Aileye Yönelik Sosyal Yardımlar ve Sosyal Hizmetler

Ülkelerin sosyal güvenlik sistemini doğrudan etkileyen faktörlerden biri, demografik değişimlerdir. Değişen ailesel yapı ve buna dayalı ilişkiler, hem sosyal güvenlik sistemini hem de bu sistemin değişebilmesi için geliştirilen politikaları etkilemektedir. Sosyal güvenlik programları gözden geçirilirken, aile yapısındaki demografik ve niteliksel değişmelerin rapor edilerek bu veriler doğrultusunda ihtiyaç analizleri ve sosyal koruma politikaları oluşturması büyük önem taşımaktadır.

Aile kurumunda ve işlevlerindeki değişimlerin neden olduğu sorunlar, araştırmacıların ve profesyonellerin bu alana odaklanmalarına yol açmaktadır. Gündelik yaşamda da sosyo-ekonomik koşullar karşısında, parçalanan ailelere ilişkin pek çok olay gündeme gelmekte, artan suç oranlarından madde bağımlılığına kadar karşılaşılan çeşitli sorunlarla ilgili olarak, dikkatler aile yaşamına ve onun toplumsal yaşamdaki fonksiyonuna çevrilmektedir.

Sosyal politikalara esas oluşturan sağlık eğitim, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçların ancak aile ortamında sağlanabileceği gerçeği, bu yönde teşvik edici uygulamalara hız kazandırmıştır. Dezavantajlı ve bağımlı bireylerin yaşam kalitesini yükseltmeye dönük çabaların büyük ölçüde aile kurumunu güçlendirmeye yöneldiği görülmüştür. Aile kurumu günümüz koşullarında çeşitli sosyal yardım ve mekanizmalara ihtiyaç duyabilmektedir. Bu nedenle aile bireylerinin karşılaştıkları sorunlarla baş edebilmesinde etkili olabilecek stratejiler geliştirmelerinde çeşitli merkezî ve yerel yönetim kurumlarıyla sivil toplum kuruluşlarına görevler düşmektedir.

Bugün için aile yardımları sosyal güvenlik sistemimiz içerisinde bir politika ya da sigorta kolu olarak nitelendirebileceğimiz bir yapıya sahip değildir. Aileyi korumaya ve gelir desteği sağlamaya yönelik uygulamalar, daha çok kendisini, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu ya da ölümü hâlinde hak sahibi olan aile bireylerine, kanunla belirlenmiş koşulları sağladığı sürece ve sigortalı üzerinden sağlanan yardımlar, bağlanan gelir ve aylıklar olarak kendini göstermektedir.Günümüzde geleneksel olarak sosyal risklerin sonuçlarını onarmak amacıyla ortaya çıkmış olan sosyal güvenlik politikaları, konunun yalnızca bir yönünü oluşturmaktadır. Diğer yönleriyle bu politikaların temel amacı; bireye, yaşamının her döneminde yeterli bir gelir düzeyi sağlayarak onun güvenlik gereksinimini tatmin etmektir. Bu bağlamda siyasal iktidar, sosyal risk anlayışını bir kenara iterek, gelir kaynakları belirli bir sınırın altına düşen tüm vatandaşlara, asgari bir yaşam düzeyi “Asgari gelir güvencesi”ni sağlamaktadır. Bu durum, bireysel ekonomik güvenceyi sağlamaya yönelik bir yeniden dağıtım sisteminin varlığını ortaya koymaktadır.

Sosyal güvenlik sistemi; bir ülke halkının bugününü ve yarınını güven altına almayı amaçlayan ve birbiri arasında sıkı bir birlik ve uyum kurulmuş olan bir kurumlar bütünüdür. Bu çerçevede, sosyal güvenlik politikaları ile ulusal sosyal politikaları birbirinden ayırmak mümkün değildir. Hastalık riskine karşı koruyucu önlemler ile genel sağlık politikası, işsizliği önleyici önlemler ile istihdam politikası gibi.

Sosyal güvenlik alanındaki doğrudan ya da dolaylı olarak, nüfusun değişik kesimlerini hedef alma ve bu hedefleri demografik veriler esas alınarak finansal projeksiyonlar çerçevesinde değerlendirmek gerçeğinden hareketle, siyasi otorite, sosyal güvenlik alanında yeni düzenlemeler yaparken toplumsal korumaya kavuşturmak istediği nüfusu demografik değişimin verdiği sinyalleri doğrultusunda dikkate almalıdır.