Araştırma Yöntem ve Teknikleri
Alan araştırması sırasında antropologlar insanlara sorular sorup dikkatli bir şekilde verilen yanıtları kaydeder. Antropologlar; sepetler, heykeller, müzik aletleri, silahlar, mücevherler, giysiler, evler gibi insan üretimlerini yakından incelemek için insanları günlük işlerini yaparken ve etkileşim hâlinde iken izlemektedir. Bu bölümde ele alınan teknikler, antropolojik araştırmada en sık rastlanan tekniklerdir. Ancak bu bilgiler eksiksiz bir envanteri yansıttığı için alanda çalışma yapan kişiler, standart maddeleri desteklemek için yeni gözlem biçimleri geliştirme olasılıklarına karşı her zaman açık olmalıdır. Genel olarak yeni alan çalışması teknikleri bu önde gelen tekniklerden birinin gözden geçirilmiş ya da değiştirilmiş halidir.
Katılımcı gözlem, etkili alan çalışmalarının temelidir. Esasen her insan diğer kültürlerde olmasa da en azından kendi kültüründe katılımcı gözlemcidir. Ancak alan çalışması sadece “orada olmaktan” ve edilgen bir şekilde insanları gözlemekten daha fazlasının gerçekleştirilmesini gerektirmektedir. Bir davranış örüntüsünü ya da bir olayı gözlerken alanda inceleme yapan kişi, olayı ilk elden gözlemekten daha fazlasını gerçekleştirmeye çalışmalıdır. Gözlemlerin yapılandırılması ve görüşmeler, izleme ve belki de “testler” uygulanarak farklı olaylar arasındaki ilişkilerin sistematik bir şekilde araştırılması yoluyla katılımlı gözlem bilimsel şekilde kullanılır hâle getirilebilir.
Nüfusla ve kültürle ilgili verilerin toplanması, alan çalışmalarının büyük bölümü davranışsal örüntülerin incelenmesine ayrılmıştır: "Kim kiminle neden evleniyor? İnsanlar çocuklarını nasıl yetiştiriyor, günlük işlerini nasıl gerçekleştiriyor ve ritüellerini nasıl yapıyor ve genel olarak birbirleriyle nasıl etkileşime giriyorlar?" gibi. Antropologlar ayrıca inceledikleri popülasyonun nüfus statüsüyle, bu popülasyonun kültürünün maddi boyutlarıyla ve teknolojik ve fiziksel ortamla da ilgilenmektedirler.
Alanda inceleme yapan araştırmacıların gözlemlerinde kullanmış oldukları sınıflamaların ve kavramların yapısı büyük bir dikkatle incelenmelidir. Alan çalışmasında somut olayların birincil şekilde bildirilmesinin hemen ardından mümkün olduğu kadar düşük düzeyde soyut bilgiler verilmelidir.
Önemli katılımcılarla görüşmeler yapılması, katılımcı gözlem ile bütünleştirilerek kullanıldığında en iyi sonuçları vermektedir. Alanda çalışma yapan kişiler bir olayı gözlediklerinde ve bu olayla ilgili bilgilerin önemli bir kısmını yorumlayacak hâlde olduklarında verilerini katılımcılarla birlikte sistematik şekilde denetlemeyi iyileştirecek bir konumda olur.
Alan çalışmalarında problem odaklı bir yaklaşıma yönelmenin ardında yatan neden, son yıllarda kültürel antropolojinin ilgileri ve tekniklerinde meydana gelmiş olan büyük çaplı değişikliklerdir. Son derece basit bir ifadeyle konu genişlemiştir. Erken alan araştırmacıları öncelikle normatif örüntülerle -bir toplumun çocuk yetiştirmeye, evliliğe, sorunların çözümüne vb. yönelik tipik yaklaşımları ile -ilgilenmiştir. Günümüzdeki antropologlar ise söz konusu alanları daha derinden incelemekte ve bu alanların her birinde yer alan davranışların çeşitliliğini araştırmaktadır.
Antropolojik alan çalışmasında önemli katılımcılarla görüşme yapılması o denli önemli hâle gelmektedir ki yoğun kişisel belgeler antropoloğun özellikle iyi ilişkiler içinde olduğu az sayıda insandan toplanmaktadır. Antropolog kişisel ve kültürel verilerin sunumuna duyarlı olan kişilerden yoğun materyaller toplanmasına odaklanmaktadır. Dolayısıyla çoğu örnekte yaşam öyküleri toplumdaki sıradan kişileri ya da temsil niteliği taşıyan kişileri değil sıra dışı kişileri yansıtmaktadır. Buna rağmen yaşam öykülerinin zenginliği ve kişisel bir yapıda olması belli hayat tarzlarının anlaşılmasında büyük değeri olan kültürel bilgilerin canlılığını ve bütünleştirilmiş olmasını sağlamaktadır.
Görüşme, etnografik araştırmaların merkezidir çünkü görüşmeler bireylerin ne düşünüp hissettiklerini, olayları ve kendilerini çevreleyen dünyayı nasıl gördüklerini açığa çıkarmaktadır. Görüşmeler, daha az yapılandırılan ortamlarda ortaya çıkan konuların ele alınması, toplum hakkında genel bilgiler toplanması ve inanç ve davranışlarla ilgili belli bilgilerin elde edilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Görüşmeler, resmî ya da gayriresmî olarak gerçekleştirilebilir.
Anketler görüşmelerden farklıdır çünkü katılımcının kendisi araştırmacı tarafından sunulan bir formda yer alan soruları yanıtlamaktadır. Karmaşık toplumlarda anketler çoğunlukla katılımcılara posta yoluyla gönderilmektedir ve anketleri yanıtlamak gönüllülük esasına dayanmaktadır. Anketler birincil nüfus sayım aracı olarak tatmin edici araçlar değildir çünkü anketlerin yanıtlanarak geri gönderilmesi kesinlik taşımamaktadır. Bir araştırmacı posta ile gönderilen anketler aracılığıyla toplanan verilerin genel geçerliğini ve temsil etme niteliğini incelemek isterse görüşmeyi yapan kişiler anketi yanıtlamamış olan kişilere bu anketi götürerek yanıtlamalarını isteyebilir.
Antropolojik araştırmalarda nicel yöntemler tek başına kullanıldıklarında pek az katkıda bulunmaktadır. Dolayısıyla bu araştırmalarda hangi soruların sorulacağına, hangi verilerin toplanacağına ve hangi hipotezlerin test edileceğine dikkat edilmelidir.
Alan araştırması antropolojiye özgüdür ve yeni verilerin çoğu etnografik verilerden gelmektedir. Ancak araştırmaların önemli bir bölümü ayrıca ikincil verileri (önceden toplanmış olan, arşivlerde ya da kütüphanelerde bulunan materyaller) temel almaktadır.
Toplanan verilerin sadece bir örnek olduğunu bilen ihtiyatlı araştırmacılar örneklemlerinin sınırlarını belirlemektedir. Bir araştırmacı tanıdığı için ya da uygun zamanda orada oldukları için insanlarla görüşme yapmaz. Araştırmacılar sorulacak soruları belirler, görüşme yapılması muhtemel insanların eksiksiz bir listesini çıkarır ve daha sonra uygun ölçütlere uygun kişileri görüşme yapmak üzere seçer.