Diğer Sosyal Hizmet Alanlarına İlişkin Mevzuat
Sosyal hizmet, insan yaşamının hemen her evresi ve toplumun tüm kesimleri için önemli ve vazgeçilmez bir işleve sahiptir. Bu nedenle sosyal hizmet müdahalesini gerekli kılan olay ve olgular ile sosyal hizmete gereksinimi olan toplumsal kesimler son derece geniş ve çeşitlidir.
Kamu yönetimi yapılanması içinde sosyal hizmet gerek merkez gerekse taşra teşkilatlarında örgütlü bir yapıdır. Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı başta olmak üzere bakanlıklar bünyesinde ve belediyeler ile il özel idareleri gibi yerel yönetimlerde ve bunlara bağlı kuruluşlarda önemli sayıda sosyal çalışmacı görev yapmaktadır.
Dernekler ve vakıflar başta olmak üzere sivil toplum örgütleri nezdinde de sosyal hizmet geniş bir uygulama ve etki alanına sahiptir. Bu örgütler kamu yararına çalışan dernekler ya da vergi muafiyetine tabi vakıflar olarak sosyal sorunlarla mücadelede öncü rol oynayabilmektedir.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun kurulmuş olması ve 6701 sayılı Kuruluş Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, ayrımcılıkla mücadele ve ulusal önleme mekanizmasının geliştirilmesi alanlarında kuruma önemli görevler ve sorumluluklar tanımlanmış bulunmaktadır. Sosyal hizmet uzmanı kadrolarının da ihdas edildiği kurum mesleğin insan hakları ve eşitlik odağında icrasında bir ana akım oluşturabilir.
Yakın dönemde kitlesel göçlere ev sahipliği yapan ülkemizde geçici koruma kapsamında yaklaşık 3,5 milyon insan bulunmaktadır. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurulması ile bu kitlesel göç sürecinin yönetiminde önemli adımlar atılmıştır. Sosyal hizmetin birincil müracaatçıları arasında yer alan bu insanların geçici barınma merkezlerinde ya da kaldıkları illerde dil ve uyum sorunları yaşayabildiği bilinmektedir.
Küresel İnsani Yardım Raporu'na (2017) göre Türkiye insani yardım alanında dünyada ikinci sırada yer almaktadır. 5902 sayılı Kanun ile kurulan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetlerin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için kurulmuştur.
Türk Kızılay’ı gibi sivil toplum örgütleri de hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yürüttükleri insani yardım çalışmaları ile ön çıkmaktadır. Gerek kamu gerekse sivil toplum örgütleri açısından sosyal hizmet insani yardım sürecinin temel bileşeni durumundadır.
6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu ile kişiyi işinden soğutmak, dışlamak, bıktırmak amacıyla kasıtlı olarak yapılan eylemler olarak tanımlanan işyerinde yıldırma olgusu çalışanların kâbusu niteliğinde bir işyeri hastalığıdır. Bu hastalığın teşhisinde, belirtilerinin tespitinde ve tedavisinde sosyal hizmet müdahaleleri fark yaratan çözümlere ulaşmak mümkündür.
Okul sosyal hizmeti maalesef ülkemizde henüz kendine yer bulabilmiş bir sosyal hizmet alanı değildir. Ancak bu yönde gerek sivil toplum gerekse akademi düzeyinde önemli adımların atıldığını söyleyebiliriz. Okul sosyal hizmeti çocuk refahı alanının bir bileşeni olarak çocuğun eğitim hakkını etkili şekilde kullanılabilmesini ve eğitim sürecinde karşılaşabileceği engeller/zorluklar karşısında korunmasını ve güçlendirilmesini amaç edinir.