Engellilere Yönelik Sosyal Yardımlar ve Sosyal Hizmetler

Engellilerle İlgili Tanımlar

Engellilere yönelik; sakat, sakatlık, özürlü, özürlülük, engelli, engellilik gibi terimlerin kullanıldığı ve bu terimlerin benzer veya farklı şekillerde tanımlandığı gözlenmektedir.

Engelli; fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen birey olarak tanımlanmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, herhangi bir toplumun nüfusunun yaklaşık %10’unu ve Dünya Bankası verilerine göre ise dünyanın en yoksul toplumlarının nüfusunun %20’sini engelli kişiler oluşturmaktadır. Türkiye’de 2002’de yapılan engelliler araştırmasına göre, engelli nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %12,29’dur.

Engelliler İçin Sosyal Yardım ve Sosyal Hizmetlere Duyulan Gereksinimin Nedenleri

Engelliler için sosyal yardım ve sosyal hizmetlere duyulan gereksinimin nedenleri arasında; sosyal yardım ve hizmetlere olan ihtiyacın artması, engellilerin iş ve istihdamında yaşanan sıkıntılar, engelliliğin yoksullukla ilişkili olması, sosyal hukuk devletinin sorumluluğu ve insan hakları yaklaşımının gelişimi yer almaktadır.

Engelliler için en önemli sorunların başında, istihdam gelmektedir. Engellilerin iş gücüne katılma oranındaki düşüklüğün en önemli sebepleri; eğitimli ve bir meslek sahibi olmuş engelli kişi sayısının azlığı, toplumun engelli bireylere ön yargılı bakışı, ulaşılabilirlik sorunları, işyerlerinde uygun ortamın oluşturulamaması, işverenlere teşvik ve ceza uygulamasının etkin işlememesidir. Bu sorunlar, engellilerin sosyal dışlanma ve yoksulluk riskini de beraberinde getirmektedir. Engellilik olgusu, yoksulluğun sebebidir ve yoksulluk, engelliliğin tetikleyicisidir. Engelliler, dünyadaki yoksul kesimler içerisinde en yoksul konumda olanlardır.

Ülkemizde engellilere yönelik yasal düzenlemelerin temelini; Anayasa'nın 10., 60. ve 61. maddeleri oluşturmaktadır. 61. madde, sakatların korunmaları ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirlerin alınması konusunda devleti yükümlü kılmaktadır. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun; engellilerle ilgili her alanı kapsayan bütüncül bir yasadır ve hizmetlerin koordinasyonu için gerekli düzenlemeleri içermektedir. Ülkemizin 2008’de onayladığı Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, her alanda ayrımcılığı önleyici ve bütünsel yaklaşıma dayalı hükümlerden oluşmaktadır.

Engellilere Yönelik Sosyal Yardım ve Sosyal Hizmetlerin Amaçları

Engellilere yönelik sosyal yardım ve sosyal hizmetlerin temel amacı şu şekilde sıralanabilir: Engellilerin kapasitelerini geliştirmek ve yaşam koşullarını iyileştirmek, engellilerin haklarını korumak, iş gücüne katılımlarını sağlamak ve gelir güvencesi ve bağımsızlaşmalarına destek olmak, engellilere bakım ve danışmanlık hizmeti vermek, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini etkin sunmak, engelliliği önleyici çalışmalar yapmak ve engellilerin sorunlarının çözümüne yardımcı olmak, engellileri yoksulluğa karşı korumak ve nihai olarak engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarını sağlamaktır.

Engelliler Politikası

Engelliler Politikası Tanımı ve Kapsamı

Engellilere yönelik sosyal politikalar; engellilerin sorunlarını çözmeye, onların toplumla bütünleşmelerini sağlamaya, haklarını korumaya, sosyal güvenliklerini ve eğitimlerini garanti altına almaya yönelik politikaları kapsar.

Engelliler politikası; kaynak dağılımının ihtiyaç türlerine uygun bir biçimde gerçekleşmesine ilişkin düzenlemeler, usuller ve mekanizmalardır. Engellilerle ilgili sosyal politikanın dayandığı temel ilke; engellilerin de engelli olmayanlar gibi yasal, sosyal, kültürel diğer bir deyişle tüm insan haklarına sahip olduğu gerçeğidir.

Engelliliğe Yönelik Yaklaşımlar ve Engelliler Politikası

Toplumların engelliliğe yaklaşım biçimleri, engellilik alanına yönelik olarak oluşturulan politika ve hizmetlerin temel belirleyicisi olmuştur. Engellilere yönelik yaklaşımlar; geleneksel, medikal, sosyal ve insan hakları yaklaşımı olarak dört biçimde karşımıza çıkmaktadır.

