Siyaset Sosyolojisi: Temel Kavramlar
Siyaset Sosyolojisi
Siyaset sosyolojisi genel olarak toplumda meydana gelen politik süreçlerle ilgilenir. Politik süreçlerin toplumsal görünümlerine inerek politik olanı analiz eder. Özellikle politik söylemin önemli bir kavramı olan iktidara odaklanarak toplumsal görünümlerini gün yüzüne çıkartır. Temelde siyaset sosyolojisi aile, din, ahlak, cinsellik, toplumsal sınıf gibi doğrudan siyasal olmayan etkenlerin rolünü de odaklanarak siyasal iktidarın dağılımında ele alıp, iktidarın analizlerini toplumun en derinlerine taşır. Ayrıca iktidarın tanımlanmasına yönelik olarak sosyoloji, toplumsal yapının doğası, grupların işlev, süreç ve ilişkileri ile de ilgilenir.
Toplumun İnşasında Modern Politik İdeolojiler
İnsanoğlu nesilden nesile bir topluluk içerisinde yaşayarak bir hayat hikayesi ortaya koyar ve tüm bunları tarihi bir sıralamaya göre yapar. Bu hayatı yaşarken bazen etkimizin olmadığını bazen de toplumun tarihinin seyrine yön verdiğimizi düşünebiliriz. Her iki etkiye rağmen toplumun şekillenmesinde ve tarihin akışında katkı söz konusudur.
Modern ve Geleneksel Arasında: Sivil Toplum
Batının geleneksel düşünce ve pratiklerden kopuşuna işaret eden modernleşme sürecinde devlet-toplum ilişkisini yeniden tanımlayan sivil toplum kavramının izi antik çağlara kadar sürülebilir. Ancak modern sivil toplum anlayışı, Alexis de Tocqueville’in 19. Yüzyıldaki “sivil örgütler” nitelemesinden gelmektedir. Bu dönemde localar, hayır kurumları ve dinsel gruplar gibi sivil örgütler ABD'de bolca bulunmaktaydı. Tocqueville bu türden örgütlerin varlığının yalnızca yararlı işlevler üstlenmeleri nedeniyle değil, aynı zamanda ülkenin demokrasi kültürünün desteklenmesi bakımından da önemli olduğunu ifade etmiştir.
Modern Toplumun Temellendirilmesi Açısından Toplum Sözleşmeleri
Genellikle teorik bir araç olarak kullanılan toplum sözleşmesi, organize olmuş bir toplumun veya bir devletin varlık alanına getirilmesini sağlayan gönüllülüğe dayalı bir anlaşmadır. Toplumu meydana getiren bireylerin yükümlülükleri ve haklarının kökenlerini açıklayan sözleşme, doğa durumunda bireysel ve egoist alışkanlıklarından vazgeçen bireylerin, bir toplum oluşturmak üzere aralarında yaptıkları ve kendi kendilerini yönetme haklarını hepsinin üzerindeki ortak bir hakeme devrettiklerini ifade eden yazılı olmayan anlaşmaya verilen addır. Bu bakımdan sözleşme fikrine göre toplum, doğa durumundan bilinçli olarak uzaklaşan ve kendileriyle toplumun genelinin iyiliği için birtakım özgürlüklerinden vazgeçen bireylerden meydana gelir.
Postmodern Toplum ve Siyaset
21. yüzyılın sonunda dünya bilgi, ulaşım ve özellikle iletişim alanındaki gelişmelerle birlikte çok boyutlu bir değişim geçirir. Ekonominin giderek ulusallaşmasıyla birlikte dünya küresel bir toplum ve pazar halini alır. Toplumlar siyaset, hukuk, teknoloji ve çevre gibi alanlardaki değişimler sonucunda zaman ve mekanda bağımsız şekilde yaşamaya başlar. Bu bağımsız oluşum dünya çapında geçerliliği olan, normlara ve dikkatte alınması gereken ölçütlere bağlı kalarak dünya vatandaşlığına geçer. Aslında yerelliğin ulusallığın reddedilmeden dışına çıkılarak evrenselleşmeyi öngörür.
İktidar: Sosyolojik Bir Analiz
İktidar, toplumsal bir olgu olarak, yaşamın birçok alanında ortaya çıktığı için genel geçer bir sınıflandırma yapmak oldukça zordur. İktidar toplumsal yaşamımızın iktisadi, psikolojik, siyasi, dini alanları gibi hemen her alanda karşımıza çıkan ilişkilerden doğan bir gerçekliktir. Daha çok siyaset bilimi, siyaset sosyolojisi ve siyaset felsefesinin ilgilendiği bu olguya ilişkin kratoloji (iktidar bilimi) olarak adlandırılır. İktidar kavramı, siyasal teori ve siyaset felsefesi alanlarında köklense de II. Dünya Savaşı sonrası dönemde siyaset bilimi ve sosyolojinin; çağdaş dönemde de sosyal teori ve genel olarak beşeri bilimlerin merkezi konularından birini oluşturmuştur.
Kimlik, Siyaset ve Söylem
Hayatımızda, kendimizi, özgür seçimimiz veya özgür seçimlerimiz dışında birçok grubun içinde görürüz. Hem doğduğumuz yere ait olduğumuz aidiyetliklerle hem de kendi seçimlerimizle oluşturduğumuz kimliklerle yaşamımız şekillenir. Bireyin doğuştan politik bir canlı olduğunu dile getirirken Aristoteles aynı zamanda kimliğin politik veçhesini ön plana vererek bireyle kopmaz bir birlikteliğe sahip olduğunu dile getirir. Bu anlamda toplum ve politik alanın kimlikler üzerinde onmaz bir etkiye sahip olduğu aşikârdır. Nitekim kültürel ve genetik kimlikler politik alanın işleyişini güçlendirmiş ve zamanla bu düşüncenin yıkılmasıyla politik alan bu genetik kodlardan uzaklaşarak çok kültürlü perspektifleri benimsemeye başlamıştır.