Yaşlılara Yönelik Sosyal Yardımlar ve Sosyal Hizmetler

65 yaş sınırı, genellikle kişilerin emekliye ayrılması sonrasında, bazı kişilerin sosyal güvenlik ve sağlık hizmetlerine özel olarak ihtiyaç duyduğu bir dönemin başlangıcı olarak da adlandırılmaktadır. Yaşlılık, belirli bir yaşa ulaşıldıktan sonra, çalışma gücü kısmen veya tamamen yitirildiği için kendi isteği ile çalışma yaşamından ayrılma, sürekli bir gelirden vazgeçme anlamına da gelmektedir.Yaşlılara yönelik sosyal yardım ve sosyal hizmetlere ihtiyaç duyulma nedenleri arasında; demografik nedenler, aile yapısındaki dönüşüm, emeklilik güvencesinin tüm nüfusu kapsamaması, sosyal hukuk devletinin yaşlıların bakım, gözetim ve korunma görevlerini yeterince yerine getiremiyor olması sayılabilir.

Sosyal koruma kapsamında bulunan ve sosyal güvenlik hizmetlerini ihtiyacı olan boyutta alabilen bir yaşlı için yaşlının kendi kendine yetebilmesi ve yaşamını alıştığı biçimde sürdürebilmesi için gerekli koşulların çoğunluğu sağlanmış demektir. Yaşlıya sağlanacak olan sağlık hizmetinden ücretsiz faydalanma hakkı, ek gelir (yaşlı maaşı vb.) imkânı vb.'nin sağlanması yaşlı bireyin toplumdan soyutlanmadığı, dışlanmadığı ve yalnızlaşmadığı bir yaşlılık dönemi geçirmesini sağlayacaktır. Bu noktada sosyal korumanın ve sosyal korumayı sağlayan politikaların önemi tartışılmazdır.

Dünyadaki demografik değişim, aile yapısındaki dönüşüm, emeklilik güvencesinin tüm nüfusu kapsamaması, sosyal hukuk devletinin yaşlıların bakımı, gözetimi ve korunmasına ilişkin daha duyarlı olması; yaşlılara yönelik sosyal yardım ve hizmetlere duyulan ihtiyaca ve buna bağlı olarak bu tür hizmetlerin geliştirilmesine aracı olmuştur. Yaşlılara yönelik sosyal yardım ve hizmetlerin amacı; gelir güvencesi sağlamak, kurumsal bakım ve gözetim hizmetleri vermek, sağlık yardımları ve hizmetlerinden yararlandırmak ve sosyal hizmetlerin yürütülmesini sağlamaktır. Dünyada yaşlılara yönelik sosyal koruma içerikli politikalar ve sistemler her geçen gün daha gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır.

Dünya ülkelerinin çoğunluğunun ortak bakış açısı, yaşlılara yönelik verilecek hizmetlerin kurum bakımı felsefesiyle değil yaşlı bireyin alıştığı ortamda hayatına devam edebilmesini destekleyecek hizmetlerin özellikle de evde hizmetinin benimsenmesi yönündedir. Bazı ülkeler sosyal koruma kapsamında yaşlılara verilecek hizmetlerin devletler eliyle yürütülmesini benimserken, bazıları yaşlı bireyin içerisinde yaşadığı aile üyelerini sorumlu tutmayı; ancak maddi yönden de bu aileleri desteklemeyi benimsemiştir. Bir kısım ülkeler ise hem ailelere hem de devlete sorumluluk yüklemiştir.

Türkiye’de ise yaşlılara yönelik sosyal koruma tarihsel süreç boyunca farklı şekillerde uygulanmaya çalışılmıştır. Günümüz itibarıyla en temel sosyal koruma göstergesi ise, tüm yaşlıların sosyal güvence kapsamında olmasıdır. Öte yandan yaşlılara yönelik hizmetler ne yazık ki çoğunlukla kurum bakımı felsefesiyle yürütülmekten öteye geçememektedir.

Bununla birlikte tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlı nüfusun hızla artıyor olması ve talebin artmasıyla paralel olarak başta evde bakım olmak üzere yaşlı bireyin sosyal refahını sağmaya yönelik sosyal koruma içerikli politikalar ve farklı hizmet modelleri geliştirilmeye ve yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.