Havayolu ile Eşya Taşıma
Hava yolu taşımacılığı, diğer taşıma modlarına göre en son başlamış olmasına rağmen en erken uluslar arası konvansiyonlarla düzenlenen taşıma türüdür. Hava yolu taşımacılığında ICAO, IATA, ECAC gibi ulusal üstü örgütler taşıma mevzuatının oluşmasında ve hava yolu taşımasının düzenlenmesinde ilgili devletler ve hava yolu işletmelerine önemli yol göstermekte, hukukun oluşmasına katkı vermektedirler. Aynı zamanda, ulusal alanda da Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü gibi tüzel kişi kamu kurumları bu uluslar arası örgütler ile işbirliği içinde önemli roller üstlenmektedir.
Türkiye açısından en güçlü havayolu taşıyıcısı hem yolcu ve bagaj açısından hem de yük taşımacılığı açısından THY AO olup, kendi markası olan THY, Turkish Kargo ve Anadolujet ile faaliyetlerde bulunan halka açık bir anonim şirket ise de halen yönetim ve denetim bakımından devlet kontrolündedir.
Türkiye'de havacılık ile ilgili en temel kurumlar Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, SHGM, DHMİ şeklinde ele alınabilir. Bu kurumlar bağımsız karar alma serbestisi olan ve görev alanları hususiyetle belirlenmiş kurumlardır. Tüm hava taşıma firmaları için önemli roller üstlendikleri gibi, havaalanları ve hava trafiği bakımından da rolleri önemlidir.
Havayolu taşımasında Türkiye açısından ulusal mevzuatta başta TSHK, uluslararası mevzuatta ise Montreal Konvansiyonu sayılmak gerekir. 6102 sayılı TTK da m.852 gereği yine genel hükümler olarak taşıma işleri konusundaki düzenlemeleri ile hava taşımasında da dikkate alınmak gerekir. Ayrıca, diğer taşıma modlarından farklı olarak bu taşıma modunda, gerek kanun ve gerekse konvansiyonda hem yolcu ve bagaj, hem de kargo taşımaları bir arada düzenlenmiştir. Ancak sorumluluk düzeni farklı farklı ele alınmış olup; kargo ve bagaj arasında ayırım net olarak ortaya konulmuştur.
Havayolu taşımacılığında taşıyıcının sorumluluğu TSHK bakımından ağır özen sorumluluğu sayılabilirse de; Montreal Konvansiyonu sınırlı sayıda kurtuluş imkanı dışında imkan tanımazken kusursuz sorumluluk düzeni getirmiştir. Bu yönüyle Montreal Konvansiyonu ile TSHK arasında fark gözükmekte ise de; TSHK m.106 ve m.124 hükümleri gözetildiğinde, sorumluluk düzeni ulusal ve uluslar arası taşıma ayırımı olmaksızın benzer şekilde değerlendirilmek gerekmektedir.
Ulusal taşımada taşıyıcının sorumluluğu TSHK'da Montreal Konvansiyonu'na atıf ile düzenlenmiştir. Bu nedenle sorumluluk sınırları bakımından ulusal ve uluslararası taşımalarda bir ayniyet - tekdüzelik sağlanmıştır. Sınırlı sorumluluk özellikle kargo taşımaları bakımından mutlak bir şekilde ele alınmakta iken; yolcu ve bagajda ise sınırın kusurun ağırlığına göre aşılması imkanı vardır.
Montreal Konvansiyonunda sorumluluk sınırları 5 yılda bir revize edildiği için sürekli kontrol edilmelidir.
Montreal Konvansiyonu m.31 ile 7, 14, 21 günlük ihbar süreleri ve bu sürelerin hak düşürücü etkisi özellikle gecikmede 21 günlük sürenin hak düşürücü etkisi göz ardı edilemez.