Sosyal Hizmet ve Sosyal Politika İlişkisi

Sosyal hizmetin genel kabul gören önemli tanımlardan birisi 1983 yılında 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurum Kanunu'nda (Mülga, SHÇEK) yapılmıştır. Buna göre sosyal hizmet; kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre sartlarından doğan veya kendi kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal sorunların önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünüdür.

Sosyal hizmetin genel olarak amacı, bireylerin refahı ile toplumun refahı arasında denge kurmaktır. Bu nedenle, bireylerin ve toplumun yaşam kalitesini korumak ve/veya arttırmak için oluşturulmuş planlı değişme stratejileri ile müracaatçıların etkileşimlerini geliştirmek sosyal hizmetin temel hedefidir. Bir diğer anlatımla, sosyal hizmet toplumun olanakları ölçüsünde bireylerin gelişmesine katkıda bulunmayı, çevreleriyle aralarındaki karmaşık ve çok yönlü etkileşime işaret ederek onların potansiyellerini geliştirmeyi, bunu engelleyecek faktörleri ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Sosyal hizmet uzmanları, sosyal hizmet uygulamaları ile temel amaçlar doğrultusunda gereken desteği müracaatçılara sağlamaktadır.

Sosyal hizmet; insan ihtiyaçlarını karşılama, insan kaynağını ve insanda olan potansiyeli geliştirme üzerine odaklanan bir meslek niteliğine sahiptir.

Sosyal politika sosyal sorunların ortaya çıkışında önemli rol oynayan yoksunlukların giderilmesiyle ilgilidir. Bu yoksunluklar; maddesel kaynak yoksunluğu, gelişimsel yoksunluklar, fiziksel yoksunluklar, kişilerarası ilişki yoksunluğu, fırsat yoksunluğu ve bireysel haklar yoksunluğu olarak sınıflandırılabilir. Bu yoksunlukların ortaya çıkardığı sosyal sorunlar, sosyal hizmetin temel ilgisi kapsamındadır. Çünkü insan yaşamının tüm boyutlarını saran bu yoksunluklar, sonuç itibariyle sosyal hizmetin kendini tanımlamakta kullandığı sosyal işlevsellik kavramına olumsuz bir biçimde etki etmektedir.

Sosyal hizmet ve sosyal politika arasında karşılıklı bir etkileşim vardır. Sosyal hizmet, sosyal politikanın sosyal adalet, sosyal barış, sosyal gelişme, sosyal denge, sosyal bütünleşme ve sosyal demokrasi hedeflerine ulaşmasında birtakım müdahale ve uygulamalarla katkıda bulunur.

Sosyal politika; toplumda sosyal refah, sosyal barış ve mutluluğu sağlamaya çalışır. Bu anlamda, modern sosyal politika bir yaşam biçimidir. Sosyal politika, sosyal refah ve sosyal barışın sağlanıp sürdürülebilmesi için ekonomik olayların sosyal sınıflar arasında meydana getirme eğiliminde olduğu adaletsizlikleri gidermeye yönelik önlemler bütünüdür ve düzeltici bir işleve sahiptir. Sosyal politika “herkes için asgari yaşam düzeyinin güvence altına alınması”, “gelirler arasındaki ayrımın azaltılması” ve “bireylere tanınacak fırsat eşitliği ile sosyal hareketlilik olanaklarının herkese açık bulundurulması” şeklindeki üç temel düzeltici ögeyi esas alır. Temel amacı; sosyal gelişme ve kalkınmanın sağlanması, sosyal bütünleşme ve sosyal barışın tesis edilerek sağlıklı bir toplum meydana getirilmesi olan sosyal politika, bu amaçlar doğrultusunda çeşitli araçlardan faydalanmaktadır. Söz konusu araçların başlıcaları; sosyal güvenlik, işsizlik sigortası, istihdam yaratıcı projeler, artan oranlı gelir vergisi ile sosyal hizmet projeleri gibidir. Bunlardan sosyal güvenlik sistemi, sosyal politikanın temel bir bileşeni ve aracıdır. Bu anlamda sosyal güvenlik sisteminin yöntemlerinden biri olan sosyal hizmet, yukarıda belirtildiği gibi sosyal politikayla yakından ilişkilidir ve sosyal politikanın asli hedeflerine ulaşılmasına katkı sağlamaktadır. Sosyal hizmet ve sosyal politika; sosyal adalet, insan hakları ve sosyal refahın gelişmesi gibi ortak amaçlara sahiptir. Sosyal hizmetin sosyal politikanın oluşumuna katkısı, sosyal politikanın hedeflerinin gerçekleşebilmesi bakımından oldukça önemlidir.