Sporda Empati
Toplumda farklı iletişim kurmayı gerektiren farklı ortamlar vardır. Kimisinde daha hassas olmak gerekirken, kimisinde daha az hassas olmak gerekebilir. Her koşulda da insan düşündüğünü karşısındakine aktarabilme becerileri aracılığıyla toplumsallaşır.
Spor ortamında da bu becerilerin geliştirilmesi, etkili ve başarılı olmak için oldukça kritik bir öneme sahiptir. Çünkü spor, bir toplumsallaşma aracıdır ve ancak bu araç doğru kullanırsa kazalardan kaçınmış olabiliriz.
Empati, sosyal hayatta kilit rol oynayan, insanların birbirlerini hissetmelerini ve anlamalarını, sosyal gruplar ve kültürel topluluklar oluşturmasını sağlayan çok yönlü bir psikolojik yapıdır. Gelişmekte olan bir araştırma alanı olan empati sinirbilimi, empatinin çok yönlü yönlerini ve onun sinirsel ve davranışsal tezahürleri arasındaki ilişkileri tanımlamada bilgilendirici rol oynamıştır. Çeşitli beyin görüntüleme çalışmalarında tekrar tekrar gözlemlenen bir yön, insan empatisinin iki tür sürecin entegrasyonuna dayanmasıdır; temel olarak otomatik ve duyusal mekanizmalardan yararlanan daha düşük düzeyli bir süreç ile; biliş ve yukarıdan aşağıya kontrolü içeren daha yüksek düzeyli bir süreç. Daha da önemlisi, olgun, tam gelişmiş empatinin ifadesi için hem otomatik hem de üst düzey mekanizmalara ihtiyaç olduğu belirtilmektedir. Fonksiyonel beyin görüntüleme çalışmaları, olgun insan empatisinin bu iki nöral bileşeni bütünleştirdiğini ve başta ön insula (AI) olmak üzere hem sensorimotor (SM) hem de frontal viceromotor bölgelerin katılımına dayandığını göstermiştir.
Empatinin beyin temeli üzerine yapılan araştırmaları, tipik olarak, empatik tepki gerektiren paradigmalardaki nöral aktivasyonlar ile davranışsal ya da kendi kendine bildirilen empati endeksleri arasındaki ilişkileri üzerinedir. Hatta birkaç çalışma, beyindeki empati ölçümleri ile empati ve eşzamanlılık dahil olmak üzere gözlemlenen sosyal davranış ölçümleri veya sinirsel empatik tepki ile düşmanca davranış arasındaki negatif korelasyonlar arasında sağlam bir bağlantı olduğunu ortaya koyarak, empatinin beyindeki fiziksel tepkisine ait kanıt ortaya koymuştur. Ancak her çalışma bu tür bağlantıları bildirmeyi başaramadığından ve empatinin sinirsel temeli ile empatik davranış arasında hiçbir ilişki bulamadığından, bu tutarsızlığın nedeni üzerine farklı yorumlar getirilmiştir. Mesela, katılımcıların heterojenliği (benzemezliği) ile ilgili olabilir yani, beyin-davranış bağlantılarının yalnızca belirli birey grupları için var olması, diğerleri için olmaması mümkündür. Örneğin, yapılan bir çalışmada daha empatik ebeveynlik deneyimleyen çocukların, üstün temporal sulkus (STS)/üstün temporal girus (STG) ve ön insula dahil olmak üzere sosyal beyin genelinde teta, alfa, beta ve gama ritimlerinde daha büyük bir tutarlılık ile, beyin ve davranış arasındaki daha büyük korelasyonlar gösterdiği bulunmuştur (Pratt ve ark., 2018; Levy ve ark., 2019). Levy ve ark. (2019)’nın aktardığına göre, bir MEG çalışmasında, anneler ve çocukların eşzamanlı etkileşime girdiklerinde, özellikle annelerin empatik davranışlarına sıkı sıkıya bağlı olan beyin senkronizasyonu sergilediklerini bulunmuştur.
İyi bir antrenörü harika bir antrenörden ayıran özellik kurulan ilişkilerde yatar. Burada kurulan bağ, ne kadar güven, bağlılık ve yakınlık içeriyorsa; aradaki ilişki o denli sağlam olur. Peki güçlü bir bağ şart mıdır? Buna evet diyebiliriz, hatta bir zorunluluk. Bunu yapabilmek için de antrenör ile sporcu arasında “koşulsuz olumlu saygı ve kabul, doğru empati, uygunluk/gerçeklik ve sahiplenmeyen sıcaklık” gibi faktörlerin bulunması gerekmektedir.
Sporun düzeyi yada ligi fark etmeksizin, rakip sporcu da çok benzer gerginlikleri, şüpheleri, korkuları, heyecanları ve hazırlık düzeylerini paylaşır. Gerçek şu ki, rakipten o kadar da farklı değilizdir. İki taraf da zaferin heyecanına aynı değeri verir ve yenilgiyi aynı şekilde hor görebilir. Bir oyun sırasında duyguların farkında olmak ve anlamak, yalnızca fiziksel ve zihinsel enerjiyi korumaya değil, aynı zamanda rakibin hissettiği duyguları anlamaya da olanak tanır. Bitiş düdüğü çaldığında, kazanma ve kaybetmeye bağlı olarak kesinlikle rakipten farklı duygulara sahip olunur, ancak tüm bu empati süreci sporda o gün gösterilen ,rekabete ve çabaya saygı duymayı ifade ederek, en önemli yeteneğin erdemli olmak olduğunu vurgular.
Yetişkinler için oyunun duygularına kapılmak kolaysa, genç sporcularımız için bu muhtemelen daha kolaydır. Ebeveynler ve koçlar, tutarlı bir şekilde nezaket ve saygı göstermeyi bir öncelik haline getirdiğinde, çocuklarımızda bu özellikleri geliştirmek için zemin hazırlamış oluruz.