Çocuklara Yönelik Sosyal Yardımlar ve Sosyal Hizmet

Sosyal refahı sağlamak, temelde güçsüzü güçlü karşısında korumayı hedeflemektir. Bu kapsamda toplumun temel taşı olan ve toplumların geleceğinin aynası olacak çocuklara hak ettiği değeri devletin vermesi bir sorumluluk ve bir ödevdir.

Yukarıda bazı Avrupa Birliği ülkelerinin çocuğa yönelik sosyal koruma hizmetleri ile Türkiye’de çocuğa yönelik sosyal koruma ve sosyal hizmet modelleri incelenmiştir.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin gelişimi ile birlikte sosyal korumanın öneminin anlaşıldığı gelişmiş ülkelerde bir yüzyıldan beri çocuğa yönelik ayrı bir yardım sisteminin uygulandığı görülmektedir. Bu ülkelerde çocuk sahibi olmanın bir kamu hizmeti olarak algılandığı ve ülkeye hizmet amacı taşıdığı düşüncesi hâkimdir ve böyle bir hizmeti yerine getirecek kişilere de hayatlarını kolaylaştırmak için pek çok imkân tanınmaktadır.

Avrupa’da çocuk manevi doyum sağlamak amacı ile dünyaya getirilmektedir. Bu ülkelerde genç nüfusun giderek azalması, yaşlı nüfusun ise artması nedeniyle çocuğa olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Bu nedenle ülkeler nüfuslarını arttırmak amacıyla evlilik kurumunu ve çocuk sahibi olmayı teşvik eden önlemler almaktadır.

Bu ülkelerde nüfus artış hızını özendirmek amacıyla aile ödeneklerine ağırlık verilmesinin yanı sıra bu ülkeler sanayileşmenin etkisiyle sosyal refah devleti anlayışı kapsamında sosyal güvenlik sistemlerinin ve sosyal koruma hizmetlerinin kapsamını genişletmişlerdir. Böylelikle yaşanılabilir, insan haklarına saygılı yasal düzenlemeler getirilmiştir.

Son dönemde Avrupa Birliği ülkelerinde yaşanan ekonomik krizin etkisi ile sosyal koruma hizmetleri kısıtlansa da köklü uygulamalar hâlen birçok gelişmekte olan ülkeye örnek olacak niteliktedir.

Türkiye’de ise yapılan incelemede doğrudan çocuk koruma sistemlerini incelemek mümkün olmamıştır. Türk Sosyal Güvenlik Sistemi dağınık bir yapı sergilemekte ve çok farklı kurumlar tarafından sosyal yardımlar yapılmasına rağmen bu yardımlar yeterli olamamaktadır. Türkiye çocuk yardımları konusunda Avrupa Birliği ülkelerinin gerisindedir; ancak yasal düzenlemelerle yardımlar günün koşullarına uygun bir duruma getirilirse bu eksiklik bir ölçüde kapatılabilecektir.

Yeni sosyal güvenlik yasasının çocuklar ve aile yardımlarına ilişkin maddeleri de eski yasadan farklı değildir. Bu nedenle yasa ile üç sosyal güvenlik kurumunun birleştirilmesi de başka bir yeniliği barındırmamaktadır.

Sosyal hizmet alanında ise 14.214 çocuk koruma altına alınmıştır. Ancak Türkiye nüfusu ile oranlandığında korunma ihtiyacı olan çocuk sayısının çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle verilen hizmetlerin yeterli ve çeşitli olmadığı düşünülmektedir.

Türkiye’de genç nüfusun toplam nüfusun yaklaşık üçte birini oluşturduğu düşünüldüğünde nitelikli gençlerin yetişmesi amacı ile çocuğa ayrı bir önem verilmesi gereklidir.

Sosyal hukuk devleti, Anayasa Mahkemesi'nin bir kararında da belirtildiği gibi, “güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet” demektir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurumlarıyla Anayasa'nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını gerekli kılar. Hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla gerçekleşir.

Yukarıda da belirtildiği gibi güçsüz kişilerin güçlü kişiler karşısında korunması devletin sorumluluğu altındadır. Çocuklar da, çocukluk döneminin özelliğinden dolayı çoğu zaman toplumda yaşanan pek çok durumdan en fazla etkilenen gruptur. Bu nedenle devletin çocuğun korunmasına ayrı bir önem vermesi gereklidir. Devletin var olan sosyal güvenlik sistemi içerisinde bunu başarması çok zor görünmektedir ve sosyal güvenlik sisteminin çocuklar için olan düzenlemelerinin tekrar değerlendirilmesi gereklidir.