Kur’ân Vahyi, Tespiti ve Metinleşme Süreci
İslâm kültüründe vahiy, Yüce Allah’ın peygamberleri vasıtasıyla insanlara mesajını iletmesidir. Allah mesajını insanlara çeşitli şekillerde iletmektedir. Bunlar vahiy yoluyla, perde arkasından veya elçi göndermek sûretiyle kurulan iletişimlerdir. Bu iletişimde Yüce Allah devamlı peygamberleri görevlendirmiştir.
Kur’ân inmeye başladığından itibaren ezber ve yazı olmak üzere ikili yöntem ile kayıt altına alınmıştır. Hz. Peygamber inen vahiy lafızlarını sahabeye okuyarak bir yandan ezberlemelerini sağlamış diğer yandan da vahiy katipleri görevlendirmek sûretiyle yazıyla muhafaza altına almıştır. Bu dönemde yazı çok yaygın olmadığı için yazı malzemeleri de oldukça ilkeldi. Günün şartlarına uygun olarak vahiy lafızları kemik, deri, tahta, hurma yaprakları gibi birtakım malzemelere yazılıyordu.
Hz. Peygamber döneminde dağınık malzemelerde yazılı bulunan vahiy lafızları, Hz. Ebubekir döneminde bir araya getirilmek sûretiyle cem edilmiştir. Çünkü bu dönemde Ridde Savaşları başlamış ve bu savaşlarda birçok hafız şehit düşmüştü. Kur’ân'ın muhafazasının daha çok hafızalarda olması nedeniyle bu olay Hz. Ömer'i endişeye sevk etmiş ve durumu Hz. Ebubekir'e arz ederek Kur’ân'ın yazılı olduğu malzemelerinin bir araya getirilmesini teklif ve tavsiye etmiştir. bunun üzerine Hz. Ebubekir de yazılı malzemelerin bir araya getirilmesi için komisyon kurmuş ve bu derleme olayını gerçekleştirmiştir. Daha sonra Hz. Osman döneminde farklı kıraatlerle alakalı Müslümanlar arasında tartışmalar ortaya çıkmıştır. insanlar kendi kıraatlerinin dışındaki okumaları kabul etmeyip okuyanları da tekfir etmeye başlayınca mesele Hz. Osman'a aktarılmış ve Hz. Osman da meselenin çözümü için bir komisyon kurup başına Zeyd b. Sabit'i getirmiştir. Bunun üzerine Hz. Ebubekir döneminde derlenen ve Hz. Hafsa'nın yanında bulunan mushaf esas alınarak çoğaltma eylemi gerçekleştirilmiştir. çoğaltma eylemi gerçekleştirilirken birtakım düzenlemeler de yapılarak salt istinsah/çoğaltma eylemi gerçekleştirilmemiştir. Çoğaltılan bu Mushaf’lar bir muallimle pilot bölgelere gönderilmek sûretiyle İslâm toplumunda mushaf konusunda birlik sağlanmış ve tartışmaların önüne geçilmiştir.
İslâm toplumunun hem toprak olarak hem de toplumsal olarak genişlemesiyle birlikte Arap olmayan unsurlar İslâm'a girmişlerdir. onların Arap dilini kullanmadaki yetersizliği birtakım hataları beraberinde getirmiştir. Bu hatalar genelde dilde özelde ise Kur’ân'da gerçekleşmiştir. Böylece mushaf konusunda anlamı etkileyecek derecede yeni birtakım okuma sorunları ortaya çıkmıştır. Bu sebeple Mushaf’lar noktalama sistemi kullanılmak sûretiyle harekelenmiş ve Kur’ân'ın irabı yapılarak gramatik düzenleme gerçekleştirilmiştir. Böylece ilk etapta ortaya çıkan bu sıkıntı bertaraf edilmiştir. Daha sonra yine coğrafyanın ve toplumun genişlemesine bağlı olarak hata oranı artmaya başlamış ve bu seferde şekilleri aynı olan harflerle ilgili sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Hacca b. Yusuf meselenin ciddiyetini görerek Yahya b. Ya'mer ve Nasr. b. Asım el - Leysi'yi görevlendirmiştir. Onlar da benzer harfleri noktalarla birbirinden ayrıştırarak bu sorunu ortadan kaldırmıştır. Ancak sorun kullanılan sistemden dolayı başka bir boyuta taşınmış hem harekeleme hem de benzer harfleri birbirinden ayırmak için konular noktalarla alakalı problemler zuhur emiştir. Bunun üzerine Halil b. Ahmet bu gün bizim de takip etitğimiz harekeleme ve noktalama sistemini geliştirmiş ve Kur’ân kıraati ile alakalı bu konuyu kalıcı olarak çözüme kavuşturmuştur.
Netice itibariyle vahiy lafızları tarihsel süreçte hem hat sanatının gelişmesiyle hem de hıfzın kurumsal bir yapı kazanmasıyla birlikte günümüze kadar kesintisiz ve eksiksiz bir şekilde nakledilmiştir.