'l-Kur'ân gibi bir konunun oluştuğuna bu sayede garip kelimelerin uzandığı kültürlerle olan münasebete ve bu ilim sayesinde onların anlaşılmasına şahit olduğumuzu itiraf etmeliyiz. Müşkilin tarifi, müşkile yol açan sebepler, işkali giderme yollarının açıklanma yöntemlerinin oluşmasına, gerçekte müşkilin olmadığını bize müşkilu'l-Kur'ân öğretmektedir.

Aksi durumda sadece Arap dilini bilmenin insanlığı düştüğü bataklıktan kurtaracak olan Kur’ân’ın sağlıklı ve doğru anlaşılmasına yetmeyeceği açıktır. Arapçanın bu donanım olmadan Kur'ân'ı sağlıklı okumaya yetmediği açıktır. Kaldı ki günümüzde ana dili Arapça olanların Kur'ân'a ne derece vakıf oldukları değerlendirilmeye muhtaç olan bir konudur. Fesahat ve belâğatın zirveye ulaştığı dönemde nazil olmaya başlayan Kur’ân’ın her asra hitap eden bir mucize oluşu ve her zaman muarızlarını sustururcasına meydan okuduğu yine bu ilimler sayesinde açıklık kazanan ve kolay anlaşılan bir gerçektir.

Son olarak her konuda Kur’ân’ın anlaşılmasına kaynaklık eden sünnetin Kur’ân ilimleri açısından da büyük bir öneme sahip olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.