Evrimci ve Organizmacı Sosyoloji

Genel İlkeler

Evrendeki bütün varlık alanlarının yasalarını ortaya koymayı amaçlayan Spencer 'a göre evrenin hâkim süreci evrimdir.

Bütün varlık alanlarında, maddenin korunumu yasası gereği, bir varlık oluştuğunda ortaya çıkan enerji ortadan kalkmaz; başka bir varlığa dönüşür. Evrim her tür maddenin oluşumu, farklılaşması, bütünleşmesi ve çözülmesi sürecidir. Bir adaptasyon süreci olan kültürel ve toplumsal evrim ‘en uygunun hayatta kalması’ ilkesine göre işler ve bu süreç ilkel bir savaş değil uygarca bir rekabet içinde gerçekleştiği varsayılan ‘sanayi toplumu’na ait bir özelliktir.Canlı-cansız bütün varlıklar aynı en genel yasalara tâbî olmasına rağmen, gerçeklik farklı katmanlara ayrıldığı için ‘genel evrim yasaları’nın yanı sıra her gerçeklik alanı, katmanı veya düzeyinin ‘özel evrim yasaları’ vardır. Bu yüzden, toplumsal olgular, toplumsal düzenin ve değişmenin insan hayatının biyolojik düzeyinde işleyen yasalar tarafından değil, toplumsal yasalar tarafından düzenlenir. Yani, toplum da canlı bir organizma olduğu için biyolojinin yasalarından bağımsız olarak işleyemese de sadece bu yasalarla açıklanamaz; toplumsal organizmanın biyolojik organizmalardan farklı olarak kendine has bağımsız yasaları vardır.

Toplum

İnsanın tarihi içinde temelde farklı iki toplum tipi, yani ‘askerî’ toplumsal organizasyon biçiminden ‘sınai’ organizasyon biçimlerine doğru bir toplumsal evrimci gelişme ve bunlar ‘askerî toplumlar’ ve ‘sanayi toplumları’ biçiminde adlandırılabilir.

Bir Kendilik Olarak Toplum: Toplumu diğer varlıklar gibi bir kendilik, başlı başına bir şey olarak tanımlayan Spencer, yine de onu bir organizma olarak değil, bir ‘süper-organik’ kendilik olarak görür. İnsan toplumu daha üstün bir organizma türü veya gerçekte, bir tür organizma değil, daha üst düzeyde organize olmuş organizmalardan –insan bireylerden–meydana gelen veya onlardan daha ‘üstün’ bir kendiliktir.

Burada anahtar bir kavram işlevsel olarak uzmanlaşmadır. Kompleks bir organizma (doğadaki her tür canlı varlık) uzmanlaşmış fizyolojik işlevleri yerine getiren farklılaşmış bedensel yapılardan oluşur. Bir bütün olarak organizma bütünleşmiş bir organizasyondur, bir kendilik daha üst bir kendilik içinde bir koordine düzen oluşturur. Benzer biçimde, insan toplumları da ekonomik ve toplumsal rollerde işlevsel olarak uzmanlaşan bireylerden meydana gelir ve bizzat bir kendilik oluştururlar.

Sosyolojik Yöntem

Toplumsal olguları modelleştirebilmemizin nedeni doğal olgular gibi nedensel yasalar tarafından düzenlenmeleridir. Bu yüzden, bir olguyu açıklamak onu ‘içeren’ ‘genel yasalar’a başvurmayı gerektirir ve bu türden bir açıklama (en azından prensip olarak) yasalar tarafından düzenlenen (insanların toplumsal davranışları dâhil) bütün olguların ve tarihin toplumsal gelişimini anlamayı mümkün kılar.

Sosyoloji yapmayı diğer bilimlerdekine göre büyük ölçüde zorlaştıran şeyler:

  • Olgularının içkin doğası
  • Olguların gözlemcileri olarak araştırmacıların doğası
  • Araştırmacıların gözlenebilecek olgular karşısındaki özel konumu

Toplumsal Değişme

Toplumların küçük ve homojen formlardan büyük ve kompleks formlara doğru hareketi üç temel faktörden etkilenir:

  • İlgili insanların doğası
  • Çevre koşulları
  • Toplumun evriminin yarattığı yeni ortamlarla ilişkili unsurlar ve gelişmeler.

Toplum kendi bileşeni bireylerin karşılıklı bağımlılığı nedeniyle bir kendilik, ‘canlı’ bir kendiliktir fakat kendine ait duyguları, arzuları ve amaçları yoktur. Ayrıca faydacı ahlakın “Mümkün olsa bile, bireyin toplum için feda edilmesine ahlaken izin verilemez.” ilkesi doğrudur.

Spencer’a göre, toplumların küçük ve homojen formlardan büyük ve kompleks formlara doğru hareketi üç temel faktörden etkilenir:

(1) İlgili insanların doğası,

(2) çevre koşulları ve

(3) toplumun evriminin yarattığı yeni ortamlarla ilişkili unsurlar ve gelişmeler.

Spencer toplumlar büyüdükçe ve daha kompleks hâle geldikçe kültürleri ve yapılarının insanlar ve grupların adapte olmaları gereken ortamı daha fazla biçimlendirmeye başladığını kabul ettiği için üçüncü faktörün en önemlisi olduğunu düşünür.