Modern Çağ Siyasi Düşüncesinin Temelleri
İnsan doğası üzerine yapılan her tanımlama, farklı siyasi düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Her siyasi düşünce kendi döneminin ontolojik, epistemolojik ve antropolojik düşüncesine bağlı olarak oluşurinsanlık tarihi boyunca ne kadar farklı insan doğası tanımlaması varsa o kadar da farklı siyasi düşünce ortaya çıkmıştır.
Niccolo Machiavelli
Machiavelli’nin siyasi düşüncesinin dayandığı temel felsefi tutum, diní değerlerden arındırılmış laik, seküler bir dünya görüşüne dayanmaktadır.
Machiavelli 16. yüzyıl başlarında İtalya’da ulusal birliği savunan, merkezí güçlü bir devlet kurulmasını amaçlayan bir düşünür olarak karşımıza çıkar.
Machiavelli asıl amacı olan İtalyan Ulusal Birliği’ni sağlamak için en yüksek toplumsal duygu olan dini bir araç olarak kullanmayı reel-politik açıdan bir gereklilik olarak görmektedir.
Machiavelli günümüz siyasal düşüncesinin kurucusu olarak görülmektedir.
Makyavelizm, amaca ulaşmak için her türlü araca başvurmanın meşru / mübah olduğu siyaset tarzının ya da ahlakının adı olarak tanımlanabilir.
"Makyavelizm"in uzantısı tabii ki zorbalıktır. Bu anlayışa göre başarının yolu ikna değil, zorbalıktır.
Machiavelli, mutlak monarşiyi İtalya’yı birliğe ulaştıracak amaç olarak görür. Mutlak monarşide Prens’in egemenlik hakları sınırsızdır.
Machiavelli, İtalya’da Ulusal Birliği sağlamak için “mutlak monarşi”yi savunmuştur.
Jean Bodin
Bodin, siyasi düşüncesinin başlangıcında devleti tanımlayarak işe başlar: “Devlet, birçok ailenin ve bu ailelere ortak olan şeylerin egemen erk tarafından adaletle (doğrulukla) yönetilmesidir.” Bu tanımda dört önemli unsur öne çıkmaktadır: Doğruluk (adalet), aile, ortak şeylerin (çıkarların) yönetimi ve egemen erk.
Bodin’e göre iyi yönetilen aile, devletin gerçek suretidir.
Bodin, devletin kökenini güç kullanmaya dayandırmakla birlikte, bu gücün zorbaların gücünden farklı olarak adaleti ve hakkaniyeti içinde barındırması gerektiğine vurgu yapar. Böylece Bodin, siyasal kuramını meşruluğu ön plana koyan ahlak ve hukuk ekseni üzerine oturtmaya çalışarak Machiavelli ’den ayrılmış olur. İyi yönetilen aile, devletin gerçek suretidir ve ailedeki erk egemen erke benzer. Bu nedenle devletin iyi düzenlenmesi, ailenin iyi düzenlenmesine bağıdır.
Bodin, kamu mülkü, kamu hazinesi, kentler, sokaklar, alanlar, tapınaklar, pazar yerleri, gelenek ve görenekler, yasalar ve bunlara benzer her şeyi kamusal alan olarak tanımlar.
Ortak şeylerin yönetimi: Bodin'in devlet tanımında, üçüncü önemli unsur olarak “ailelere ortak olan şeylerin yönetilmesini” gösterir. Bu açıdan devlet, tam manasıyla kamusal alandır, kamu çıkarlarının gözetilmesidir.
Egemen güç mutlak kabul edilimekle birlikte bazı sınırları vardır:
- İlk olarak egemen, Tanrı ve doğa yasalarına bağımlıdır.
- İkinci olarak egemen, temel yasalarla sınırlıdır.
- Üçüncü olarak egemen, ekonomik işler konusunda sınırlıdır.
Halk devleti (demokrasi), halkın bütünü ya da çoğunluğunun hep birlikte, hem bütün topluluk hem de teker teker bireyler üstünde egemen olduğu bir devlet biçimidir.
Aristokrasi, yurttaşların küçük bir bölümünün, hem genel olarak çoğunluğu hem de teker teker bütün yurttaşları egemen erkle yönettiği devlet biçimidir.
Monarşi, mutlak egemenliğin tek bir prenste bulunduğu devlet biçimidir.
Thomas Hobbes
Hobbes ‘in tasarladığı “doğa durumu” tarihsel bir gerçeklik olmasa da, kendi siyaset kuramı açısından mantıksal bir varsayım, bilimsel bir kurgu olarak düşünülebilir.
Hobbes’e göre insanlar arasındaki savaşın üç temel nedeni vardır: Bunlar; rekabet, güvensizlik ve herkesten üstün olma tutkusudur.
İnsanlar arasında "doğa durumu"; herkesin herkesle savaşına son verilmesi, akla uygun biçimde karşılıklı güvenin yerleşmesi, insanların bir araya gelip yaptıkları “toplum sözleşmesi” ile sağlanır. Böylece egemen güç (devlet) meydana gelir.
Egemen güç, barış ve güvenliğin bozulmasını önlemek için gerekli gördüğü tüm önlemleri almakta özgürdür. Yeri geldiğinde baskı uygulayabilir, yasaklayabilir veya vergileri arttırabilir.
Hobbes de bu olgusal gerçeklikten hareketle devleti zayıflatan ve çökerten nedenler üzerinde durur.
İlk olarak, devletin mutlak otoritesini koruması gerekir. Otoritenin mutlak nitelikte olmaması devletin çöküşünü hazırlar.
İkinci olarak, toplumda farklı iyi ve kötü anlayışlarının ortaya çıkması, devletin sonunu hazırlayacaktır.
Üçüncü olarak, egemen doğa yasası dışında hiçbir yasaya bağlı değildir.
Dördüncü olarak, kişilere tanınan mülkiyet hakkına mutlak bir nitelik verilmesi ve bu mülkiyet üzerinden devlet hakkının kaldırılması da devleti yıkan nedenlerde biridir. Kişilere mülkiyet hakkı verilmiş olsa da onun asıl sahibi devlettir.
Beşinci olarak, "laiklik” ilkesi devletin bekası için Hobbes tarafından zorunlu görülmektedir.
Son olarak, karma yönetim denemesi, devletin güçlü bir ekonomik yapıya sahip olmaması, sermayenin tek elde toplanması, toplumsal belli bölge ya da sınıfların gereğinden fazla güçlenmesi, savaşta kaybetmek gibi nedenler de devletin sonunu getiren nedenler olarak sayılabilir.