Kur’an’da Allah Tasavvuru

Bu ünitenin amacı, kelami-felsefi tartışmalara girmeden, Kur’an'ın temel konusu olan 'Allah' üzerinde durmaktır. Bu çerçevede öncelikle Kur’an'a hâkim olan temel konunun Allah olduğu, Kur’an'daki bütün konuların Allah'la bağlantı kurularak anlatıldığı üzerinde durulmaktadır.

Ünitede ilk olarak Kur’an'ın temel konusu olan 'Allah' üzerinde durulmaktadır. Kur’an’ın dünyası, bütünüyle Allah merkezlidir. Allah, Kur’an’ın dilinde ve düşünce sisteminde kelimelerin ve işlenen konuların merkezinde yer alan en temel kavramdır. Bu nedenle, Kur’an'ın düşünce sistemi, merkezinde Allah olan bir sistemdir. Önem bakımından ondan üstün olabilecek bir kelime, kavram veya konudan söz edilemez. Allah düşüncesi, Kur’an sisteminde yukarıdan aşağıya her şeye hâkimdir ve konuların işleniş biçimine, kelime ve kavramların anlam alanına etkisini sürekli hissettirir. Kur’an’da bulunan bütün kelime ve konular, Allah düşüncesinin sürekli etkisindedirler. Yalnız inançla, din ve imanla ilgili olanlar değil, bütün ahlaki konu ve kavramlar, evlenme – boşanma, miras, ticaret, ticareti ilgilendiren borç, faiz, ölçü ve tartı gibi dünya hayatıyla ilgili görülebilecek olan tüm konular, bunun yanında, toplumların varlık sahnesine çıkması, yükseliş ve çöküşü, kozmik varlıkların hareketleri gibi olaylar, Allah’a atfedilmektedir. Başka bir ifadeyle, anlatılan olayların tümü, dinî alana çekilerek ve dinî alanla ilişkilendirilerek aktarılmaktadır.

Devamla, evrenin de merkezinde Allah'ın olduğuna, evrendeki bütün varlıkların Allah'ı gösteren birer gösterge / işaret levhası konumunda bulunduğuna, dolayısıyla evrendeki varlıklara böyle bir yaklaşımla bakılması gerektiğine yer verilmektedir. Kur’an’ın tabiata yer verdiği ayetlerinde, her zaman bir bütünlük içerisinde tabiat Allah’a isnat edilmektedir. Yüce Allah insanla konuşmak istediğinde ayetler gönderir. Bu ayetler (işaretler) iki türlüdür: Kur’an, Allah’ın sözlü hitabı (tedvinî/kavlî ayet) iken, evren de Allah’ın sözsüz hitabıdır (tekvini/kevnî ayet). Bu ikisi, yani sözlü ve sözsüz vahiy, birbirini tamamlayan, biri diğerine işaret eden unsurlardır. Varlığı ve işleyişi itibarıyla düzenli ve mükemmel bir yapıya sahip olan tabiat, Allah’ın en büyük mucizesidir. Allah’tan başka hiçbir varlık böyle düzenli, istikrarlı ve mükemmel bir yapıyı meydana getiremez. Kâinatta her şey kendine uygun bir düzen içerisinde işlemektedir.

Sonrasında, insanın Allah'la ilişkisinin nasıl olması gerektiği konusuna girilerek inanan insanın, hayatının bütün alanlarını İlahî merkezle bağlantılı, Allah'ı gözeterek düzenlemesi gerektiği üzerinde durulmaktadır.

Kur’an'da bütün yaratıklar arasında en büyük önem, insana verilmiştir. İnsanın mahiyeti, sorumluluk ve görevleri Kur’an'ın temel konuları arasındadır. Varlıklar arasında en büyük önemi taşıyan kutup Allah ise, diğeri insandır. Allah’ın insana özgü olarak verdiği çeşitli niteliklerden dolayı insan, meleklerden üstündür. Kur’an-ı Kerim'in birçok yerinde insana ve insan aklına direkt hitap edilerek 'görmez misiniz?', 'düşünmez misiniz?' ifadeleriyle imana davet yapılır.Bu ifadeler, Allah'ın varlığını ispat eden delilleri mantık yolu ile sistematik bir şekilde kurup Allah'a bu şekilde ulaşmanın gerekliliğini ifade etmemektedir. Aksine, basit bir gözlemin bile Allah'ı bulmaya yeterli olacağını göstermektedir. Zira böyle bir gözlem ve tefekkür, bu yönde idraki geliştirme, akla perde olabilecek sis bulutlarının, gaflet bulutlarının dağıtılmasına ve hakikatle uyumlu bir ilişki kurulmasına katkı sağlayacaktır. Ve bu bilinçle şekillenen bir insan, Allah'ı hayatının merkezine alarak, O'ndan başka kimseden korkmaz (Mâide, 5/54), O'nun yardımından başka hiçbir şeyi kaybetmekten korkmayacak bir şahsiyete ulaşır.