Tasarım Kavramı ve Fotoğrafın Kısa Tarihi
İnsanlığın varoluşundan bu yana çeşitli sebeplerle görüntüyü aktarma çabasına İtalya - Tivoli, ispanya - Altamira ve Türkiye -Karain mağaraları gibi neolitik dönem yerleşkelerindeki buluntularda şahit olmaktayız. Figüratif sanat kavramının da doğuşu olarak kabul edilen bu buluntuların en eskilerine dair güncel araştırmalar incelendiğinde 2017 sonlarına doğru Endonezya'nın Sulawesi adasındaki Leang Tedongnge mağarasının kireçtaşı duvarlarında bulunan hayvan resimleri, bir insan eli tarafından boyanan en eski biçimler olarak tartışmaların merkezine oturtmuştur. Bu çizimlerin M.Ö.45.000 yıllarına gidildiği iddia edilmektedir. Bu sebeple bulunan figürlerin insanın görüntüyü aktarma çabasının başlangıcı olarak kabul edilebilir.
İlerleyen yüzyıllar boyu medeniyetler geliştiren insanoğlu zamanla duvarlara çizdiği bu resimlerdeki anlatımı da geliştirmiştir. Görme ile ilgili çeşitli teoriler ve makineler geliştiren atalarımız optik ve ışık gibi alanlarda yapmış oldukları araştırmalardan sonra 19. Yüzyılda görüntüyü aktarıp saklayabilmeyi yani fotoğrafı keşfetmişlerdir. Bu keşifle birlikte pek çok algı ve ezber bozulmuş ve devamında sinema ve animasyon gibi unsurların temelleri atılmıştır. İte bu sebeple görüntünün yakalanması ve sanat, fotoğrafın bir sanat dalı olmasından daha da farklı bir ilişkiye sahiptir.
Sanat eğitimi veren kurum ve kuruluşlarda, teorisyenlerin tartışmalarında bahsi geçen diğer bir konu ise tasarım ve sanat ilişkisidir. Tasarım bir sanat mıdır? Yoksa Sanat bir tasarım mıdır? sorusu her daim güncel ve heyecan verici bir tartışma konusu olmuştur. Bu sebeple ikisi arasındaki ilişkiyi, benzerlik ve farklılıkları sanat eğitimi alan bireylerle tartışmak yerinde bir eylemdir.
Fotoğrafın klasik anlamda gelişmesi ve topluma yayılması “Pencereden Le Gras'a bakış” isimli çalışmanın sahibi Nicéphore Niepce isimli araştırmacıya atfedilir. Kimyasallarla gerçekleştirdiği çeşitli deneylele birlikte ortaya çıkan bu ürün kendisinden sonraki dönemde anlamına gelen fotoğraf olarak adlandırılmış ve bir sanat dalı olarak tarihe geçmiştir.
Dünya’ da yaşanan endüstriyel devrimler sağlık, eğitim ve sanat gibi pek çok alanı etkilemiş ve zaman zaman tanımların değişmesine ve birçoğunun yenilenmesine sebep olmuştur. Bu sebeple içinde bulunduğumuz yüzyıl, Endüstri 5.0 olarak adlandırılmakta ve pek çok olgunun biçim değişmesine sebep olmaktadır. Gelişmiş bilgisayarlar, otomatik fabrikalar, yazılım alanında gelinen son çalışmalar dünyanın değişmesine sebep olurken yeni meslek alanlarının da ortaya çıkmasına ve var olan dinamiklerin yeniden biçimlenmesine sebebiyet vermiştir. Bu konuda akla gelen ilk örnek klasik analog fotoğraf makinalarının yerini önce dijital fotoğraf makinalarının ve günümüzde de dijital ekranlı tablet ve telefonların yer alması olarak gösterilebilir. Bu durum dijital uygulamaların, dijital teknolojilerin ve bilgisayar tabanlı pek ok ekipmanın geleceğine dair yenilikçi buluş ve çalışmaları da beraberinde getirmiştir. Bu sebeple tasarımcıların var olan teknolojilerin farkında olmaları çok önemlidir. Çünkü yapay zeka; tasarım ve fotoğraf alanında dijital görsel üretimine dair çeşitli yenilikler sunarken, fotogrametri ve videogrametri gibi çeşitli teknikler fotoğraftan 3 boyuta geçişin yöntemleri hakkında bilgiler vermektedir. Kısacası fotoğraf ve tasarımın her alanı için yenilikçi uygulamalar sürekli değişim göstermekte ve başka alanlarla ilişkilendirilebilir hale gelmektedir.
Kitabın bu ünitesinde yukarıdaki paragraflarla ilişkili bir biçimde fotoğrafın doğuşu, insanoğlunun görüntüyü yakalama serüveni, sanat, tasarım ve fotoğraf arasındaki ilişki ile geleceğe yönelik önerilerden oluşan bir derleme yapılmıştır.