Türkiye’de Suç ve Suçluluk

Günümüzde teknolojik gelişmelerin giderek her alanda yaygınlaşmaya devam etmesi, özellikle de kitle iletişim araçları, internet gibi yeni bilgi teknolojilerinin etkisi, kentleşme, endüstrileşme, iç ve dış göçler, hızlı nüfus artışı gibi faktörler bir taraftan makro düzeyde kurumların yapıları işleyişleri ve fonksiyonlarında mikro düzeyde bireyler arası ilişkilerde değişmeler ortaya çıkarmaktadır. Bu durum ise daha önceden var olan sosyal problemlerin daha da büyük boyutlara ulaşmasına neden olmuştur.

Türkiye'de endüstrileşmiş toplumlardaki boyutlarda olmasa da günümüzde suç önemli bir sosyal problemdir. Suç oranlarının nüfus artışına paralel olarak giderek artış göstermesi yanında muhtevası da değişmekte; teknolojinin yaygın olarak kullanılmasıyla birlikte ortaya yeni suçlar çıkabilmekte, suç işleme yaşı giderek düşmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nun

1. maddesine göre “Türk Ceza Kanunu’nun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir.”

2. maddeye göre ise “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” denilmektedir.

3. maddenin birinci bendine göre “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirlerine hükmolunur.” denilmektedir. İkinci bendinde ise “Ceza Kanunu’nun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, millî ve sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiç kimseye ayrıcalık tanınamaz.” Dördüncü maddede ise “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılamaz.” denilmektedir.

Genelde araştırmalarda suçun sıklığı, türü, işleniş nedenleri cinsiyet temelinde sınıflandırılmaktadır. Cinsiyetin suçla ilgisi araştırılırken iki boyut dikkate alınır; suçu işleyenin cinsiyeti ve suça maruz kalanın cinsiyeti. Cinsiyet ile suç ilişkisine bakıldığında bütün toplumlarda kadınların suç işleme oranlarının erkeklerden düşük olduğu görülmektedir. Ancak kadın suçlu oranı ülkeden ülkeye, sosyokültürel yapılardaki farklılıklara bağlı olarak değişiklik de göstermektedir.

Suç ile ilişkisi incelenen en önemli değişkenlerden biri de yaştır. Suç ile ilgili istatistiklerde yaş bir değişken olarak ele alınmaktadır. Genel olarak gençlerde tutuklanma ve yasal otorite ile temas ne kadar erken yaşlarda olursa gençlerin ciddi suç aktivitelerine katılma olasılıkları da o oranda artış göstermektedir. Yaş değişkeni işlenen suçun türüyle farklılık göstermektedir. Öğrenim durumu ile suç işleme arasında negatif korelasyon olduğu görülmektedir. Öğrenim düzeyi düştükçe suç davranışında artış ortaya çıkmaktadır. İşsizlik ve bu olgunun beraberinde getirdiği yoksulluk suç olgusu üzerinde önemli etken olmaktadır.

Verilere göre Türkiye’de, 18-30 ve 31-50 yaş gruplarında hem kadın ve hem de erkeklerde sayı fazladır. 15 yaş ve altı ve 65 yaş ve üstü gruplarda ise suç işleme oranı düşüktür.

Cinsiyete göre Türkiye’de suç dağılıma bakıldığında erkeklerin suç işleme oranı kadınlardan fazladır.

Şehirlerde kırsal bölgelere nazaran daha fazla suç işlenmektedir.

Eğitim ve öğrenim düzeyi ile suç işleme arasında negatif korelasyon vardır.