Çalışma İlişkileri
Sanayileşmenin doğurduğu çalışma ilişkileri, odağında bölüşüm ve çalışma koşullarına yer veren, emek ve sermaye örgütleri arasındaki toplu pazarlıklara dayalı kurumsallaşmış bir ilişkiler bütünüdür. Çalışma ilişkileri, sanayileşmenin doğurduğu bireysel düzeydeki işçi‐işveren ilişkilerinden, örgütlü gruplar arasındaki toplu iş ilişkilerine geçişle ortaya çıkmıştır.
Çalışma İlişkileri Kavramı
Çeşitli ülkelerde ve çeşitli yazarlarca çalışma ilişkileri teriminin yerine değişik terimlerin kullanıldığı görülmektedir. Bunlar; endüstri ilişkileri, mesleksel ilişkiler, eşit yanlı ilişkiler, sendikal ilişkiler, toplu ilişkiler, iş ilişkileri, işçi‐ işveren ilişkileri ve emek sermaye ilişkileridir.
Çalışma ilişkileri ile ilgili gelişmeler ve sorunlar, toplumsal, ekonomik ve siyasal sonuçları nedeniyle, çalışma ilişkilerinin aktörleri olan işçi, işveren ve onların örgütleri kadar, toplumun değişik kesimlerini de ilgilendirir ve etkiler. Öte yandan, toplumsal sistemi oluşturan ekonomik, teknolojik ve sosyo‐ politik faktörler de çalışma ilişkilerini etkileyip biçimlendirir.
Çalışma ilişkileri kavramını oluşturan beş önemli unsurdan söz etmek mümkündür. Bunlar;
- Çalışanlarla işverenler arasında çalışma eyleminden kaynaklanan bir iş ilişkisinin bulunması,
- İş ilişkisinin üretim sonucu elde edilen artığın ücret ve kâr olarak bölüşümünü kapsaması,
- Çalışma koşulları ve kurallarının karşılıklı belirlenmesi,
- İlişkilerin kurumsallaşmış olması,
- Çözüm yollarının çatışmacı veya barışçı sürekleri kapsamasıdır.
Çalışma ilişkilerinin ilgi alanını belirleyen konular:
- İşçi‐işveren ilişkilerini çevreleyen sosyoekonomik düzen,
- Sendikaların özellikleri,
- Sendikaların taktik ve stratejileri,
- Toplu pazarlığın yapısı,
- Devlet kontrolünün çerçevesi.
Çalışma İlişkilerinin Niteliği
Çalışma ilişkilerinin disiplinlerarası bir niteliği vardır. Tarih, ekonomi politik, siyaset bilimi, psikoloji ve hukuk gibi birçok disiplinin karşılaştığı bir kavşak gibidir. Çalışma ilişkileri alanındaki çatışma; demokrasi, insan hakları ve sosyal güvenlik gibi yapıların doğmasına neden olmuştur.
Çalışma İlişkilerinde Kuramsal Yaklaşımlar
Çalışma ilişkilerini değerlendiren farklı kuramsal yaklaşımlar vardır. Bunlar: Klasik yaklaşım, sistem yaklaşımı, kurumsal yaklaşım, sosyolojik yaklaşım, Marksist yaklaşım, neokorporatist yaklaşım ve günümüzde hâkim olan yaklaşım olan insan kaynakları yaklaşımıdır.
Çağdaş Anlamda Çalışma İlişkilerinin Geçirdiği Aşamalar
Çağdaş anlamda çalışma ilişkileri birçok aşamadan geçerek oluşmuştur. Bu aşamalar; liberal ve bireyci dönem, karışmacı dönem, tolu iş ilişkileri dönemi ve neoliberal dönem olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye’de Çalışma İlişkilerinin Kurumsallaşması
Çalışma ilişkilerinin taraflarını işçi, işveren ve devlet oluşturmaktadır. İşçiler ve işverenler sendikal örgütleri ile sürece katılırlar. Sendikaların taban ve üst örgütlerinin yanı sıra uluslararası örgütleri de bulunmaktadır. Türkiye'de çalışma ilişkileri 1963‐1980 döneminde altın çağını yaşamıştır. Sendikal hak ve özgürlüklerin en üst düzeyde yaşandığı bu dönemi takip eden 1980 sonrasında ise önemli hak kayıpları gözlenmiştir. 12 Eylül 2010 yılında Anayasa’nın 53. maddesinde yapılan bir değişiklik ile kamu görevlilerine de toplu sözleşme yapma yetkisi tanınmıştır. Bu çerçevede 4 Nisan 2012 tarihinde 6289 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile bu hak düzenlenmiştir. 6289 sayılı Yasa ayrıca Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nı, “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” olarak değiştirmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2018 yılında 1 milyon 673 bin memur sendikalıdır.