Uluslararası Stratejiler

Bugün işletmelerin karşı karşıya bulunduğu çalkantılı çevresel koşullar altında işletmeler uzun vadeli örgütsel amaçlarını devamlı bir şekilde yeniden şekillendirmeli ve stratejik yönetimin temel amaçları doğrultusunda uluslararası stratejiler uygulamalıdır. Küreselleşme olgusunun arka planını oluşturduğu böyle bir ortamda her açıdan değişim ve yenilik neredeyse standart işletme uygulamaları ile eş anlamlı hâle gelmiştir. Küreselleşme bugün işletmeler açısından “oyunun kuralı”dır. Bu nedenle işletmeler açısından yapılması gereken, ona uygun tepkilerin geliştirilerek küreselleşmeden bir rekabet avantajı oluşturulmasıdır. Yakın geçmişte bunu gerçekleştirmiş pek çok işletme mevcuttur. Bu doğrultuda uygulanacak doğru uluslararası stratejiler, stratejik yönetim sürecinin başarısı açısından büyük önem taşımaktadır.

İşletmeler açısından küreselleşme, en kısa biçimde, faaliyetleri, dünya çapında, koordine edilmiş bir şekilde uyumlaştırma ya da entegre etme eğilimi olarak ifade edilebilir. Küreselleşmeyi ve onun stratejiye ve işletme faaliyetlerine ilişkin olarak taşıdığı anlamları kavrayabilmek için onu bir düşünce sistemi ya da bakış açısı, dünyayı farklı bir biçimde değerlendirme şekli olarak algılamak gereklidir. Küreselleşme konusunda son dönemde geçerli olan anlayış, hizmetleri, uluslararası mülkiyet haklarını, bilgi transferini, çok kültürlülüğü ve çeşitliliği içerecek yönde genişlemiştir. Sonuçta ulus ötesi bir düşünce sistemine (transnationalism) doğru bir gelişim yaşanmaktadır. Bu bakış açısı ile değerlendirme yapıldığında küreselleşmeyi, dünyanın tek bir mekân olarak algılanabilecek ölçüde sıkışıp küçülmesi süreci olarak ifade edebiliriz.

İşletmelerin faaliyet kapsamı açısından; ulusal, uluslararası, çok uluslu ve küresel düşünce sistemlerinden söz edilebilir. Ulusal ya da içe dönük düşünce sistemi esasında birçok yöneticinin içinde doğduğu ve koşulları altında yetiştiği düşünce sistemidir. Uluslararası düşünce sistemi içerisinde temel anlayış, uluslararası satış ve dağıtım kapasitesini yerel üretimle desteklemektir. Çok uluslu düşünce sistemi içerisindeki yöneticiler daha çok belirli bir bölge içerisindeki farklı piyasaların işleyişi konusunda deneyim sahibidirler.Küresel düşünce sistemi ise, kurumsal ve işlevsel öncelikleri dünya kapsamında dengeleme amacına dönük ortak bir zihnî düzen oluşturmak için gerekli değer ve davranışları benimsemektir.

İşletmelerin küreselleşme yolunda değişik stratejilere başvurabileceklerini ifade etmek mümkündür. Yapılması gereken, işletmenin en etkin bir biçimde uygulayabileceği bir pazara giriş stratejisinin belirlenmesidir. Bu anlamda işletmeler için doğrudan satış ve alış, hisse senedi ya da portföy yatırımı, stratejik ittifaklar ve doğrudan dış yatırım gibi seçenekler mevcuttur.

Yabancı bir ülkedeki müşterilere ürün ya da hizmet satmak ve yabancı bir ülkedeki tedarikçiden ürün ve hizmet almak, uluslararası işletmeciliğin en yaygın biçimidir. Hisse senedi ya da portföy yatırımları ise herhangi bir yönetim uygulaması ya da yönetime katılma söz konusu olmadan sahiplik sağlayan bir stratejidir.Stratejik ittifak, iki ya da daha fazla sayıdaki bağımsız şirketin belirli bir stratejik amaç doğrultusunda iş birliği yapmak için bir araya gelmeleri ile oluşan anlaşmadır. İşletmelerin uygulayabilecekleri stratejik ittifak seçeneklerini lisans anlaşmaları, franchising (imtiyaz ya da yetki anlaşması), ortak yatırım ve birleşme ya da şirket evliliği şeklinde sıralamak mümkündür. Doğrudan dış yatırım ise, yatırım yapan işletmeye, yabancı bir ülkedeki ekonomik aktivitenin her boyutu açısından tam bir denetim hakkı sağlayan bir yatırım şeklidir.