Tipografide Anlam Yaratma Yaklaşımları

M.Ö. 2900’lü yıllarda karşımıza çeşitli semboller olarak çıkmaya başlayan yazı kavramı, insanların çoğalması, buna bağlı olarak gelişen kültürel çeşitlilik, ticaretin gelişmesi, insanların yeni iletişim yolları arayışları ve tüm bunların neticesinde kültürlerarası etkileşimlerin baş göstermesiyle evrimleşen bir kinetik yapıdan ibarettir.

Yazının icadından günümüze kadar geçen süre içerisinde yazı ve yazı sistemleri değişmiş ve gelişmiştir. Matbaanın bulunması, kâğıdın icadı ve diğer buluşlarla birlikte yazı, sanat ve tasarım alanlarının ayrılmaz bir parçası haline evrilmiştir. Özellikle Endüstri Devrimi sonrasında meydana gelen yenilikler ve bu yeniliklerin neden olduğu yeni yaşam biçimleri ile birlikte tipografi kavramı oluşmuş ve yazının taşıdığı anlamı güçlendirmek için çeşitli yöntemler denenmiştir.

Bauhaus, Fütürizm, Konstrüktivizm ve De Stijl gibi önde gelen Avangart hareketler, sanayileşmiş ve kent yaşamına ayak uydurmaya sağlayan toplum özelliklerine göre yeni tasarım değerlerinin oluşmasına neden olmuştur. Modernist anlayışla birlikte tipografinin işlevsel boyutu sorgulanmaya başlamıştır. Mesajın ve anlamın iletim kaygıları, tipografinin okunabilirlik ve okunaklılık kaygılarının yanı sıra mantıksal biçimsel yapılarla kurgulanmasına olanak sağlayan tasarımları da ortaya çıkarmıştır.

Yeni Tipografi hareketi hareketi ile birlikte, grafik ve bilgi tasarımını Orta Avrupa'daki sanatsal Avangard hareketlerinin ön saflarına getirmiştir. Simetrik ve makanik sütunlarda geleneksel yazı düzenlemesini reddeden modernist tasarımcılar, basılı sayfayı veya posteri, yazı ve illüstrasyon bloklarının uyumlu, çarpıcı şekilde asimetrik kompozisyonlarda düzenlenebileceği boş bir alan olarak düzenlemişlerdir. Matbaacılar ve tipografi tasarımcıları, kartvizitlerden posterlere, broşürlerden dergilere, kitaplara ve reklamlara kadar çok çeşitli basılı malzeme için bu çalışma şeklini uyarlamışlar ve tipografinin anlamsal boyutlarının görsel temellerini atmaya başlamışlardır.

Modernist dönemi takiben gelişen Postmodern yaklaşımlar, geleneksel olarak kabul edilen tipografik tasarım anlayışların yıkılmasına neden olurken aynı zamanda tipografi kavramının sadece herhangi bir metnin anlamını okutan bir yapı olmadığını, aynı zamanda tasarımlardaki biçimsel varlığı ile de yeni anlam katmanları oluşturulabileceğini savunmuştur.

Tipografi kavramının tarihsel ilerleyişi kapsamında oluşan yeni yapılar, tipografik kullanımlarda çeşitli anlam yaratma yöntemlerinin de geliştirilmesine neden olmuştur.

Çeşitli işlevleri yerine getirmesi amacıyla tasarlanan yazı tipleri ve yazı aileleri, sahip oldukları biçimsel farklılıklar neticesinde hedef kitlenin üzerinde çağrışımsal etkilere neden olarak yeni anlam katmanları oluşturabilmektedir.

Tipografik elemanlarda renk kullanımı ise, renklerin insan üzerinde yarattığı psikolojik çağrışımlardan güç alarak var olan anlamın pekiştirilmesinde ve yeni anlamların oluşturulmasına etkili bir yöntem olarak kullanılmaktadır.

Tasarımlarda yer alan tipografik elemanların özellikleri üzerinde çeşitli değişiklikler yapılarak vurgulanması, hedef kitlenin, mesajı daha kısa sürelerde algılamasına yardımcı olmaktadır. Bazı metinlerin daha büyük puntolarda kullanılması, yazı tipleri ve ailelerinde bulunan bold (kalın), iltalik (yatık) ya da altı çizili özelliklerin kullanılması, farklı yazı tiplerinin bir araya getirilmesi ve bazı tipografik elemanların farklı renklerde kullanılması tasarımlarda vurgu yaratarak hedef kitlenin dikkatinin o alanın üzerine çekilmesini sağlayan yöntemlerdir.

Tasarımcılar tarafından metin ve tasarım ilişkilerine uygun olarak seçilen yöntemler ile oluşturulan çok katmanlı anlam örgüsü, hedef kitleyi etkileyen, anlamı güçlendiren ve yaratıcı çalışmaların tasarlanmasına olanak sağlamaktadır.