Kurumsal Yönetişim, Sosyal Sorumluluk ve Yönetsel Ahlak

Kurumsal yönetişim, işletmenin stratejik yönetimi ve yönlendirilmesi ile görevli ve sorumlu olanların bu görev ve sorumluluklarını yerine getirirken işletme üzerinde kendilerini belirli nedenlerle hak sahibi olarak gören pay sahipleri, çalışanlar, tedarikçiler, müşteriler ve diğer toplumsal kurumlarla olan ilişkileri kapsamaktadır. Başka bir ifadeyle kurumsal yönetişim, işletmenin üst yönetiminin yönetilmesidir.

Kurumsal yönetişimin üç yönü; hissedar yönü, paydaş yönü ve karma yönüdür. Hissedar yönünde şirketin birincil amacı hissedar varlığını en üst seviyeye çıkarmaktır. Böylece kurumsal yönetişimin rolü hissedar varlık artışını sağlamak ve hissedar olanlarla yönetimin çıkarlarını sıralamaktır. Paydaş boyutunda işletme yalnızca hissedarları için refah yaratan ve bütünüyle onlar tarafından kontrol edilmesi gereken bir yapı değil, farklı paydaş gruplarının çıkarlarını gözetip dengeleyebilecek ölçüde nitelikli yöneticiler tarafından yönlendirilmesi gereken bir oluşumdur. Modern kurumsal yönetişim ise hem artan hissedar değerinin mali yönlerini hem de tüm paydaşların hak ve çıkarlarını düşünen entegre bir yaklaşımı vurgular.

Kurumsal yönetişim yapısı, kurumsal yönetişimin üç bileşenine dayanır. Bu bileşenler; prensipler, işlevler ve mekanizmalar şeklinde sıralanabilir. Kurumsal yönetişim prensiplerini dürüstlük, esneklik, isteklilik ve denetime açık olma ve şeffaflık şeklinde ifade etmek mümkündür. Kurumsal yönetişimin üç temel işlevi ise oluşum (yapılandırma) işlevi, performans işlevi ve uyum işlevi olarak ifade edilebilir. Yönetim kurulu, özellikle bağımsız yöneticiler, denetim komitesi, yönetim, iç kontroller ve iç denetim fonksiyonları iç mekanizmalara örnek olarak verilebilirken; mevzuat ve düzenlemeleri içeren politik müdahaleler de dış kurumsal yönetişim mekanizmalardır.

Yönetim kurulu, şirketin kurumsal yönetim yapısının en temel yapısıdır ve öncelikli hedefi hissedarların ve diğer paydaşların çıkarlarını korumaktır. Hissedarlarla yönetim kurulu ve üst yönetim arasındaki ilişkilerin etkinliği hem kurumsal yönetişimin hem de gelişmenin en önemli püf noktalarından biridir. Kurumsal yönetişim yazınında birçok değişik kurul modeli ortaya konmuştur. Bunlar; tek aşamalı, iki aşamalı ve modern kurul modelleridir. Tek aşamalı kurul modeli hem yönetici (içeriden) hem de yönetici olmayan (dışarıdan) üyelerden oluşur. Yönetici üyeler karar yöneticileri olarak algılanırlar, yönetici olmayan üyeler ise bu kararları kontrol etme gücü ve görevine sahiptirler. İki aşamalı kurul modelinde temel olarak pay sahiplerinin ve çalışanların çıkarlarına öncelik verilmektedir. Bu nedenle tek aşamalı kurul modelinin aksine burada paydaş yaklaşımının benimsendiği görülmektedir. Bunun yansıması olarak model iki kademeli bir yönetim kurulu öngörmektedir. Modern kurul modelinde ise son dönemde yaşanan kurumsal yönetişim reformlarına göre, şirketin yönetim kurulu hem stratejik hem de denetlemeye ilişkin faaliyetleri yerine getirmelidir.

Sosyal sorumluluk en genel anlamı ile bir örgütün faaliyetlerinde kendi çıkarlarının yanı sıra bir bütün olarak toplumun da çıkarlarını göz önünde bulundurmasıdır. Ahlak, yönetimsel uğraşı çok çeşitli biçimlerde etkilese de, yöneticiler için bu konuda üç özel alan belirlemek mümkündür: Örgütün iş görenlerine davranış biçimi, iş görenlerin örgüte karşı davranış biçimleri ve örgütün diğer ekonomik kuruluşlara karşı davranış biçimi. Bir işletmede ahlaki davranışı teşvik etmek için ahlaki davranış yasası oluşturmak ve ahlaki davranış ilkeleri belirlemek son derece önemlidir.