Geleneksel yaklaşım, engelliyi toplumdaki acıma duygusuna ve iyi niyete bağımlı hâle getirmektedir. Medikal yaklaşım engelliliği; hastalık, travma veya sağlık koşullarının yol açtığı problem olarak görür. Medikal politikaların hedefi; tedavi, rehabilitasyon ve bakımdır. Sosyal yaklaşıma göre engellilik, bir hastalık değildir. Birey, destekleyici olmayan bir ortamla karşılaşırsa engellilik ortaya çıkar ve engellilik, tıbbı da içine alan ve engelliliğin toplumsal süreçlere yansımalarını da kapsayan genel bir yaklaşımla ele alınır. İnsan hakları yaklaşımı, engellilik olgusunu hak temelli ele alır ve temel insan hakları değerlerinin engelli kişiler için de geçerli olduğunu vurgular.

Engelliler Politikasının Tarihsel Gelişimi

Uluslararası Gelişmeler

Birleşmiş Milletler tarafında yaşanan gelişmeler özetle şunlardır:

1950’de Cenova Konferansı, 1969’da Sosyal Kalkınma ve Kalkınma Sürecine Dair Bildirge, 1975’te Engelli Hakları Bildirgesi, 1981 Engelliler Yılı ilanı, 1982’de Engelli Kişilerle İlgili Dünya Eylem Programı, 1983–1992 yılları arası Birleşmiş Milletler Engelliler On Yılı ilan edilmesi, 1992’de her yıl 3 Aralık gününün “Engelliler Günü” olarak kutlanmasının kararlaştırılması ve 2006’da Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme”nin kabul edilmesi.

Avrupa Birliği tarafında yaşanan gelişmeler özetle şunlardır:

Avrupa Konseyi’nin 1980 ve 1990’larda çeşitli bildirgeleri, Avrupa Komisyonu’nun “Engelliler İçin Fırsat Eşitliği – Topluluğun Yeni Engellilik Stratejisi 1996” başlıklı tebliği, 1999’da Amsterdam Antlaşması’na engelliliğe dayalı ayrımcılıkla mücadele hükmünün konulması, 2000’de İstihdamda ve İşte Eşit Muamele Direktifi ve Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı, 2003 yılının Avrupa Engelliler Yılı ilan edilmesi, 2003-2010 yıllarını kapsayan Avrupa Engellilik Eylem Planı ve Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’yi Birlik olarak imzalaması.

Ulusal Gelişmeler

Türkiye tarafında yaşanan gelişmeler özetle şunlardır:

1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’nin imzalanması, 1951’de körler okulunun açılması ve özel eğitim hizmetlerinin Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmesi, 1961 Anayasası’na engellilere ilişkin maddelerin konması, 1960’lı yıllardan bu yana Beş Yıllık Kalkınma Planlarında engellilere yer verilmesi, 1976’da 2022 sayılı Yasa, 1971’de İş Yasası’nda engellilere %2 kontenjan tanınması, 1981’de ‘Sakatları Koruma Milli Koordinasyon Kurulu’nun oluşturulması, 1982 Anayasası’nda engellileri koruma ve topluma intibaklarının sağlanması yükümlülüğünün getirilmesi, 1997’de Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın kurulması ve 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 3 Aralık 1999’da ilk ‘Özürlüler Şurası’nın yapılması, 2005’te 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, 2011’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ‘Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ hizmet biriminin oluşturulması, 2008’de ‘Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin 5825 sayılı kanunla onaylanması.

Türkiye’de Engellilerle İlgili Politikaların Uygulamaları

Türkiye’de engellilerle ilgili politikaların uygulaması, farklı alanlarda oldukça fazla düzenleme içermektedir. Engellilik durumunun, bireyin yaşamının her alanına yansıyor olması bunda en önemli etkendir. Bu nedenle doğrudan ya da dolaylı olarak birçok kişi, kuruluş veya kurum engellilik alanıyla ilgilenmektedir.

Bu uygulamaları, yürürlükte olan mevzuattan yararlanarak aşağıdaki şekilde açıklayabiliriz:

Telefon hatları, özlük hakları, sağlık yardımı, istihdam ve iş, eğitim, mesleki eğitim, emeklilik, sosyal yardımlar, engelli aylığı, muhtaç aylığı, yaşlı bakım hizmetleri, vergi indirimi ve araçlar, yardımcı araç gereç ve cihazlar, engelli kimlik kartı, spor, ayrımcılıkla mücadele, yerel yönetimler, indirimler ve fiziksel çevre düzenlemeleri.