Modern Çağ Siyasi Düşüncesinde “Ütopyacılık”
Yunanca’dan türetilmiş olan “utopia” terimi “hiçbir yer” anlamına gelmektedir.
Ütopyaların ortaya çıkmasına sebep olan, bunalım ve sıkıntıların doğurduğu sorunlar ilkel toplumdan günümüz toplumuna kadar her çağda ve her toplumda görülen bir özelliktir.
Sistematik anlamda ilk siyaset felsefesi düşünürü olarak Platon’un “Devlet” adlı eseriyle düşünce tarihine adını yazdıran ilk ütopyadır.
Thomas More ve "Utopıa"sı
Yaşadığı süre içerisinde hem devlet görevlerinde bulunan hem avukatlık yapan More, tarih ve din kitapları da yazmasına rağmen O’nun adını günümüze taşıyan eseri Utopıa’dır. İki bölümden oluşan eserin birinci bölümünde İngiliz toplum düzeninin eleştirisi yapılır, ikinci bölümde ise Ütopya ülkesinin toplumsal düzeni anlatılır.
More’un 1516 yılında "Utopia"sını yazmasında, yaşadığı dönemdeki İngiltere’nin toplumsal ve özellikle ekonomik sorunlarının dayanılmaz ölçüde artması etkili olmuştur.
More, "Utopia"da Orta Çağ’ın genel özelliklerinin eleştirisini yaparken, içinde yaşadığı toplumun temel sorunlarını sıralar. İnsanlar arası ilişkilerde, tarımda, ekonomide, toplumsal bilinç anlayışında, iş bölümünde, eğitimde bunalım ve sıkıntıların ortaya çıktığını göstererek, kendi ütopik topum düşüncesini ortaya koyar.
Herkesin her türlü ihtiyacını ortak mülkiyetten karşıladığı "Utopia"da doğal olarak para da yoktur. Kadın-erkek bütün Utopialılar usta birer tarımcı olmak zorundadır. More’un "Utopia" devletinde demokratik bir siyasal düzen bulunmaktadır. Yöneticiler seçimle iş başına gelirler. Utopia bir barış devletidir ve savaştan hoşlanmaz. Ancak herkes savaşa hazır olacak şekilde eğitilir.
Tommaso Campanella ve "Güneş Ülkesi"
Campanella’nın yaşadığı dönem, Avrupa Katolik dünyasının parçalanmaya başladığı; politik, ekonomik ve kültürel alanda çalkantıların arttığı; kilisenin katı dogmalarına, büyük ve haksız zenginliğine, derebeylik düzeninin kötülüklerine karşı çeşitli tarikatların Avrupa’yı baştanbaşa saran ayaklanmalarının başladığı zaman rastlar.
"Güneş Ülkesi"nde Sosyal, Ekonomik ve Siyasal Yapı: "Güneş Ülkesi" son derece katı bir şekilde belirlenmiş geometrik bir şehir planı ve mimariye sahiptir, bilim ve teknolojiyi temele alır. Her bir çember içerisindeki bölgeyi diğerlerinden ayıran surlarda bilimi öğreten figürler yer alır.
Kentin en büyük yöneticisi başrahiptir, gerek dünya işlerinin gerekse ahiret işlerinin başı odur. Başrahibin yetkisi mutlaktır. Başrahibin güç, akıl ve sevgi adında üç tane yardımcısı vardır.
"Güneş Ülkesi"inde eş ve çocuklar dahil kimsenin özel mülkiyeti yoktur. Campanella’nın Güneş Ülkesi’nde eğitim büyük öneme sahiptir. Kız-erkek ayrımı yapılmaksızın bütün çocuklar aynı eğitim sürecine tabi tutulur. "Güneş Ülkesi"nin her ferdi iyi bir savaşçıdır.
Güneş Ülkeliler ticarete çok önem vermezler, para kabul etmezler. Güneş Ülkeliler için tarım son derece önemlidir. Campanella’nın Güneş Ülkesi, monarşik bir yönetim anlayışıyla, kentin mimari yapısından başlayarak toplumsal yapının her aşamasını sıkı bir denetim mekanizması içinde kontrol eden bir yapıya sahiptir.
Francis Bacon ve "Yeni Atlantis"
Bacon’ın düşünce yapısının temelinde daha sonra İngiliz felsefe geleneğini oluşturacak olan deney ve gözleme dayalı bilim anlayışı vardır. Bacon’un 1624’te kaleme aldığı “Yeni Atlantis”, bu çerçevede bilime dayalı bir ütopya olarak tanımlanabilir.
Yeni Atlantis ve Bilime Dayalı Toplum Tasarımı: Yeni Atlantis’te yaşayan halkın adı “Bensalem”dir. Yeni Atlantis’in en büyük ve en önemli kısmını oluşturan “Süleyman Evi”, Bacon’ın bütün hayatı boyunca hayalinde yaşattığı bir idealdir. Zira Süleyman Evi; bilimin, ilerlemenin, geleceğin merkezi olarak tasarlanmıştır. “Süleyman Evi”, Kral Süleyman’ın en önemli eseridir. Yeni Atlantis tam bir bilim kentidir ve bu kentin kalbini de Süleyman Evi oluşturur. Süleyman Evi’nde bilim, hem teorik amaçlı hem de pratik amaçlı düşünülmüştür. Bu da bilgiyi güç olarak göre Bacon’ın, bilgiyi insan konforu için kullanma düşüncesine uygun bir yaklaşımdır.
Bacon’ın Yeni Atlantis’ini diğer ütopyalardan ayıran yön ise, mevcut düzende öncelikli olarak değiştirilmesi gereken şeyin sosyal yapı, ekonomi ya da yönetim biçimi veya ilkeleri değil; miti, hurafeyi, geleneksel otoriteye dayalı yanlış bilgileri bir kenara bırakıp bilimsel bilgiyi ve bunun uygulamalarını kendine kılavuz edinmiş bir toplum yapısını oluşturma çabasıdır.