Çocuk Refahı Alanında Etik Uygulama
Çocuk refahı alanı, sosyal hizmetin en temel çalışma ve uygulama alanlarından birisidir. Bu alan, çocukların fiziksel ve psiko-sosyal yönden sağlıklı yetişebilmeleri ve bireysel yeteneklerini en iyi şekilde geliştirebilmeleri için gerekli olan hizmetleri içermektedir. Çocuk refahı alanına yönelik çalışmaların amacı, çocukların sağlıklı koşullarda mutlu bir yaşam sürmelerine katkıda bulunmaktır. Çocukların olumsuz yaşam koşullarından korunması amacıyla Birleşmiş Milletler öncülüğünde evrensel çocuk hakları oluşturulması düşüncesi, zaman içinde geniş kabul görmüş ve 1989 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Çocuk Haklarına Dair Sözleşme kabul edilmiştir. Yapılan uluslararası düzenlemelerde bütün dünya çocuklarının iyilik halinin geliştirilmesi ve refah düzeylerini artırıcı uygulamaların gerçekleştirilmesi başlıca amaçtır. Türkiye tarafından 1994 yılında onaylanan 54 maddeden oluşan sözleşmenin 4 temel ilkesi bulunmaktadır. Bu ilkelersırasıyla,
- Çocuğun yaşaması ve gelişmesi ilkesi,
- Ayrım gözetmeme,
- Çocuğun yüksek yararının gözetilmesi,
- Çocuğun katılımıdır.
Bu ilkelerden ayrım gözetmeme ile çocuğun yüksek yararı ilkeleri Çocuk Haklarının gerçekleştirilmesi bakımından en önemli ilkeler olduğu anlaşılmaktadır.
2017 yılı sonu itibariyle Türkiye nüfusu 80 milyon 810 bin 525 iken, bunun 22 milyon 883 bin 288'ini çocuk nüfus oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler tanımına göre; 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun %48,5'ini oluştururken, bu oran 1990 yılında %41,8 ve 2017 yılında %28,3 olmuştur. Nüfus projeksiyonlarına göre, çocuk nüfus oranının 2040 yılında %23,3, 2060 yılında %20,4 ve 2080 yılında %19 olacağı öngörülmektedir . Türkiye; nüfusunun üçte biri çocuklardan oluşan bir ülke olarak değerlendirildiğinde, çocuğun yüksek yararı doğrultusunda, çocuğun bütün haklarının korunması için, Anayasada yer alan sosyal devlet anlayışı çerçevesinde gerekli yasal ve idari önlemleri almakla yükümlüdür. Çocuğun iyi olma hali, çocukların kendi hayatlarını şekillendirmede rol oynayan aktif bireyler olarak görülmesi gerektiğini temel alan bir düşünce biçimini benimsemektedir. OECD ve Avrupa Birliği’ne göre Türkiye’de çocukların refahı yani iyi olma hali 4 boyutta incelenmektedir. Bunlar; gelir, sağlık, eğitim ve sosyal katılımdır.
Gelir düzeyi çocukların iyi olma hâlini etkileyen başlıca faktörlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Gelir düzeyinin düşük olmaı yani yoksulluk çocukları sağlıklı büyüme ve gelişme açısından ihtiyaç duydukları imkânlardan yoksun bir şekilde yaşamaya zorlamaktadır.
Sağlık, çocuk refahı konusunda önemli olan bir diğer faktördür. Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü’nün önemli uygulamaları bulunmaktadır. Çocuk sağlığıyla ilgili olarak bulaşıcı hastalıklar ve önlenebilir durumlardan kaynaklı ölümler ile ilgili tedbirlerin yanında küçük yaşlardan itibaren çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişiminin desteklenmesi, ailede karara alma süreçlerine çocuğun katkıda bulunması ve çocuğun her türlü şiddetten uzak tutulmaya çalışılması Dünya Sağlık Örgütü’nün amaçları arasında yer almaktadır.
