Fransız Devrimi

Fransız Devrimi, tarihin kaydettiği en büyük toplumsal devinimlerden biri olup o dönemde yaşanan diğer olaylara göre daha kökten ve daha derin sonuçlara zemin hazırlamış siyasi bir harekettir. Fransız monarşisinin yıkılmasına sebep olan Bastille Hapishanesi Baskını (14 Temmuz 1789), ana kaynaklarda Fransız Devrimi’nin bir başka ifadeyle Yakınçağ Tarihi’nin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Devrim kavramı üzerine daha ayrıntılı bakıldığında mevcut gelişmenin üç safhada gerçekleştiği göze çarpmaktadır. Birinci safha, devrim fikrinin geliştiği, düşünürlerin devrimin temelini attığı safhadır. İkinci safha, ihtilali ifade eden devrimin eylem safhasıdır. Bu safha başarıya ulaşırsa ihtilâl meşruiyet kazanır. Üçüncü ve son safha ise yıkılan düzenin yerine yenisinin kurulduğu aşamadır. Yeni düzen kurulduğunda devrim başarıya ulaşmış demektir. Fransız Devrimi’ne ilişkin önemli kavramlardan biri de Eski Rejim (Ancien Régime)’dir. Bu kavram, devrim öncesi Fransa’daki toplumsal ve ekonomik düzeni ifade etmektedir.

Fransız Devrimi'nin İçsel Nedenleri

Fransız Devrimi’nin içsel nedenlerini kendi içinde sosyal, siyasal, düşünsel ve ekonomik olarak dörde ayırmak mümkündür.

Fransız Devrimi’nin Sosyal Nedenleri

Toplumsal Yapıdaki Sorunlar

Devrim öncesinde Fransız toplum yapısına ana hatlarıyla bakıldığında; ciddi sınıfsal farklılıklar olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Şöyle ki, Halk kendi içerisinde kabaca üç sınıfa ayrılmıştır: 1 -Asiller/Aristokratlar Sınıfı, 2 - Ruhban/Din Adamları/Rahipler Sınıfı, 3 -Halk Sınıfı (Tiers Etats). Bu üç sınıfın üstünde ise ülkeyi otoriter bir şekilde yöneten ve Bourbons hanedanına mensup Kral XVI. Louis ve ailesi bulunmaktaydı. Bu toplumsal sınıfları birbirinden ayıran sınırlar, her sınırın sahip olduğu imtiyazlardan, yani ayrıcalıklardan ibarettir.

Fransız Devrimi’nin Siyasal Nedenleri

Fransız Devrimi’nin hemen öncesinde iktidarın ana kaynağına bakıldığında Bourbon hanedanına mensup Kral’ın (XVI. Louis) ve ailesinin ülkeyi otoriter bir şekilde yönettiği gerçeği göze çarpmaktadır. Öte yandan Fransa’daki koyu mutlakiyetçi yapının temellerini daha önceki dönemlerde de görebilmek mümkündür.

Fransız Devrimi’nin Düşünsel Nedenleri

Aydınlanma, Avrupa’da İngiliz Şanlı Devrimiyle (1688) başlayıp Fransız Devrimiyle (1789) en üst noktasına erişen bir düşünce hareketidir. Avrupa insanının bireysel ve toplumsal yaşamını yeni bir anlayışla oluşturma çabası olarak niteleyebileceğimiz bu dönem, batı uygarlığının tarihsel gelişiminin ve değişiminin düşünsel ve kültürel bir sonucudur. Aklı başat alması ve tüm toplumsal ilişkileri ve kurumları akılcı esaslar üzerine oturtmayı hedeflemesi nedeniyle Aydınlanma Çağı'nın bir diğer adı da Akıl Çağı olarak isimlendirilmektedir. Fransız Devrimi’nin bu safhasını oluşturan ancak yaşanacak büyük değişimi görmeye ömürleri yetmeyecek önde gelen aydınlar arasında Baron de Montesquieu (1689 -1755), Jean Jacques Rousseau (1712 -1778), Denis Diderot (1713 -1784) ve François -Marie Arouet Voltaire (1694 -1778) yer almaktadır.

Fransız Devrimi’nin Ekonomik Nedenleri

Fransa'da fiyatlar XVIII. yüzyıl boyunca süregiden, aşağı yukarı 1733 yılından 1817 yılına kadarki süreçte devam eden bir artma eğilimi göstermiştir. Öte yandan 1788 yılında düşük ürün alınması, yoksul halk arasında açlık baş göstermesine ve halk kitlelerinin burjuva kesiminin hizmetine girmelerine yol açmıştır. Fiyat artışını tetikleyip ekonomik çöküşü hızlandıran diğer faktörleri ise başlıklar üzerinden aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz: “Nüfusun fazlalığı, salgın hastalıklar, uzun süren savaşlar, yüksek vergiler, istihdam yetersizliği, kuraklık, gelir düzeyi farklılığı”.

