Sosyolojik Düşüncenin Oluşumunu Hazırlayan Maddî Ve Tarihsel Koşullar

Sosyolojinin bir bilim olarak ortaya çıkışı uzun bir tarihsel sürecin ürünüdür.

Sosyolojik düşüncenin ve bir bilim olarak sosyolojinin ortaya çıkışını hazırlayan maddi ve tarihsel toplumsal koşullar içerisinde Aydınlanma dönemi, Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi önemli tarihsel aşamaları oluşturmaktadır.

Aydınlanma genel olarak 18. yüzyıl Avrupa’sındaki entellektüel ve toplumsal atmosferi niteleyen bir kavramsallaştırmadır.

Köklerini Rönesans ve Reform hareketlerinden alan Aydınlanma klâsik biçimini 18. yüzyılda kazanmış ve doğrudan etkilerini 19. yüzyılın başlarına kadar sürdürmüştür.

Aydınlanmanın ortaya çıkışını sağlayan tarihsel bir arka plan söz konusudur. Rönesans ve Reform hareketleri ve bu iki tarihsel dönemde gerçekleşen bilimsel buluşlar ve ilerlemeler, Aydınlanma döneminin yaşanmasında önemli bir role sahiptir.

Rönesans’ta Antik metinlere yönelik ilgiyle farklı düşünce alanlarının oluşması ve yine bu dönemde yaşanan coğrafî keşiflerle farklı bir evren tasarımının oluşması Aydınlanma döneminin gerçekleşmesinde etkili olmuştur.

Benzer şekilde, Avrupa’daki dinsel değişimi ve bu değişimi sağlayan toplumsal hareketleri niteleyen Reform hareketleri ise Kilisenin ve din adamlarının siyasal ve toplumsal alandaki etkisinin giderek azalmasına, Avrupa’da lâik bir siyasal ve toplumsal yeniden yapılanma sürecinin gerçekleşmesine yol açmıştır.

Hem Rönesans hem de Reform hareketleri esnasında gerçekleşen bilimsel ilerlemeler de Aydınlanma döneminin ortaya çıkışında önemli bir role sahiptir. Bilimsel alandaki ilerlemeler Aydınlanma düşüncesinin bilime ve akla inancını sağlamlaştırmıştır.

Aydınlanma dönemini karakterize eden bazı nitelikler vardır. Bunların başında eleştirel tavır yer alır. Aydınlanma dönemin mevcut toplum biçimine, bu toplumu karakterize eden değerler ve kurumlara karşı açık eleştirel bir duruşa sahiptir.

Aydınlanma dönemini karakterize eden bir diğer özellik akla tanıdığı ayrıcalıklı roldür. Aydınlanma 'Akıl Çağı' olarak adlandırılır. Aydınlanma düşüncesi akıl aracılığıyla evrendeki her şeyin bilinebileceği, insanlığın hakikatin resmini sunabileceği ve ideal düzeni kurabileceğine inanır.

Bilime ve bilimsel bilgiye vurgu Aydınlanma dönemini karakterize eden bir başka özelliktir. 18. yüzyıl bilim anlayışı işe olgularla, somut olanla başlar. Sonraki adım, somut olanı aklın muhakemesinden geçirmek ve başka somut şeylerle ilişkilendirerek ve karşılaştırarak bir dizi çıkarımda bulunmaktır. Tüm bu süreci destekleyen teknik deney ve gözlemdir.

Bilimlerin birliği ilkesinin temelleri bu dönemde atılmıştır. Psikoloji, iktisat, siyaset, felsefe, etik gibi alanlar doğa bilimlerinin deneysel yöntemleri üzerinden kurulmaya çalışılır. Topluma ve toplumsal dünyaya yönelik bu kavrayış biçimi sosyolojinin bir bilim olarak kurumsallaşma sürecinde de benimsenmiştir.

Aydınlanma düşüncesini karakterize eden bir diğer özellik ilerleme fikridir. Aydınlanma tarihin sürekli bir ilerleme ve gelişme yönünde aktığını varsayar.

