Türk Sporunun Öncüsü Selim Sırrı Tarcan

Selim Sırrı Tarcan'ın Yaşamı

Selim Sırrı Tarcan’n Türk spor tarihine yaptığı katkıların kaynaklarının anlaşılabilmesi için yaşam hikâyesinin bilinmesi gerekmektedir.

Çocukluk, Eğitim ve Spor Hayatı

Selim Sırrı Tarcan, 25 Mart 1874’te Mora/Yenişehir’de, Miralay Yusuf Bey ve Zeynep Hanım’ın çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. 1881’de beden eğitimi ve sporla tanıştığı Galatasaray Lisesi’nde öğrenimine başlamıştır. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle okulu bitiremeden okuldan ayrıldıktan sonra Askerî Mühendis Okulu’nda öğrenimine devam etmiştir. Yeni okulunun disiplinli eğitimi sonucu okula adapte olamayıp spor ve müzik alanlarına yoğunlaşmıştır. Merak saldığı flüt ve eskrimde, İtalyan öğretmenlerden dersler almıştır. Ayrıca jimnastik, futbol, yüzme, binicilik, kürek çekme, güreş ve ağırlık kaldırma sporlarını yapmıştır. İzmir’de bulunduğu dönemde bisiklet, İstanbul’a dönüşünün ardından boks, alafranga güreş ve tenisle ilgilenmiştir.

Askerî ve Siyasi Hayatı

Mühendishane’yi bitirdikten sonra üsteğmen olarak İzmir’e atanmış ve sonrasında Fahri Padişah Yaveri olmuştur. 1902’de yüzbaşı, 1906’da kolağası rütbesi almıştır. II. Meşrutiyet’in ilanının ardından İstanbul Komiserliği, Polis Mektebi ve Jandarma Mektebi müdürlüğünü yapmıştır. İTC kadrolarının İstanbul’a gelişinin ardından siyasetten uzaklaşmıştır. İsveç dönüşünde de askerlikten istifa etmiştir. Askerlikten erken ayrılması nedeniyle ihtiyat zabiti olmuş ve I. Balkan Savaşı ile I. Dünya Savaşı’nda askere geri çağırılmıştır.

Selim Sırrı Tarcan'ın Çalışmaları

Tarcan, II. Meşrutiyet’in ardından siyasetten çekildikten sonra yöneldiği beden eğitimi çalışmalarına, İsveç’ten dönüşünde askerlikten istifasının ardından tamamen yoğunlaşmıştır.

Beden Eğitimi ve Spor Alanındaki Çalışmaları

İstanbul’a dönüşünün ardından 1903 yılından itibaren yazarlık faaliyetlerine başlamıştır. 20 Aralık 1908’de Türkiye’nin ilk özel beden eğitimi okulunu açmıştır. Okul, İsveç’e gidişi sonucu Eylül 1909’da kapanmıştır. 1909-1910 yılları arasında, İsveç’te bilimsel temellere dayanan İsveç jimnastiği eğitimini, pedagojik, askerî, tıbbi ve estetik jimnastik alanlarında tamamlamıştır. Ayrıca Zander Enstitüsü’nde tıbbi jimnastik ve masaj dersleri almıştır.

1910’da yurda dönüşünün ardından askerlikten istifa etmiş ve kısa süre sonra beden eğitimi müfettişi olarak atanmıştır. 1910’dan itibaren beden eğitimi derslerinin okul programlarına yerleştirilmesi ve beden eğitimi öğretmenleri yetiştirilmesi görevini üstlenmiştir. Kız okulları müfredatına beden eğitimi derslerini yerleştirebilmek için önce direnç gösteren din görevlilerine dersler vermiştir. Böylece derslerin kız okullarına girmesi kolaylaşmıştır. 1914’te beden eğitimi öğretmeni yetiştirecek alana özel ilk okul, savaş nedeniyle askeriyeye devredilmiştir.

Türkiye’de ilk idman bayramlarını 1916-1918 yılları arasında düzenleyerek beden eğitiminin gençlik üzerindeki etkisini halka sunmuştur. Aynı yıllarda paramiliter gençlik örgütlerinden Osmanlı Genç Dernekleri’nde en önemli iki isimden biri olmuştur. 706 şubesi açılan derneklerde yetişen gençler Kurtuluş Savaşı’nda tam savaşacak yaşa gelmiştir. Cumhuriyet öncesi yeniden yapılanan izciliğin öncülüğünü yapmıştır. 1923 yılında Türk İzci Ocağı’nı kurmuş ve İstanbul ve Ankara’daki bayramlarda izcilere önderlik etmiştir.

