Sosyal Politika Sorunları
Günümüzde işsizliğin çeşitli nedenleri bulunmaktadır. İşsizlik bireysel özellik ve nedenlerden kaynaklanabileceği gibi toplumsal nedenlerden de kaynaklanabilir. Ancak her iki durumda da birey ve toplum üzerinde yıkıcı etkilere neden olabilmektedir. İşsizlik diğer toplumsal sorunların kaynağı olabilecek bir sorun olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye’de 1980 sonrası başlatılan ve 1990’larda ivme kazanan dünya kapitalizmiyle daha çok bütünleşme ekseninde yaşanan ekonomik yaşam birçok boyutta olduğu gibi gelirin paylaşımında bölüşüm ilişkilerinde de belli değişimlere yol açmıştır. Gelir eşitsizliğinin ulaştığı ürkütücü boyutlar, küresel krizin temeldeki nedeni olarak genel kabul görürken, gelirin bölüşüm sorunu yeniden mercek altına alınmıştır.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik, büyük ölçüde işsizlik, hayat pahalılığı, kötü yönetim ve sık yaşanan ekonomik krizler, küreselleşmenin olumsuz etkileri, yetersiz sosyo‐ekonomik politikalar ve son yıllarda had safhaya ulaşan yolsuzluklar gibi yapısal sorunlar nedeniyle, ülkemizde yoksul birey ve aileler hızla artmakta ve toplum gittikçe daha da yoksullaşmaktadır.
İşsizlik çok yönlü neden ve sonuçları olan toplumsal bir olgudur. Çalışmak istediği halde iş bulamayan yetişkinlerin (15 yaş ve üstündekiler) olması halinde, o ekonomide işsizlik var demektir. Birçok sosyal problemi beraberinde getiren önemli bir sorundur. İşsizlik kişisel ve topluma dair olmak üzere çeşitli sorunlara neden olmaktadır.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik, büyük ölçüde işsizlik, hayat pahalılığı, kötü yönetim ve sık yaşanan ekonomik krizler, küreselleşmenin olumsuz etkileri, yetersiz sosyo‐ekonomik politikalar ve son yıllarda had safhaya ulaşan yolsuzluklar gibi yapısal sorunlar nedeniyle, ülkemizde yoksul birey ve aileler hızla artmakta ve toplum gittikçe daha da yoksullaşmaktadır.
Yoksulluk, bütün dünyada milyonlarca insanın muzdarip olduğu, ciddi sorunlara yol açan çok boyutlu ve karmaşık bir sosyal sorundur. Yoksulluk hakkında çok farklı görüşler ileri sürülmekte ve belirlenmesi ise ülkeden ülkeye göre değişmektedir. Ancak belirlenme ölçütü ne olursa olsun, yoksulluğun diğer sosyal sorunlarla neden‐sonuç ilişkisine sahip olduğu bir gerçektir. Yoksulluğa tek bir neden etki etmemekte, bireysel ve toplumsal düzeyde birçok nedenin etkisi bulunmaktadır. Aynı şekilde yoksulluk, birçok sosyal sorunu beraberinde getirmektedir.
Sosyal dışlanma, genellikle bireylerin ve grupların yaşadığı, yoksunluk veya yetersizlik durumu olarak görülmektedir. Bu kişisel dezavantajın tanımlanması olarak sosyal dışlanma, hem refah (yoksulluğun, ekonomik analizinde geleneksel anlayışı) hem de kurumsal konuları (kişilerin iş aramada yetersizliğini, geçim yetersizliğini, hakların kullanılmasındaki taleplerin yetersizliğini) çevrelemektedir. Toplumsal yapının bir özelliği olarak, sosyal dışlanma bireylerin ve grupların mallara, hizmetlere, eylemlere ve kaynaklara ulaşımının engellendiği ve bunun yurttaşlık hakları ile özdeşleştiği, yeni sosyal ilişki biçimlerini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, sosyal dışlanma kaynak dağılımı mekanizmalarının ötesinde güç ilişkilerine, kültürel ve sosyal kimliğe kadar geniş bir alanı kapsamaktadır.