Çocuk refahı konusunda diğer bir faktör de eğitimdir. Eğitim ele alınırken okul öncesi eğitimin önemi yadsınamaz bir gerçektir. Yapılan çalışmalar, erken yaşlarda beyin gelişiminin çok daha hızlı olduğunu göstermiştir. Kırsal kesimlerde okulların uzaklığı, ulaşım sorunları, birleştirilmiş sınıf uygulamaları, kent merkezindeki okullarla kıyaslandığında kırsal kesimdeki okulların nitelik açısından farklılıklar, kız-erkek çocukların eğitimde eşit fırsatlara sahip olmaması, eğitim yatırımlarında kır-kent dengesizliği, okulların laboratuvar, araç-gereç, kütüphane ve atölye giibi,
Yeterli fiziki donanıma sahip olmayışı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yeterli olmaması, ailenin çocuğun eğitimine dâhil edilmesinde yaşanan sorunlar, engelli çocuklara yönelik yapılması gereken düzenlemelerin yetersiz olması, kaynaştırma eğitimin yeterince yer verilmemesi, ülkemizde eğitim alanındaki çocuk refahı sorunları arasında yer almaktadır.
Çocuk refahı alanındaki gelişimini ölçen son faktör ise sosyal katılımdır. Sosyal katılım, çocuğun aile yaşamı başta olmak üzere sosyal ve kültürel yaşama tam olarak katılımıdır. Çocuk bir yandan okul etkinlikleri ve okul gezileri gibi kültürel faaliyetlere katılırken diğer yandan da özellikle çocuğun kendisini ilgilendiren konularda kendi düşüncelerini özgürce ifade etme haklarının bulunmasıdır.
Çocuk refahına engel olan bazı sorunlar yer almaktadır. Bu bölümde bu sorunların hepsine değil sadece en temel ve en yaygın olan çocuk işçiliği, çocuk yoksulluğu, suç mağduru çocuklar, korunmaya muhtaç çocuklar, çocuk ihmal ve istismarısorunlarına yer verilmiştir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Özel Oturumu tarafından dünya üzerinde çocukların refah düzeylerinin gelişimi için gerekli 10 madde belirlenmiştir. Bu 10 madde Türkiye tarafından da imzalanarak kabul edilmiştir. Bu on ilke;
- Tüm çocuklar eşit haklara sahiptir,
- Önceliği çocuklara vermek,
- Her çocuğa bakım,
- HIV/AIDS ile savaş,
- Çocuklara zarar verilmemesi ve çocuk istismarının sona ermesi,
- Çocukları dinlemek,
- Her çocuğun eğitim alması,
- Çocukları savaştan korumak,
- Çocuklar için dünyayı korumak,
- Yoksullukla savaş ve çocuklara yatırım yapmaktır.
Çocuk refahı alanında etik uygulamalarda çocuğun özellikleri, aile yapısı, ailenin işlevi, var olan güçleri, roller, çevre vb. üzerine odaklanmaktadır.
Etik uygulamalar bağlamında mesleğe dair etik ilkeler oluşturulmuştur. Bu etik ilkeler;
- Gizlilik,
- Kendi kaderini tayin hakkı,
- Kültürel yetkinlik ve sosyal farkındalık ve
- Çocuğun yüksek yararı olarak belirlenmiştir.
Sosyal hizmet uzmanlarının çocuklarla çalışırken etik konulara dikkat etmeleri gerekmektedir. Sosyal hizmet uygulama alanına yönelik etik ilkelerin belirlenmesi sosyal hizmet uzmanlarının uygulama alanlarında en üst düzeyde yarar sağlamalarına ve işlerini daha verimli yapmalarına destek olmaktadır. Bu etik sorumluluklar şu şekilde sıralanabilir;
- Bağlılık
- Kültürel yetkinlik ve sosyal farkındalık
- Kişisel bilgilerin gizliliği ve mahremiyet
- Sadakat
- Bilgilendirilmiş onay
- Mesleki sınırlar ve çıkar çatışmaları
- Hizmetlerin sonlandırılması