Aydınlanma dönemiyle modern toplumu karakterize eden unsurlar oluşmaya başlamıştır. Bu dönemde toplumsal dünyada yaşanan değişim ve dönüşümler toplum hakkında sistemli ve bilimsel düşünme gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu durum sosyolojinin ortaya çıkması için uygun bir zemin oluşturmuştur.

Aydınlanma dönemindeki bilim kavrayışı sosyolojinin bir bilim olarak tesisinde ve kurumsallaşma sürecinde bir referans çerçevesi oluşturmuştur. Sosyoloji ilk kurumsallaşmasını doğa bilimleri mantığına uygun şekilde gerçekleştirmiştir.

Sosyolojik düşüncenin ve bir bilim olarak sosyolojinin oluşumunu hazırlayan tarihsel koşullardan bir diğerini Sanayi Devrimi oluşturur.

Sanayi Devrimi genel olarak 1760-1850 yılları arasındaki zaman dilimini kapsar. İlk olarak İngiltere'de başlamış bu süreç, daha sonra tüm Avrupa'ya yayılmıştır.

İngiltere'nin istikrarlı siyasal yapısı iktisadî faaliyetlerin daha sistemli şekilde ilerlemesini ve gelişmesini sağlamıştır.

Sanayi Devrimi süreci esasen üç sektördeki gelişmeler doğrultusunda gerçekleşmiştir. Bunlar tarım, dokumacılık ve madencilik sektörleridir. Özellikle bu sektörlerdeki gelişmeler İngiltere’nin sanayileşme sürecinin gelişimini temsil etmektedir.

1800’lerde İngiltere artık küçük çaplı üretimden (atölye veya ev içi üretimden) fabrika tarzı üretime geçmiş, üretim faaliyetlerinde makineleşme giderek önem kazanmıştır. Makineleşmeyle daha az hatayla daha fazla ürün pazara sunulmuş, ulaşım alanındaki devrimsel gelişmelerle ürünün pazara sunulma hızı artmış; bu da pazarların daha da büyümesine, ticari faaliyetlerin daha da artmasına sebep olmuştur.

Üretim alanında gerçekleşen tüm bu değişimler aynı zamanda toplumsal yapıda da ciddi değişimler ve dönüşümler yaşanmasına sebep olmuştur.

Sosyolojik literatüründe sıkça kullanılan modernleşme, kapitalizm, kentleşme, sosyal sınıflar gibi kavramların doğuşu ve gelişimi Sanayi Devrimi süreciyle yakından ilişkilidir. Aynı zamanda bu dönemde kapitalizm, işçi sınıfı, işbölümü, bürokrasi, kentleşme, yoksulluk, sosyal hareketler, toplumsal değişme, toplumsal çatışma ve düzen gibi pek çok konuda araştırmalar, analizler yapılmıştır.

Fransız Devrimi sosyolojinin bir bilim olarak oluşundaki bir diğer tarihsel aşamayı oluşturur.

İngiliz Sanayi Devrimi'nin 19. yüzyıl Avrupa'sının iktisadi yapısını şekillendirmesi gibi Fransız Devrimi de 19. yüzyıl Avrupa'sının siyasal ve ideolojik yapısını şekillendirmiştir.

Fransız Devrimi genel olarak 18. yüzyıl Aydınlanma düşüncesinin somutlaştığı bir tarihi simgeler. Fransız Devrimi'yle birlikte soy esasına dayalı tabakalaşma yapısı bozulmuş, mutlak monarşi sona ermiş, din kamusal alandaki etkisini yitirmiştir. Fransız Devrimi’yle birlikte eski düzen içinde kendini var etmeye çalışan burjuvazi siyasal ve ekonomik anlamda kendini görünür kılmış ve siyasal haklar elde etmiştir.

Öte yandan, Fransız Devrimi'yle birlikte ortaya çıkan modern ulus-devlet fikri ve yurttaş olarak birey fikrinin sosyolojik düşüncede yansımaları olmuştur. Ulus -devlet fikri sosyolojideki toplum kavramlaştırmasında etkili olmuş, yurttaş olarak birey fikri ise sosyolojinin birey -toplum arasındaki ilişkiyi anlama ve açıklama çabasında bir nevi toplumsal bir referans oluşturmuştur.