Tedarik Zinciri Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar
Günümüzde müşteri beklentilerini karşılayabilmek için klasik tedarik zincirinin eksikliklerinin giderildiği yeni yaklaşımlar mevcuttur.
Bunlardan ilki yeşil tedarik zinciri olup temel amacı, enerji, emisyonlar, kimyasallar, katı atıklar gibi her türlü atıkların çevreye olan zararlı etkilerinden tedarik zinciri süreçlerini arındırmaktır. Bu amacın yerine getirilmesi için tedarik zinciri içerisindeki tüm faaliyetlerin (satın alma, üretim, paketleme, dağıtım, pazarlama, lojistik vb.) çevreci bir bilinç ile yürütülmesi gerekmektedir.
Diğer bir yaklaşım ise kapalı döngü tedarik zinciridir ki bu zincir, hammadde tedarikçilerinden başlamak üzere ürünlerin üretim tesislerinde üretilip çeşitli dağıtım kanalları ile müşterilere ulaştırılması ve müşteriler tarafından kullanılan ürünlerin toplama kanalları ile geri dönüşüm, demontaj, toplama merkezi vb. gibi tesislerde yeniden kazanımı ile üretim sürecine dâhil olmasını sağlayan ileri ve tersine lojistik faaliyetlerinin bir bütünü olarak düşünülebilir.
Tedarik zinciri içerisindeki tüm israfların ortadan kaldırılmasını hedefleyen üçüncü bir yaklaşım ise yalın tedarik zinciridir. II. Dünya Savaşı’ndan büyük bir yenilgi ile çıkan ve ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilmesi için elindeki kıt kaynakların en verimli şekilde kullanma zorunluluğu bulunan Japonya’da temelleri atılan ve 1980’li yılların sonlarına kadar Toyota Üretim Sistemi (TÜS) olarak anılan bu üretim anlayışı;
- düşük maliyetli,
- kıt kaynakları çok daha tasarruflu kullanabilecek,
- müşteri tatmininin en üst düzeyde hedef olarak belirlendiği,
- üretim ve sipariş yerine getirme süreleri kısa,
başta stok olmak üzere her türlü israftan ve değer katkısı olmayan unsurlardan arınmış bir sistem geliştirmeyi ve uygulamayı amaçlamıştır. Bu üretim sisteminin tedarik zinciri uzantısı olan yalın tedarik zinciri de benzer amaçlar üzerine inşa edilmiştir.
Bu bölümde bahsi geçen son yaklaşım ise çevik tedarik zinciridir ve değişen müşteri koşullarına hızlı biçimde cevap vererek, hizmet seviyesinin yüksek tutulmasını öngören bir yaklaşım olarak tanımlanmaktadır. Çeviklik; birimler arası ilişkileri, operasyonları ve süreçleri etkin bir şekilde tekrar düzenlerken aynı zamanda sürekli değişim halindeki çevrede başarılı olma anlamına gelmektedir. Özellikle müşteri talebinin hızlı değiştiği sektörlerde, çevik tedarik zinciri uygulamaları önemli rekabet avantajı sağlamaktadır.
Bu yaklaşımların hepsi temelde aynı amaca yönelik olup kullanılan teknik ve yaklaşımlarda farklılıklar göstermektedir.