FRANSIZ DEVRİMİ’NİN DIŞSAL NEDENLERİ

Fransız Devrimi’nin dışsal sebepleri Amerikan Devrimi temellidir. Amerikan Devrimi’nin etkileri, ekonomik ve düşünsel olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

FRANSIZ DEVRİMİ’NİN GELİŞİMİ

XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Fransa’da halk bir yandan yoksulluk çekerken, öte yandan kral da bütçe açığını kapatabilmek için yeni vergiler koymayı planladığı görülmektedir. Kral, mali bunalıma çözüm bulabilmek amacıyla 1614 yılından beri toplanmayan Genel Meclis'i (Etats Généraux) toplantıya çağırma kararı almıştır. 5 Mayıs 1789 günü itibariyle vekiller Versailles Sarayı’nda toplanabilme imkânı bulabilmişlerdir. Lakin toplantının başlamasıyla birlikte vekiller arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Vekiller arasında yapılan görüşmeler neticesinde, 17 Haziran 1789'da Genel Meclisin adı "Milli Meclis" olarak değiştirilmiştir. Milli Meclis, kralın kapatma girişimine boyun eğmeyerek ihtilâlci tavrını sürdürüp 9 Temmuz 1789 günü adını Kurucu Meclis şeklinde değiştirmiştir.

Paris halkı, reformlardan yana biri olan Necker'in Başbakanlıktan (12 Temmuz 1789) uzaklaştırıldığını duyunca Kral ve çevresine daha fazla tepki göstermeye başlamıştır. Buna ilaveten, Camille Desmoulin adlı genç bir gazetecinin halkı ateşleyen bir konuşma yapması kraliyet yanlısı askerler ile halk arasında gerginliği daha da tırmandırmıştır. İhtilalciler, siyasal mahkumların hapsedildiği Bastille Hapishanesi’ne ise 14 Temmuz 1789 günü saldırarak oradaki tüm mahkûmları serbest bırakmışlardır. Bastille Hapishanesi, despotik bir rejimin simgesi olduğundan buranın ele geçirilmesi mutlak monarşinin yıkılması şeklinde değerlendirilmiştir. Günümüzde Fransızlar, 14 Temmuz gününü milli bayram günü olarak kutlamaya devam etmektedirler.

Kurucu Meclis’in Çalışmaları

Kurucu Meclis, 4 -5 Ağustos 1789 gecesi, asillerin bütün ayrıcalıklarını ve feodalite sistemini ilga ederek büyük bir değişimin başlayacağının işaretini vermiştir. Kurucu Meclis'in yapmış olduğu ikinci önemli çalışma ise 26 Ağustos 1789 tarihli İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'dir. Fransa’nın ilk anayasa deneyimine bakıldığında Kurucu Meclis’in yaklaşık iki yıl sürdürdüğü çalışmalardan sonra Fransa’nın ilk anayasasını hazırladığı ve Fransa Kralı XVI. Louis’in bu anayasayı 14 Eylül 1791’de onaylamak zorunda kaldığı görülmektedir. Bu adım Fransa'nın Monarşi’den Meşruti Monarşi sistemine geçtiğini göstermektedir.

Diğer Dönemler

Yasama Meclisi Dönemi (1 Ekim 1791 -20 Eylül 1792), Konvansiyon Meclisi (20 Eylül 1792 -26 Ekim 1795), Direktuvar Dönemi (27 Ekim 1795 -9/10 Kasım 1799) ve Konsüllük Dönemi (9/10 Kasım 1799 -18 Mayıs 1804) Fransız Devrimi sonrası yaşanan en önemli siyasi dönemler olarak adlandırılmaktadır. Birçok reforma imza atmış olan ve Üç Konsülün başı olan Napolyon, tekrar eskiye dönüşü çağrıştıran bir adımla 2 Aralık 1804’de kendisini imparator olarak ilan etmiştir. Bu suretle Fransa'da 1792'de kurulmuş olan Birinci Cumhuriyet sona ermiştir. 1805 -1815 yılları arasında gerçekleşen koalisyon savaşları (Üçüncü -Dördüncü -Beşinci -Altıncı -Yedinci Koalisyon) Napolyon idaresinin sonunu hazırlamıştır.