Aile
Antropolojide birçok aile tanımı olmasına karşın antropologlar, bütün toplumlardaki aile kurumunu kapsayacak geçerlilikte bir tanım üzerinde henüz bir ittifak sağlayamamıştır. Bu nedenle antropologlar, bütün toplumlarda ve kültürlerde yaygın olan aile kurumunu kapsayacak nitelikte bir aile tanımı yapmaya çalışmışlardır. Aile, evlilik bağı ile bir araya gelmiş erkek ve kadın arasındaki cinsel ilişkilerin düzenlendiği, neslin devamının sağlandığı, sosyalleşme süreçlerinin ilk ve etkili bir biçimde uygulandığı, ana-babalar, çocuklar ve tarafların kan bağı olan akrabalarından meydana gelmiş ekonomik ve toplumsal bir birliktir.
Antropoloji, aileyi bütün topluluklarda ve kültürlerde var olan, en küçük temel sosyal bir ünite olarak ele almaktadır. Bu anlamda aile bütün toplumlarda temel bir sosyal ünitedir. Ailenin, her toplumda birçok işlevi vardır. Aile, bütün toplumlarda neslin devamını sağlar. Aile, biyolojik üremeyi sağlayan sosyal birim olmaktadır. Ailenin, ortak yerleşim, ekonomik işbirliği, biyolojik üreme ve sosyalleşme şeklinde dört ortak karakteristik özelliği vardır.
Ailenin rol ve işlevleri zamanla değişmiştir. Ailenin birçok işlevini, bürokratik örgütler yerine getirmeye başlamıştır. Ailenin birçok işlevi etkisini yitirmesine rağmen değişime direnen işlevleri, toplumun varlığını sağlıklı bir biçimde sürdürmesini sağlar. Aile toplumda biyolojik, psikolojik, sosyalleştirme, ekonomik, eğitim, dinî, sosyal dayanışma, statü kazandırma ve boş zamanı değerlendirme işlevlerini yerine getirmektedir.
Otorite ve hane halkı faktörlerine göre aile farklı tiplere ayrılmıştır. Otorite faktörünü esas alan aile tipinin “ana ailesi” ve “baba ailesi” şeklinde iki biçimi vardır. Baba aile, “baba tarafından aile” ve “ataerkil aile” biçiminde iki alt tipe ayrılır. Hanedeki aile bireyleri sayısını ölçüt alan aile biçimleri: “Geniş aile” ve “çekirdek aile"dir. Geniş ailenin birçok kültürde “kök aile” ve “birleşik aile” şeklinde iki farklı modeli bulunur. Hane halkı sayısına bağlı aile tipi dışında her toplumda sosyal çevre, akrabalık ve mülkiyet ilişkilerine göre farklı aile biçimleri ortaya çıkmıştır.
Tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar geçen süreçte ailenin yapı, işlev ve biçimlerinde oldukça önemli değişimler olmuştur. Ailenin yapı, işlev ve aile ilgili kültürel değerler meydana gelen bu değişimler bazı sorunların yaşanmasına neden olmuştur. Bu değişimler özellikle, ailenin iç örgütlenmesini olumsuz etkilemiştir. Ailede uyum ve uzlaşma yanında zaman zaman çatışma ve tartışmalar artmıştır.
Her aile tipinde farklı nedenlerle sorunlar yaşanmaktadır. Geleneksel geniş ailenin kendine özgü sorunları vardır. Geniş ailede aile reisinin verdiği kararlara bütün aile bireyleri uymak zorunda oldukları için bu olgu, özellikle genç kuşaklar için önemli çatışma ve gerginlik alanını oluşturmaktadır. Bu yüzden geniş ailede otorite, bağımlılık ve saygınlık gibi farklı özellikler, aile bireyleri arasında anlaşmazlık, çatışma ve tartışma alanlarını oluşturmaktadır.
Aile kan, akrabalık, yasal olarak bir arada yaşayan insanlardan oluşmuş, mahrem ilişkilerle şekillenmiş bir gruptur. Aile, zamanla değişime uğrasa da değişen toplumsal yapıya her zaman uyum sağlamış ve tutunmuş evrensel bir olgudur.