Örgüt ve Yönetim Kuramları I

Örgüt ve yönetim kuramları 1 bölümünün amacı, öğrencilerin örgüt kavramını tanımlayabilmesini sağlamak, tarihsel dönemler içinde örgüt kuramları ile ilgili bilgi vermek ve sosyal hizmetler için örgüt kuramlarının neden önemli olduğunu açıklamaktır.

Tarihsel gelişim içinde değerlendirildiğinde bütün toplumlarda ilkel veya gelişmiş özellikleriyle çeşitli örgüt yapılarına rastlanmaktadır. Özellikle Batı’da toplumsal yapıyı önemli ölçüde değiştiren Sanayi Devrimi, örgütlerin yapısında ve işleyişinde de büyük değişiklikler meydana getirmiştir. Kadınlar ve çocuklar iş yaşamına kitleler hâlinde girmeye ve işçiler büyük fabrikalarda çalışmaya başlamıştır. Toplumsal yapının değişmesi ve sanayi toplumuna geçişle birlikte, işçi -yönetici arasında yaşanan sorunlar artış göstermiş ve örgütler daha karmaşık yönetim yapılarına sahip olmaya başlamıştır. Bu dönemde, klasik yönetim bakış açısıyla örgütsel sorunlara çözüm arandığı söylenebilir.

Klasik yönetim anlayışında işbölümü, uzmanlaşma, otorite, yetki, verimlilik gibi bilimsel yönetim kavramları gündeme gelmiştir. Klasik dönemin önemli temsilcileri, bilimsel yönetim anlayışını ele alan Frederick W. Taylor, Yönetim Süreci Yaklaşımı’nı ileri süren Henri Fayol ve Bürokrasi yaklaşımını inceleyen Max Weber’dir.

Sonraki dönem olan neo-klasik dönem, örgütsel sorunların yalnızca verimlilik, uzmanlaşma, işbölümü gibi yöntemlerle çözülemeyeceğinin ortaya konulduğu dönemdir. Bu dönemde insan unsuru ön plana çıkarılmış ve Hawthorne araştırmaları ile grup dinamiklerinin iş üzerindeki etkisi incelenmiştir. Klasik dönemin önemli temsilcileri, Hawthorne araştırmalarını yapan Elton Mayo ve diğerleri, X ve Y kuramlarını ileri süren Douglas Mc Gregor ve Sistem 4 Yaklaşımı Sınıflaması’nı gündeme getiren Rensis Likert’dir.

Yönetim bilimi yaklaşımı ise, savaş dönemi koşullarında giderek artan insan ihtiyaçları ve savaş malzemeleri ihtiyaçları arasında seçim yapılmasını gerektiren bir dönem olarak dikkat çekmiştir. Bu dönemde sayısal yöntemler, istatistik gibi disiplinlerden oldukça fazla yararlanılmıştır.

Modern yaklaşımlarla birlikte çevre unsuru, örgütler için önemli olmaya başlamıştır. Sistem yaklaşımı ve durumsallık yaklaşımıyla birlikte örgüt yönetiminde tek bir doğrunun olamayacağı, farklı çevre koşullarının farklı yönetim uygulamalarını gerektirdiği gerçeği gündeme gelmiştir.

Sosyal hizmet örgütleri, kamu kurumlarında, yerel yönetimlerce, sivil toplum örgütleri tarafından veya özel sektör eliyle açılıp çalıştırılabilen örgütlerdir. Bu örgütlerde belirli bir özel gereksinimi olan bireyi veya grubu topluma kazandırmak ve o bireyleri rehabilite etmek amaçlanmaktadır.

Sosyal hizmet örgüt yapıları insan ilişkilerinin yoğun olmasını gerektiren sosyal sistemler olarak birçok alt sistemden ve durumsal koşuldan etkilenmektedir. Bununla birlikte hem kamu hem de özel sektör eliyle yönetilen sosyal hizmet örgütleri hizmet sunumu yanında, örgütün amaç ve sürdürülebilirliğine hizmet eden örgütsel kaynaklarını da yönetmektedir. Bu örgütlerde örgütsel başarının sağlanmasında verimlilik, etkililik, zamanında hizmet üretimi, istatistik, insan ilişkileri gibi kavramların dikkate alınması gerekmektedir.