1919-1921 yılları arası Erkek Öğretmen Okulu müdürlüğü yapmış ve modern sporların mezun öğrenciler vasıtasıyla Türkiye geneline yayılmasını sağlamıştır. Müdürlüğün ardından müfettişlik görevine geri dönmüştür. Saltanatın kaldırılması ile emekliye ayrılmıştır. Cumhuriyet hükûmetinin emekliliğini kaldırması üzerine, 1923-1925 yılları arası Galatasaray Lisesi’nde beden eğitimi öğretmenliği yapmıştır.

1923’te Heyet-i İlmiye’ye verdiği layiha ile beden eğitimi derslerinin tüm kademedeki okul müfredatlarına girmesini sağlamıştır. Beden eğitimi öğretmeni yetiştiren ilk kurumlar Terbiye-i Bedeniye Mektebi’nin (1926- 1930) ve Gazi Terbiye Enstitüsü Beden Eğitimi Şubesi’nin (1932) kurulmasını sağlamıştır. 1925-1935 yılları arası müfettişlik ve başmüfettişlik yaptıktan sonra 1935’te Ordu’dan milletvekili seçilerek 1946’ya kadar bu görevini sürdürmüştür.

II. Meşrutiyet’in ilanının ardından Osmanlı Millî Olimpiyat Cemiyeti’ni kurma çalışmalarına başlamıştır. 15 Aralık 1908’de IOC’nin Asya kıtasından ilk üyesi olarak Türkiye temsilcisi seçilmiştir. İlk kez katıldığı IOC toplantısı olan 1909 Berlin Birleşimi’nden itibaren 1914’e kadar her yıl katıldığı toplantılarda olimpik düşüncenin yaygınlaştırılmasının yol ve yöntemlerini öğrenmiştir. 1927’de TMOK’daki, 1930’da IOC’deki olimpik görevlerinde ayrılmıştır.

Bir Türk Aydını Olarak Selim Sırrı Tarcan

Selim Sırrı Tarcan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e sürdürdüğü yazarlık hayatında Türkçe’nin en güzel kullanım örneklerini verenler arasındadır. 1903’ten itibaren süreli yayınlardaki makaleleri ve kitapları, dönem kaynaklarından anlaşıldığı kadarıyla yoğun ilgi görmüştür. Selim Sırrı Tarcan’ın, çoğunluğu beden eğitimi ve spor hakkında olmak üzere 60’ın üzerinde kitabı, 2500’ün üzerinde makalesi, 1500’ün üzerinde konferansı vardır.

Türk hitabet sanatının en önemli örneklerini II. Meşrutiyet’in ilanından itibaren veren Tarcan, döneme ait hatıratlarda sıklıkla bu özelliğiyle ön plana çıkarılmıştır. 1919’da Sultanahmet Mitingleri’nde on binlere hitap etmiş, 1930-1938 yılları arasında düzenli radyo konferansları vermiştir.

İyi bir müzisyen olan Tarcan, İsveç’ten dönüşünün ardından halka verdiği beden eğitimi içerikli konferanslarından önce flütüyle resitaller vermiştir. Bestesini İsveç’ten getirdiği Gençlik Marşı’nı ilk kez 1916’daki Birinci İdman Bayramı’nda halka sunmuştur. Marş daha sonraları milli bir nitelik kazanmıştır. Birinci İdman Bayramı’nda halkın karşısında bir yenilik olarak sergilediği diğer eseri ise yeniden düzenlediği zeybek raksı olmuştur. Sarı Zeybek türküsüne yaptığı beste ile geliştirdiği Tarcan Zeybeği’ni öğretmenlik ve müdürlük yaptığı Darülmuallimin’de öğrencilerine göstererek yaygınlaşmasını sağlamıştır. Daha önce örneği görülmedik biçimde kadın ve erkeğin birlikte oynadığı bir form kazandırdığı zeybek oyunu Atatürk’ün de en gözde halk dansı olmuştur.

Türkiye’de beden eğitimi ve olimpizmin öncüsü olan ve Tük sosyal ve kültürel hayatına önemli katkılar sağlayan Selim Sırrı Tarcan, 2 Mart 1957 tarihinde İstanbul’daki evinde hayata gözlerini yummuştur.